“Kadına şiddetin komedisi olmaz”

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Şiddet bütün dünyanın en büyük sorunlarından biri. Farklı şekillerde karşımıza çıkıyor; kadına yöneliyor, çocuklara, hayvanlara hatta doğaya. Özellikle Türkiye’de kadınlar maalesef şiddete en fazla uğrayan grupların başında. “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” vesilesiyle bu konu bir kez daha ele alındı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen toplantıda bu konuyu enine boyuna konuştuk. Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’un değerlendirmeleriyle başlayan etkinlikte, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da yapılması gerekenlere dair görüşlerini açıkladı.

Pandemi şartları nedeniyle online ortamda Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilen çalıştayda televizyon dizilerinin şiddet olgusuna etkileri de gündeme geldi. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, yapımcı Birol Güven, Yazar Gülseren Budayıcıoğlu konuşma yapan isimler arasındaydı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin, dizileri çok izlenen platformlardan Kanal D’nin Genel Müdürü Murat Saygı ve tanınmış Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Sayar da katılımcılar arasındaydı.

Konferansta Emine Erdoğan bir konuşma yaptı. Baştan sona çok önemli konulara dikkat çektiği konuşmanın altına imzamı atıyorum. Sanat adı altında şiddete estetik anlamlar yüklenmemesi gerektiğini söyleyen Erdoğan “Katiller, mafya babaları rol model olarak gösterilmesin” dedi. Emine Erdoğan’ın işaret ettiği gibi her şeyden soyutlanıp bütünüyle steril bir dünya kurmak kolay değil. Hayatın içinde zorluklar, sıkıntılar ve kötülükler elbette var. Fakat yaşamı anlatırken insanın karanlık yönleri yerine iyiliği ve güzelliği merkeze almak mümkün olmalı.

Erdoğan’ın konuşmasından şu notları aldım: Kadına şiddetin komedisi olmaz, televizyon yapımları bizi şiddete güler hâle getirmesin. Öfkelenen koca, cinnet geçiren eş gibi ifadeler aslında işlenen suça peşinen bahaneler buluyor. ABD’den sonra en fazla dizi ihraç eden ülkeyiz. Bu bize çok önemli bir fırsat sağlıyor. Bu sayede sevgi, merhamet ve insanlığı ihraç edebiliriz.

Televizyonların etkisi

Diziler tek başına toplumsal cinnetin kaynağı değil elbette. Kadına yönelik önyargı ve şiddetin kökeninde feodal gerçekler ve bazı törelerin de etkisi var. “Dayak” hâlâ toplumun önemli kesiminde bir “terbiye”, “yola getirme” biçimi olarak kabul ediliyor. İşin korkunç yanı, örneğin kadın cinayetlerini işleyenler bunu “namus meselesi” olarak değerlendiriyor ve işlediği suçla âdeta gurur duyuyor.

Öyle şeyler yaşanıyor ki, “Öldürmeseydim insanların yüzüne bakamazdım" diyenler çıkıyor. Herkes bu büyük mücadelenin paydaşı olarak seferber olursa ciddi yol alabileceğimizi düşünüyorum. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da halkın bilinçlendirilmesinde ciddi katkı sağlayabileceğine inanıyorum.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder