Suudi Arabistan’ı kurtarma çabası mı?

16 Ekim 2018, Salı 05:00
AA

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da ortadan kaybolmasıyla başlayan olay giderek karmaşıklaşıyor.

Gazetecinin feci şekilde öldürüldüğüne dair kuşkular ağırlıkta. Bununla beraber Kaşıkçı’nın kaçırılmış veya rehin alınmış olabileceğine dair iddialar da ortada dolaşıyor.

Bu süreçte Kaşıkçı’nın kimliğine dair çok fazla teori ortaya atıldı.

Muhalif bir yazar olarak tanınıyor olsa da iddialar gazetecinin aslında farklı taraflara çalışan bir ajan olduğuna kadar uzanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri, bu işe bütün ağırlığıyla dâhil olduğuna göre olayın seyri farklı yönde gelişecek demektir.

Nitekim Amerikan tarafı olayı soruşturmak üzere bir FBI ekibini organize etti. Türkiye’de zaten FBI bağlantılı çalışan ABD’li personel görev yapıyor. Bunun da ötesinde ABD Başkanı Donald Trump Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu acil olarak Riyad’a göndereceğini açıkladı.

Komplo teorilerine pek itibar etmem; ancak bazı olaylar var ki normal yollarla açıklamak pek mümkün olmuyor. Böyle bakınca Kaşıkçı olayı da birden fazla ülkenin dâhil olduğu veya tanık olduğu bir iş gibi görünüyor.

Suudi istihbaratı Türkiye’de bir cinayete imza attıysa ya da adam kaçırma operasyonu gerçekleştirdiyse bunu ABD makamlarının haber almamış olması zayıf bir ihtimal.

Trump’ın “Olayın ardında serseri katiller olabilir” sözü, olası katliam acaba alakasız birilerinin sırtına mı yüklenecek kuşkusunu da doğuruyor. Trump, mevcut Suudi yönetimini korumak adına böyle bir yol izleyebilir ancak bir şekilde kendi faturasını Riyad’a keser.

Gerçekten bir cinayet işlendiyse ve olayın arkasında Suudi makamları varsa Amerika bu olayı Suudi Arabistan’ı köşeye sıkıştırmak için kullanacaktır. ABD’nin ilave talep listesi silah satışından İran konusuna kadar uzayıp gider. ABD’ye her alanda muhtaç durumda bulunan Suudi Arabistan’ın eli kolu iyice bağlanabilir.

Kriminal açıdan değil ama siyasi olarak bu işin İran ve İsrail’e kadar uzanma ihtimali var.

Türkiye’nin Suudi Arabistan ile ortak çalışma grubuna izin vermesi Riyad ile ilişkilere verdiği önemi gösteriyor. Ankara “Bu iş bizim topraklarımızda cereyan etti, soruşturmak ve araştırmak da bütünüyle bizim işimiz” diyerek kestirip atabilirdi.

Diğer taraftan Rahip Brunson meselesi artık ilişkilerin önünde bir engel olmadığına göre Ankara- Washington arasında normalleşme adımlarını atmak gerekir. Bunun için Amerika somut bir tutum ortaya koymalı.

Riyad temasları sonrasında Pompeo istişare için Türkiye’ye gelirse bu karar Ankara’da bir iyi niyet göstergesi olarak görülür.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.