Zor bir kış olacak

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Koronavirüs dünya ekonomisini görülmemiş bir krize soktu. Ne zaman soluk alabileceğimiz ve sorunun ne zaman biteceğine dair farklı tahminler yapılıyor. Her şey, pandeminin (salgın) seyrine bağlı. Medyada bir süredir “ikinci dalga” haberleri yapılıyor.

Henüz birinci dalgadan kurtulamadığımız için ben bu benzetmeyi çok doğru bulmuyorum. Kuzey yarım kürede neredeyse hiçbir ülke birinci dalgayı tamamlayamadı. Sert önlemlerin etkisiyle İtalya ve İspanya’da yaz aylarında vaka ve ölüm sayıları bir miktar düştü ancak virüs hâlâ olduğu yerde duruyor. Hayatımızı derinden etkileyen bu büyük sorundan iki kurtuluş yolu var:

  1. Etkili bir aşının bulunması.
  2. Koronavirüsün (COVID-19) bulaşıcı özelliğini yitirmesi veya zayıflaması.

Aşı konusunda daha önce ayrıntılı yazılar yazmıştım. Özetlemek gerekirse, Türkiye dâhil pek çok ülkede hâlen yüzlerce araştırma ve çalışma yapılıyor. Bazı çalışmalarda ise laboratuvar aşamaları tamamlandı ve insanlı deney safhasına gelindi. Buradan da başarıyla çıkılırsa, önce onay ve ardından üretim süreci gelecek. Her şey yolunda gitse bile bu süreçlerin yaklaşık 6 ay daha alabileceği değerlendiriliyor.

Ülkemizin de içinde bulunduğu kuzey yarım kürede önümüzdeki haftalardan itibaren havalar soğumaya başlayacak. İnsanlar bu durumda daha fazla kapalı mekânlarda bulunacakları için virüsü bulaştırma riskleri artacak. Klasik gribin de yayılmaya başlayacağı düşünülürse sağlık sektörünün işinin hayli zorlaşacağını söyleyebiliriz.

Mart ayından bu yana canlarını feda ederek insanları korumak için seferber olan sağlık çalışanları, grip ile koronavirüsü ayırt edebilmek için zorlu bir sınava daha girecekler.

Sağlık Bakanlığı’nın bu dönem üzerinde en fazla duracağı iki husus, vakalardaki hızlı yükselişi frenleyebilmek ve teşhis aşamasında klasik grip ile COVID-19’un karıştırılmamasını sağlamak olacak. Bu noktada, grip ve zatürre aşısı temini ciddi önem taşıyor. Özellikle risk gruplarındaki vatandaşların aşılanabilmesi çok gerekli. Yukarıda bahsettiğim koronavirüsün bulaşma özelliğini yitirmesi yönündeki beklentimiz ise bir süre daha gerçekleşmeyebilir. Bu mutasyonun olup olmayacağına dair çok karmaşık tezler ortaya atılıyor.

Ekonominin geleceği

Şu ana kadar dünyadaki pek çok ülke, ekonominin bütünüyle çökmemesi için kademeli bir gevşeme programı izledi. Bazı sektörlerde büyük oranda, bazılarında ise kısıtlı olarak çalışmaya başlandı. İşlerin tamamen durmasının dünyayı ekonomik yıkıma sürükleyecek olması en az Covid kadar tehlikeli görülüyor.

O nedenle hükümetler mart ve nisan aylarındaki gibi tam kapanma hâline dönmek istemiyor. Genel eğilim bu sonbahar ve kış aylarını sıkı kontrollü ama tamamen evlere hapsolmadan geçirmek.

2020 sonu için beklenti, gelişmiş ülkelerin yüzde 7 oranında daralması ve küresel sistemin finansal krizle birlikte büyük oranda resesyona girmesi yönünde.

Mucize olsa ve bu sonbaharda virüs tehlike olmaktan çıksa bile küresel toparlanmanın iki yıl alabileceği tahmin ediliyor. Etkili bir aşı bulunamaz ve virüs 2021 yılı boyunca yayılımını bu şekilde sürdürürse dünya tarihinde görülmemiş bir yıkım ortaya çıkabilir. En kötü senaryoda, dünya çapında 40 milyona yakın insanın ölümünden söz ediliyor!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder