İnsanlığı, hangi yılın geri sayımında kaybettik?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sanırım kimse egoist ya da bencil olduğunu düşünmez, kabul etmez. Onun için hep başkaları bencildir ama kendisi değildir. Herkes kendi için aynı şeyi düşünüyorsa neden bu kadar fazla nefret ediyoruz kendimiz olmayandan? Saygımızı, hoş görümüzü, naifliğimizi kaçıncı yılın geri sayımında bıraktık?

Geriye dönüp baktığımızda kendinize en çok zarar verdiğimiz duygu, başkalarından nefret etmek, kendi benliğimizin eşsiz olması ve yeryüzünde her şeyi herkesten daha fazla hak ettiğimizi düşünmemiz değil miydi? Savaşları bunun için vermedik mi? Hep bizim olsun, hep biz kazanalım. Hayat en büyük mücadeleydi ya... Doğarken öğrenmiştik: Mücadele etmek her zaman birinci gelmek miydi? Yok muydu kaybederek de kazananlar?

Ten rengi için, göz şekli için vermiştik çoğu savaşı. Peki hangi savaşın kazananı oldu? Kim sonsuza kadar en güçlü oldu ya da? Birçok siyasi tartışma da bunlar için çıkmıştı. Kendi milletinden olmayanı kabul etmeme, kendi ırkını üstün görme, milyonlarca belki çok daha fazla insanı hayallerinden koparmıştı. Hani ders almıştık yaşananlardan?

Yine kendini ayrıcalıklı gören insan evladı başka başka bakmıştı yan komşusuna. Sırf aynı memleketten olmadıkları için. Oysa derslerde ülkemizdeki kültür çeşitliliğiyle gurur duyardık, "Bizim motifimiz" derdik. Ama iş fiiliyata gelince, kendi köyümüzden olmayana kız vermedik. Hayatta en değerli şey olan sevgiyi memleket yüzünden ezip geçtik.

"Onun saçı sarı, gözü mavi, teni siyah, yeni beyaz" diye ayırdık ama unuttuk hepimizin insan olduğunu. Geçtiğimiz günlerde izlediğim video tekrar hatırlattı bana insan evladının başka olana tavrını. Nijerya'da gözleri mavi olduğu için terk edilen kadın Risikat ve dünyalar güzeli iki kızını belki siz de gördünüz. Eşi, karısı hakkında söylenen kötü sözlere dayanamayıp onları terk etmiş. Tek gerekçe ise siyah tene sahipken deniz mavisi gözlere sahip olmak. Göz rengimiz, ten rengimiz boyumuzın uzun ya da kısa olması, etnik kökenimizin bizi farklılaştırdığını düşündüğümüz ne ilk ne son olay olacak tabi. 

Ya da "I can't breathe" (Nefes alamıyorum) diye can veren George Floyd'u ne çabuk unuttuk? 

Yeniden kurmamız mümkünse bu oyunu, insanı insan olduğu için sevemez miyiz bir ömürlüğüne? Ömür dediğimiz ne ki? Taş çatlasın 80-90 yıl; hadi 10 yıl da benden olsun... Yanı başımızdaki kişilere önce kalbimizle yaklaşmayı denesek, hepimiz denesek ama ne kaybederiz ki?

Yazarlarımızdan

23 Eylül 2020, Çarşamba 11:27
23 Eylül 2020, Çarşamba 11:18
23 Eylül 2020, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder