Bu acılar birdaha yaşanmasın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Zor bir yazı; keyifsiz bir dönem... Öncelikle cuma günkü büyük depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum... Başta İzmir ve İzmirliler olmak üzere İstanbul’dan Marmaris’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada depremin şiddetini hisseden, korkusunu yaşayan herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ancak şu acı tespiti de dile getirmek zorundayım: Gölcük, Düzce, Van ve İzmir; depremin vurduğu adres değişiyor ama sonuçları değişmiyor. İnsanlarımızı deprem değil çürük binalar öldürüyor. Cuma günü İzmir’i vuran ve şiddeti farklı kurumlarca 6.6 ile 7.0 arasında açıklanan deprem bu yalın gerçeği bir kez daha yüzümüze tokat gibi çarptı.

Bir binanın katları sandviç gibi üst üste yığılırken, hemen bitişiğindeki başka bir binada çatlak bile yoktu. Zemin aynı zemin, deprem aynı deprem ama binalarda kullanılan malzemeler farklı ve bu farkın bedelini yine masum insanlar ödedi. Depremin en çok etkilediği Bayraklı ilçesine bakın mesela... Deprem mevzuatına uygun yapılan 40-50 katlı binalar sapasağlam ayaktayken 4-5 katlı gecekondudan bozma apartmanlar adeta tuzla buz oldu.

Oysa bu tabloyu kader olmaktan çıkarmak mümkün. Yeterli denetimle gerekli koşullara sahip olmayan binaların boşaltılması ve yeni yapılanların inşaat aşamasında sıkı şekilde takip edilmesiyle zaman içinde yapı stoğumuzu depremlere dayanıklı hale getirebiliriz. Yeter ki bunu isteyelim ve kararlılıkla uygulayalım.

Çok katlı sorun

Binaların çökmesinin nedeni az ya da çok katlı olmalarıyla ilgili değil ancak gerekli altyapı oluşturulmadan çoğalan çok katlı binaların böylesine afet anlarında kentte yaşanan kaosu arttırdığı da kesin. İzmir’de yüksek blokların en fazla olduğu iki adres olan Mavişehir ve Bayraklı bölgesinde, trafik felç oldu. Yollar, yoğun nüfusa yetmedi.

Ambulanslar yaralıları hastanelere ulaştıramadı; kurtarma ekipleri çöken binalara ulaşamadı. Dolayısıyla yüksek katlı binalara izin vermeden önce bölgenin alt yapısını hazırlamak, geniş bulvarlar açmak, köprülü kavşaklar ve alt geçitler inşa etmek gerekiyor. Bizde ise önce nüfus geliyor, ardından altyapı düşünülüyor. Hâl böyle olunca da ilk krizde makyaj dökülüyor.

Almanya örneği

Almanya’nın nüfusu Türkiye ile hemen hemen aynı: 83 milyon... Yüzölçümü ise bizim ülkemizin yarısından küçük. Almanya’nın 50 kenti var; bizim 81... Buna karşılık Almanya’nın en kalabalık şehri 3.5 milyonla Berlin... Berlin’i 1.7 milyonla Hamburg, 1.5 milyonla Münih, 1 milyonla Köln izliyor. Bizde ise başta 16 milyonluk İstanbul olmak üzere çok sayıda kent istiab haddini çoktan aşmış durumda.

Geliri ülkeye yayamadığımız için tüm ülkeyi kent merkezlerine sıkıştırmak zorunda kalıyoruz. Bu da arsa sorununu ve çok katlı yapılaşmayı beraberinde getiriyor. Oysa hem insani ilişkiler hem de ruh sağlığı açısından yatay mimari çok daha sağlıklı. Bu nedenle demografik yapı ve kentleşme konusunda Almanya’yı iyi incelememizde sonsuz fayda görüyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder