Dünyanın yardım çığlığı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İnsan bencil bir varlık... Kendini dünyanın tek sahibi zannediyor... Yaşarken de tüm adımlarını daha çok zenginleşmek; konfor ve zevk içinde yaşamak adına atıyor. Oysa dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların; dağdaki kurdun, denizdeki balığın, gökyüzünde uçan kuşların... Mesela arılar... İnsanların çoğu, arıların varlık nedeninin sabah kahvaltılarını lezzetlendirmek için bal yapmak olduğunu düşünür. Oysa arıların varlık nedeni hayatın ve üretimin devam etmesini sağlamaktır.

Yapılan bir araştırmaya göre, arıların tamamının yok olması durumunda dünya meyve üretimi yüzde 22.9 oranında azalır. Sebze üretimi dünya genelinde yüzde 16.3 düşer. Tahıl üretiminde yüzde 22.9’luk kayıp yaşanır. Ciddi orandaki bu düşüşler nedeniyle açlık çeken insan sayısı artar. Dünya üzerinde açlığa dayalı ölüm oranları katlanır. Sadece bu örnek bile insanın doğayla uyum içinde yaşamasının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu kanıtlamaya yetiyor.

Peki; biz ne yapıyoruz? Dünyanın dört bir yanından 150’ye yakın uzmanın katkılarıyla hazırlanan ve her iki yılda bir yayınlanan Yaşayan Gezegen Raporu’nun 2020 sonuçları tek kelimeyle korkunç... Rapora göre, son 50 yılda yeryüzündeki tüm canlı türlerinin popülasyonları ortalama yüzde 68 oranında azaldı. Tatlı sularda yaşayan canlıların popülasyonlarındaki düşüş ise yüzde 84’ü buldu.

Aynı zaman diliminde insan nüfusu ise iki katından fazla artarak 3.7 milyardan 7.8 milyara ulaştı. Uzmanlara göre tüm canlılar azalırken insan nüfusunun hızla artması sürdürülebilir bir durum değil ve acil önlem alınması gerekiyor. Bunun ilk ve en önemli adımı da 2030 yılına kadar yeryüzündeki koruma statüsündeki alanların oranını yüzde 30 ve üzerine çıkarmaktan geçiyor.

Ülkemizdeki duruma gelince... Türkiye’de koruma altındaki alanların yüzölçümüne oranı sadece yüzde 8.7... Başta Ereğli ve Hotamış Sazlıkları, Seyfe, Tersakan ve Eşmekaya gölleri olmak üzere Anadolu’daki pek çok göl son 20 yıl içinde kurudu. Acil önlem almadığımız takdirde Tuz Gölü, Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber, Kulu Gölü ve diğerleri de risk altında.

Büyük Menderes, Gediz, Ergene gibi önemli akarsularımız her geçen gün biraz daha kirlenerek doğal yaşam için elverişsiz hale geliyor. Son 30 yıl içinde sadece İstanbul’un ormanları yüzde 17.5 oranında azaldı. Her geçen yıl ülke genelinde sayıları artan orman yangınları yalnızca ağaçları değil, burada yaşayan canlı popülasyonlarını yok ediyor.

Çocuklarımıza, torunlarımıza yaşayabilecekleri bir dünya bırakmak istiyorsak el birliğiyle bu gidişatı tersine çevirmeye mecburuz. Umarım, 15-30 Eylül 2020 tarihlerinde Türkiye’nin başkanlığında dünya liderlerinin katılımıyla düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 75. Oturumu bu sürecin başlangıcı olur. Ve dünya liderleri gelecek için bir umut ışığı yakar...

GÜZEL BİR ÖRNEK

Muhtemelen bazılarınız bir yerlerde okumuş ya da bir belgeselde izlemiştir ama ben, doğal dengenin ne kadar önemli olduğunu gayet iyi anlatması açısından yaşanmış bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Amerika’daki ünlü Yellowstone Milli Parkı’nda yaşayan kurtların nesli tükenmiş ve parkta ciddi problemler baş göstermişti. Yetkililer bu durumu değiştirebilmek adına 1995’te 14 kurdu yeniden parka saldı. Sonra ne mi oldu?

Kurtların gelişiyle geyikler parkın başka bölgelerine kaçmaya başladı. Geyiklerin olmayışı, bitkilerin yeniden büyümesi demekti. Birçok kavak ve söğüt ağacı büyümeye başladı. Ağaç ve çalılıkların artışıyla daha çok yemiş ve böcek oluşmaya başladı. Bu çeşitlilik, birçok kuş ve diğer hayvan türlerinin dönmesine sebep oldu. Daha önce yok olan kunduz da geri geldi.

Kunduzların yaptığı barajlar su samuru, misk sıçanı ve çeşitli sürüngenlerin ilgi odağı oldu. Kurtlar aynı zamanda çakalları öldürdü. Bu sayede fare ve tavşan nüfusu artmaya başladı. Bu da kızıl tilki, sansar, porsuk ve baykuşların parktaki av sayısını artırmış oldu. Bitki örtüsünün artışı, bölgedeki erozyonu azalttı. Su kanalları genişledi ve daha çok su havuzcukları oluştu.

Böylece kurtlar, Yellowstone Milli Parkı’nın yeni ekosistem denge unsuru olmalarının yanı sıra parkın fiziksel değişiminde de önemli rol oynadı. Ve bunu sadece 14 kurt başardı. İlk yazı gidişatın iyi olmadığını net olarak ortaya koyuyor. İkinci yazı ise umudun var olduğunu kanıtlıyor. Yeter ki çok geç kalmayalım.

Yazarlarımızdan

28 Eylül 2020, Pazartesi 14:49
28 Eylül 2020, Pazartesi 11:47
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:18
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder