Yaşasın adalet

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye, hemen her gün yeni bir kadın cinayetine tanık oluyor ve erkekler tarafından öldürülen kadınların çilesi ne yazık ki adaletin tecelli etmesi gereken davalarda bile bitmiyor. Bunun en son örneği, kopya çektiği için uyardığı öğrencisi tarafından vahşice öldürülen Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Ceren Damar’ın davasında yaşandı.

Sanık Hasan İsmail Hikmet’in avukatı Vahit Bıçak’ın kullandığı ifadeler kamuoyunda infial yarattı. Herhangi bir delile dayanmaksızın katil ile kurban arasında cinsel ilişki olduğunu öne süren, Ceren Damar’ın Twitter hesabı bulunmamasına rağmen onu 15 Temmuz darbe girişimini savunan tweet atmakla suçlayan avukata her kesimden tepki yağdı.

Allahtan mahkeme heyeti de avukatın davayı başka yöne çekme ve provokasyon hamlelerine itibar etmeyerek katil zanlısı Hikmet’i ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararın ardından Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yaptığı açıklama da son derece anlamlıydı.

Gül, sosyal medyada şunları yazdı: “Mahkemelerde savunmanın ahlaki ya da hukuki bir sınırı olmalı mıdır?” sorusu, uzun süre hukuk dünyasını meşgul etmiş; nihayet modern hukuk, savunmanın etik ve yasal sınırlarını belirleyen kurallar öngörmüştür.

Çünkü insan onurunun dokunulmazlığı, bütün hakların üzerindedir. Bugün Ceren Damar davasında vicdanların feryadını işiten yargı; kazanmak için her yolu mübah gören anlayışa itibar etmeyerek, masum bir kadının hatırasını korumuş, insan onurunun kırılmasına izin vermemiştir. Bu vesileyle Ceren Damar’a bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Cenazesi başında sevgili eşinin dediği gibi “İyi bir hukukçu, iyi bir mühendis, iyi bir doktor değil; önce iyi bir insan olmaya çalışın” Adalet Bakanı’nın bu anlamlı açıklamasından sonra bize sadece ve sadece ‘Yaşasın Adalet’ demek kalıyor. Şimdi aynı adaletin, 5 Mart’ta davası görülecek Kübra Aşkın cinayetinde de tecelli etmesini diliyorum.

HER DAMLA SU ÖNEMLİ

Geçtiğimiz ocak ayında 50’ncisi düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda açıklanan Küresel Riskler Raporu, bir ilke sahne oldu. Gelecek 10 yılda dünyayı bekleyen küresel risklerin ilk beş sırasını, iklim değişikliği ve çevre sorunları oluşturdu.

Başlarda iklim değişikliği olarak tanımlanan ancak gelinen noktada, olayın ulaştığı boyut itibariyle ‘iklim krizi’ ya da ‘iklim felaketi’ olarak tanımlanan bu durum her birey ve her kurumun harekete geçmesini gerektiriyor. Gaziemir Belediyesi de bu yönde küçük ama önemli bir adım attı. Belediye, çok fazla su kullanımı gerektiren çim alanların yerine dikmek üzere, kendi seralarında renkli çalı grubu bitkiler üretmek için kolları sıvadı.

Çalı grubu bitkiler çime oranla 10 kat daha az su tüketiyor, bakımı daha kolay ve ucuz, ayrıca sürekli yeşil kalarak kent estetiğine de katkı sağlıyor. Az önce de belirttiğim gibi bu küçük bir adım, hedef bunun tüm Türkiye’ye yayılmasını sağlamak olmalı.

İşte o zaman su kaynaklarımızı korumak adına dişe dokunur bir şey yaptığımızı söyleyebiliriz. Üstelik bu çok zor da değil; yeter ki isteyelim, yeter ki elbirliğiyle bunu ulusal çapta bir kampanyaya dönüştürebilelim.

PAZAR KAHVESİ

Bugün ne yapacağım diye düşünenler için küçük bir öneri: ‘İzmir Coffee Festival’in devamı niteliğinde olan ‘Winter Coffee Festival Boutique 2020’, tarihi Alsancak Tren Garı’nda kahve tutkunlarını bekliyor. Toplam 35 kahve markasının yer aldığı etkinlikte workshoplar, söyleşiler, kahve tadımları, DJ performansları, yerel grupların mini konserleri de var. Kış güneşinin parıldadığı İzmir’de sıcak bir pazar günü geçirmek isteyenlere tavsiye ederim.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder