Yazarlar ‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir
HABERİ PAYLAŞ

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir

Tribeca 2022’nin en iyilerinden “Beauty”, 29 Haziran’da Netflix’te başladı. Andrew Dosunmu, adının anti-tezinin peşine düşerek müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiire imza atıyor. Adeta Kar-Wai-Schatzberg kırması caz/soul şarkısı tadında bir deneyim sunuyor.

FİLMİN NOTU: 6.5

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir

GÜZELLİĞİN ANTİ-TEZİNİ KEŞFE ÇIKIYOR

Lena Waithe’in yarattığı ‘Beauty’ alegorik katmanları olan bir karakter. Onun üzerinden sahne-hayat ilişkisine dair yaşanan zorlukların, gerilimin, dramın, ırkçılığın ve homofobinin piyasanın kaygan zeminlerinde ‘soyut’ bir şekilde karşılık bulduğuna tanıklık ediyoruz büyük oranda. Filmin yıllar boyu mutluluk ifadesi olarak canlanan isminin anti-tezini keşfe çıkmak için bir yapı dokunuyor. Gracie Marie Bradley ise bir gerçekçilik katıyor olup bitenlere.

Dosunmu’nun Sundance’de açılan “Restless City” (2012), “Mother of George” (2014) ve “Kyra Nerede?” (“Where is Kyra?”, 2017) ile Bradford Young’la yaptığı büyüleyici birliktelik Wong Kar-Wai-Jerry Schatzberg kırması bir geleneğin sözünü vermişti. Hong Kong Yeni Dalgası’nın ‘romantik’ figürünün Pekin Operası kaynaklı stilize karelerinin ciddi bir vizyonla aslında Afro-Amerikan karakterler yoluyla temsil edildiğini gördük.

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir

BAŞI VE SONU AÇIK BIRAKILAN İNCELİKLİ BİR HİSSİYAT FİLMİ

İlkinde ‘müzisyen gerilimi’, ikincisinde ‘evlilik gerilimi’, üçüncüsünde ‘matem gerilimi’ devreye girmişti aslında. Burada bu kez kuir müzisyen öyküsü aslında bu piyasadan izler taşıyan gizemli ve gerilim yüklü bir biyografi tadında sunuluyor. Bu damarda stilize bir ambalaj yoluyla karşımıza sağlam fotoğraflar çıkarılıyor.

“Beauty”, bu sayede “Bird” (1988), “Mo Better Blues” (1991), “Ray” (2005) gibi Hollywood’daki kalıcı siyahi müzisyen biyografileriyle aynı paragrafta anılmayı hak ediyor! Ciddi bir başı ve sonu açık bir hissiyat filmi yoluyla aslında homofobiye dair bir yorum yapma arzusu var. Sharon Stone’un menajer tiplemesi aslında şan-şöhret dünyası açısından Cassavetes’in “Açılış Gecesi”ni (“Opening Night”, 1977) sahne bağı üzerinden akla getiriyor.

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir

HOMOFOBİ VE IRKÇILIĞA DAİR MELANKOLİK BİR ŞİİR

Ama buradaki biyografi tadı “Puzzle of a Downfall Child”a (1970) benzer soyut imgelere sahip bir şekilde devreye sokuluyor. Onunla “Mutlu Beraberlik” (“Happy Together”, 1997) birleşiyor sanki. Fransız görüntü yönetmeni Benoit Delhomme belki de düşler ülkesindeki en sağlam görüntülerini servis ediyor. Onun sayesinde kameranın bir köşede bir eşyayı başka bir köşede ana karakter ve arkadaşlarını aldığını tanıklık ediyoruz. Toplumsal ikiyüzlülükler ayna ve diğer öğelerle görsel açıdan çarpıcı izdüşümlere kavuşuyor.

Bu melankolik atmosfer Pfeiffer’ın “Kyra Nerede?”si kadar işliyor mu tartışılır. Ama işin müzisyenlere yapılan homofobik ve ırkçılık yorumu gayet melankolik bir şiir niyetine vurgulandığı gözüküyor. “Mother of George”da da çalışan Güney Amerikalı özgün besteci Philip Miller’ın tınıları bu anlamda ‘geriltme’ kurallı işliyor.

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir
 

‘CONROL’E SİYAHİ KUİR KARDEŞ GELİYOR

Kuir senarist Waithe’in ilk uzun metraj filmi “Queen and Slim”de (2019) biyografik siyahi katil aşıklar filminde Matsoukas’ın stil yüklü dünyasına bizi sokmuştu. Fena olmasa da rejide yeniyetmelik hissediliyordu. Burada ondan daha kalıcı bir eser izliyoruz. Ama yakın dönemden “Vox Lux” (2018) bozuculuğunda bir biyografik tabuları yıkma canlanmıyor. Fakat sinematografik açıdan “Restless City”ye göre asi ruh, katil aşık tarafı daha olgun duruyor.

Çerçeveleme erbabı stilize bağımsız burada Anton Corbijn’in Joy Division’ın solisti Ian Curtis’i siyah-beyaz şiir gibi yansıtan “Kontrol”le (“Control”, 2007) kardeşlik ilişkisi kuran bir filme imza atıyor. Bu durum da aslında ilginç metaforların ciddi soyut bir şekilde tanımlanmasını anlamlı hale getiriyor. Beauty’nin melankolisi bize doğrudan tesir ediyor. Ama filmin özellikle başrol performansı tartışmalı. Yönetmen Pfeiffer ve Bankolé’den sonra başrole daha reddedilemeyecek bir isim yerleştirebilirmiş.

‘Beauty’: Müzik dünyasındaki homofobi ve ırkçılığa dair melankolik bir şiir

2010’LARIN EN İYİ AFRO-AMERİKALI YÖNETMENİ DOSUNMU İZİNİ BIRAKIYOR

Soul ve caz şarkısı kıvamında bir deneyime de dönüşüyor yaşanan. Güzelliğin hem şarkı söyleme hem erkekleri tatmin etme anlamında geldiği noktadaki ‘ikiyüzlülükler’ karşı çıkılamayacak bir sarmala dönüşüyor. Bu durum ise bize fazlasıyla çarpıcı bir gerilim olarak yansıyor. Waithe’in zamansız bir şekilde tasarladığı filmde ciddi bir incelik görebiliyoruz.

2011’de “Güzellik”te (“Skoonheid” / “Beauty”) Güney Afrika sinemasının kuir yönetmeni Oliver Hermanus’un tabulara karşı çıkan bir ‘ilişki gerilimi’ni Hitchcock-Chabrol kırması atmosferle servis ettiğini görmüştük. Ana karakterin ‘Peeping Tom’a benzediğine de tanıklık etmiştik.

Buradaki 2022 mamulü “Beauty”nin ismiyle ikonik olmayı çoktan garantilediği, baştan sona stilize cümbüşle aslında bir Afro-Amerikan dokunuşuna adapte olduğunu söylemek mümkün. 2010’larda çıkan en iyi Afro-Amerikalı yönetmen, Nijerya doğumlu Dosunmu’nun kurmaca biyografi tadını hissetmek doyurucu hisler yaşatıyor bizlere! Bu da alt metinlerinin yorumlanmasını sonraya bırakan özenli seyir sürecini anlamlandırıyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder