Yazarlar ‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi
HABERİ PAYLAŞ

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

Hakkı Kurtuluş-Melik Saraçoğlu ikilisi alaycı sinefil zekalarıyla plastik, stilize ve eklektik bir aşk filmine imza atıyorlar bu kez. Yeşilçam klişelerine ise Kar Wai-Sorrentino ayarı veriyorlar. Türünde tarihimizin en sıra dışı üretimlerinden biri bu! 8-19 Nisan arasında düzenlenen 41. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışması’nın da Uluslararası Yarışması’nın da en iyi ikinci eseri “Birlikte Öleceğiz”i analiz ettim.

FİLMİN NOTU: 7

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

SİNEMA FETİŞİZMİNİ MERKEZİNE ALAN BİR İKİLİ

Sinemada sinefil yönetmenlerin üretimleri bambaşka olabiliyor. De Palma’dan Guy Maddin’e, Quentin Tarantino’dan Alex De La Iglesia’ya kadar bir ekol oluşturma görebiliyoruz. Melik Saraçoğlu-Hakkı Kurtuluş ikilisi “Orada” (2009), “Bergmanya’ya Yolculuk” (2011) ve “Gözümün Nuru” (2013) ile ciddi bir Bergman etkisine hatta fetişizmine sapmışlardı.

Ama son alaycı ve çılgın docudrama, İsveçli ustanın Vertov’un Sine-Göz’ü yoluyla “Amélie”ye (2001) eli değmiş hissi de bırakmıştı. Tati, Bunuel ve Lumiere Kardeşler göndermeleri ise her şeyin tuzu biberi olmuştu. Yönetmenler 2015’te bir kısa sahte belgeselde “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı”nın kayboluşuna dair zeki ve özgün bakışlarına sürdürmüşlerdi.

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

YENİ MİLENYUMUN EN İYİ ÜÇ YERLİ AŞK FİLMİ ARASINDA

“Sevmek Zamanı”nda (1965) Metin Erksan bu toprakların en sıra dışı aşk filmine imza atmıştı. Birbirinin suretine aşık olma üzerine kurulu yapı ciddi bir alaycılık barındırıyordu. Bu eser, zamanla uluslararası açıdan da değerini perçinledi. Yönetmen ardından “Kader”in (2006) öncülü “Kuyu” (1968) ile yine bir klasiğe imza atmıştı. Bu kez ‘vahşi aşk filmi’ formülü vardı merkezde.

Yönetmenler burada öncelikle epizotlara ayırmış filmlerini. Bunu yaparken ise fazlasıyla eklektik hareket etmek ana felsefe olmuş. Kişisel bir belgeselin ötesinde ciddi bir kurmaca uğraş var. Yapıbozucu hareketlenme ve form arayışı taptaze bir özgünlük getiriyor. Yeni milenyumda Mahmut Fazıl Coşkun’un “Uzak İhtimal”i (2009) ve A. Taner Elhan’ın “Acı Aşk”ı (2009) ile beraber sinemamızdan çıkan en iyi üç yerli aşk filminden birini izliyoruz.

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi
 

YEŞİLÇAM KLİŞELERİNE KAR WAI-SORRENTINO AYARI

Büyük oranda “Ah Güzel İstanbul” (1966), “Vesikalı Yarim” (1968), “Selvi Boylum Al Yazmalım” (1977), “Acı Hayat” (1962) gibi filmlerin klişelerini ve karakterlerini alıp Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı verme arayışı var. Sorrentino’nun barok mimari ile ilişkisi açılışta ve kapanışta fazlasıyla özgün bir İstanbul portresi getiriyor.

Billur Turan büyük oranda onun yapım tasarımı izlerini canlandırma arzusuna bürünürken görülmemiş bir vizyon ortaya koyuyor. Taptaze postmodern yaklaşıma çok şey katıyor. Destansılık klişesinden ziyade böyle bir tercih yapılması yerinde. Sinemaskopta görkemli karelerin mest ettiği bir evren var. Retro hal de efsaneye dönüşme ezberini yansıtıyor.

Bunun ötesinde de aslında Kar-Wai ile Sorrentino’nun plastik kafasına eklenen geniş açı objektiflerin vizyonuyla birlikte karakterlerin karelerde hapsedilmesine de eşlik eden bir ufuk açıcılık izliyoruz. Her anda ayrı bir stilize cümbüş izleniyor. Bunun arka planında ise İstanbul’un münferit bir mekanını plastik açıdan en iddialı haliyle görüyoruz.

 ‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi
 

‘KÖPRÜ ÜSTÜ AŞIKLARI’NIN İKİLİSİ UCUZ YEŞİLÇAM PROTOTİPLERİYLE YÜZLEŞİYORLAR 

Arkeoloji müzesi, sokaklar, Cihangir, köprü, cami ve daha fazlası… Carax’ın “Köprü Üstü Aşıkları”nı (“Les Amants du Pont-Neuf”, 1991) bunalımlarını akla getiren acemi aşıkların ciddi bir üç boyutlu renk paletiyle şehri kavradığı çok açık. Onların karşısına çıkan Vedat Erincin, Cengiz Bozkurt, Tulay Günal, Süleyman Turan gibi isimlerin başka boyutlardan gelip karikatürize durmaları kuralı benimsenmiş.

En büyük romantik eserlerin iddiasında gözüken kitabı diyaloglar ise Yeşilçam’ın dramatik yapı açısından en zayıf yaklaşımını feyz alıp zekice estetize ediyor. Bu durum da ister istemez filmin ‘Kar-Wai-Sorrentino usulü Yeşilçam’ niyetine canlanmasına alan açıyor.

2009 TARİHLİ ‘ACI AŞK’LA KARDEŞLİK İLİŞKİSİ VAR

“Birlikte Öleceğiz” bayat adıyla mühim bir zeka ortaya koyuyor. Tabuları ve klişeleri elinin tersiyle itip onlarla ‘ucuzluk’ hissi pahasına oynuyor. Onur Ünlü’nün senaryosunu yazdığı estetik dehası “Acı Aşk” ile bu anlamda kardeşlik ilişkisi de kuruyor.

Hem karikatür Yeşilçam’ın kontrolden çıkmasını eleştirme olanağı buluyor, hem de mekanları görkemli kullanabiliyor. Bu sayede de iki ana karakterin İstanbul’un aşk yaşayanları olarak belirlemeleri klişe “Issız Adam” (2008) gibilerine de fark atıyor.

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

SİNEMATOGRAFİ-YAPIM TASARIMI BİRLİKTELİĞİ İKONİK

Bu sayede aslında filmin Avi Medina imzalı ikonik besteleri ve postmodern sanat yönetimi değerli hale geliyor. “Birlikte Öleceğiz”, İstanbul’u en iddialı kullanan eserler arasında da yerini ayırtmaya oynuyor. Müthiş bir zeka, helikopter kamerayı da fazla abartmadan aslında pastel renklerden destek alıyor. İstanbul’a yazılmış bir aşk mektubu ya da bir İstanbul masalını da izlediğimize çoğu zaman inanıyoruz. Kar-Wai’nin Pekin operası estetiği dolgulu stilizeliğiyle Sorrentino’nun barok plastikliğinin kesiştiği özgün noktalar dikkat çekici!

Çarpık açılar, geniş açı objektifler ve bir tarafı boşluklu çok yakın planlar eşliğinde, balık gözüne de kayabilen büyülü yanılsamalar metropolü usul usul sarma olanağı buluyor. Bu sayede de aslında ölmekten ziyade Yeşilçam’ın yapay arayışlarına karşı çıkma canlanıyor! Görüntü yönetmeni Cansu Boğuşlu karakterleri standart açı-karşı açının çok ötesinde yansıtıyor.

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

HER ANI PLASTİK SİNEMA COŞKUSU YAŞATIYOR

İki karakter adeta bir çeşit Yeşilçam taşlamasından, yapıbozucu bir aşk filminden, bir İstanbul masalından seslenirken buluyorlar kendilerini. Onların hafif çizgi romansı tatları da klas ve karizmatik duruyor aslında! Özellikle Mazhar’ın siyah beyaz ile başlayıp ekran bölmeye renkli bağlanan sekans kült olacaktır. Ciddi bir İstanbul ruhu taşıyor.

Bu kadar Yeşilçam pespayeliğini eleştirirken mevsimleri de yazdan kışa kadar kullanmak beceri ister. Bu konuda “Notting Hill”in (1999) zeka yüklü geçişi ister istemez akla geliyor. Yönetmenlerin sinefil zekası her anda böylesi dokunuşlarla yedinci sanat coşkusu yaşatmaya yetiyor. Burada referanslar arasına “Bir Evlilikten Manzaralar” (“Scenes from a Marriage”, 1974) da eklenebilir.

‘Birlikte Öleceğiz’: Yeşilçam’a Kar-Wai-Sorrentino ayarı veren bir aşk filmi

İSTANBUL SEVGİSİNİ KÖKLEYEN BİR AŞK FİLMİ

Ülkemizin en özgün kurgucusu Ali Aga’nın getirdiği dinamizm “Gözümün Nuru”dan sonra burada da doyumsuz bir tat veriyor gerçekten. Kurgu numaralarının hiçbir pespaye durma riskini göz önünde bulmadan karşımızda bulmamızı adeta ‘ölürsek ne olacak ki?’ dedirten zekayla İstanbul sevgisi kökleyen bir aşk filmi izliyoruz. Sinemamızda yavaş çekimi en özgün kullanan yerlerden biri belki de izlediğimiz!

Melik Saraçoğlu-Hakkı Kurtuluş ikilisinin “Dermansız” ve “Birlikte Öleceğiz”i 2021’de çıkardığını düşünürsek sinema fetişizmi içeren kariyerlerinde ciddi bir De Palma/Maddin uyruğuna kapıldıklarını da söylemek mümkün. 161 dakika bu sebeple burada çekici ve heyecan verici olabiliyor. Ama belli anlarda işlenmemiş görüntülerle aslında bunun 20’si atılabilirmiş de dedirtebiliyorlar.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder