‘Pembe Flamingolar’a ardıl, ‘Borat’a kardeş geldi!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Korona virüs günlerinde 20 Mart’ta Netflix’te başlayan ‘Tiger King’, ‘inanılmaz ama gerçek!’ dedirten 7 bölümlük bir belgesel dizisi. Joe Exotic adlı bir hayvanat bahçesi sahibi ve hayvanseverin yaşadığı sıra dışı hayatı gözler önüne seriyor. Amerika’nın saklı gerçeklerini yüzümüze vurup akıllara durgunluk verirken ince bir mizahla da eğlendiriyor.

Dizinin notu: 6.7

Sıra dışı kimliklere ilgi duyduğumuz bir çağdayız


Rebecca Chaiklin-Eric Goode ikilisi aslında belgesellerini kilit bir bilgiyle açıp kapatıyorlar. ABD’de barınaklarda yaşayan hayvan adedi, dünyadaki özgür hayvanlardan daha fazla... Sadece bu detay bile belgesel dizisi yapmak için yeterli. Hayvanların kendi doğal ortamından koparılıp hapsedilmeleri ve kapitalizm nesnesi haline getirilmeleri esas püf noktası. Bu saptama meselenin ‘derin Amerika’ yüzünü daha da katmanlı yapıyor.

Sinema tarihinde ‘absürt komedi’nin bir arka planı var. Amerikan sinemasından gidersek 70’lerin başında yükselişe geçen John Waters bu konuda önemli bir rol üstlendi. Baştan itibaren bu itici gelen alt türü bağımsız bir ruhla devreye soktu. Onu izleme cesaretini gösterenler ilk olarak ‘kült’ tabiriyle anıldı, ardından ise yeni milenyumda ise popüler kültür nesnesi haline geldi. Bugünlerde ötekilerin, sıra dışı kimlikleriyle yansıtılması ve şaşkına çevirmesine odaklanır, ilgi duyar hale geldik. 

‘Tiger King’, her 20 dakikasında bir detayı aydınlatarak aslında ‘reality şov’un parçası olacak bir seyirci yaratmanın peşine düşüyor. 2 kişiyle eşcinsel evliliği yaşamak, 79 senelik hapisle tehdit edilmek ve daha nice bilgiyle birlikte Joe Exotic’in neredeyse ‘kaplan bir baba’dan doğduğuna inanacak hale geliyoruz! Bu bile şaşırtıcı bir nokta koymak değerli bir sebep aslında. 

Belgeselin yapısı, 1999’da açılan Greater Wynnewood Exotic Animal Park’ın çevresinde dönüyor. Onunla bağlantı kuran Carole Baskin’in Big Cat Rescue adlı sanal platformu da imdada yetişiyor malzeme konusunda. Aslında karakterimizin etrafında deliliklerini izlemek bir yerden sonra ‘gerçeğin ta kendisi!’ tepkisini alacak kadar ileri gidiyor.


Zoofiliyi ele alan filmler var

Aslında ‘Madagaskar’ (‘Madagascar’) gibi animasyon serilerinde de görüldüğü üzere hayvanat bahçesi övülen, hayvan-insan ilişkisi de ‘dostluk’ ve ‘mutlu aile tablosu’ için devreye sokulmuştur. Hayvanlar genelde mutludur. Ama “Seks İtirafları” (“Sleeping Dogs Lie”, 2006), “Zoo” (2007), “Neon Boğa” (“Neon Bull”, 2015) farklı şekillerde zoofiliyi ele alan kült filmlere dönüştü. Bunların ilkindeki komedi, ikincisinde ciddiyet, sonuncusunda ise pornografi ile sinemaya bambaşka ve cesur yaklaşımlar sunulmuştu.

Burada yaşatılan duygu ise daha farklı. Net bir ilişkiden bahsetmek güç. Las Vegas’ın yıldızı olarak 1990-2003 arası parlayan sihirbaz Siegfried-Roy ikilisi, 2003’te bir kaplan saldırısı sebebiyle duraklamıştı. Bu durum fazlasıyla yankı bulmuştu. “Muhteşem Burt Wonderstone” (“The Incredible Burt Wonderstone”, 2013) adlı biyografik bir komedi filminde bu ikili leziz bir şekilde ti’ye alınmıştı. Belki de “Tiger King”, Amerikan tarihinde iki sihirbazın öyküsünün yan bölümü işlevi görüyor. Bizi egzotik kedileri sömürme peşindeki bir hayvanat bahçesi sahibinin peşine takıyor.


‘Pembe Filamingolar'ın hayvansever ardılı

Bu durum karşısında John Waters’ın kült “Pembe Flamingolar”ının (“Pink Flamingos”, 1972) hayvansever ardılı, “Borat”ın (2006) hayvansever kardeşine dönüşmüş bir reality şov tiplemesi karşımızda beliriyor: Joe Exotic. Evliliği, suça yatkınlığı, hikayeleri ve daha nicesi derken, ‘büyük kedi operasyonu’ üzerine de söyleyecek şeyleri olan bir dizi izliyoruz. 

Waters’ın kült oyuncusu Divine, o dönemde kendisini dünyanın en kirli insanı yarışmasına sokarak dolandırıcılıklarını ti’ye alıyordu, kılık değiştirebiliyordu. Burada Joe Exotic’in de sanki barışçıl bir Amerika’da bu durumu değerlendirdiği söylenebilir.


Hangi bölüm daha iyi?

‘Tiger King’, kedi ve kaplan kültürüne dair söyleyecek ilginç şeyleri olan bir yapıt. Bunu da aslında yedi bölümün her birinde farklı tonda anlatabiliyor. Ortaya eşcinsel evliliğini, Carole Baskin’in peşine bir katil gönderme olayını, seçim için başkan ve milletvekili adaylığı sürecini, şirketin internetten bağışlarla kazanabildiği para miktarını ve doğrudan hayvan sevgisini atabiliyor. Bunların her birini taşlamayı da beceriyor. 

Dizinin aslında özellikle üçüncü, dördüncü ve yedinci bölümleri enerjiyi düşürebiliyor. Diğer bölümlerin her 15-20 dakikasında bir ‘nasıl yani bu da mı olmuş?’ tepkisi verilirken, bu üç bölümde böyle bir hissiyata girmiyoruz. Bu durum dizinin temposunu ve enerjisini düşürüyor. Yönetmenler gerçekliğe odaklansalar da belgesel formülü açısından çok da iddialı bir şey yok ortada.

Joe Exotic gerçekten de adının kitsch görünümünü üzerine alan bir eserle selamlanıyor. Bu şamatanın devamı ise gelmez bundan sonra... Ama Exotic’in ‘kaplan-insan’ kırması bir melezlikten beslenerek vahşiliğe yönelmesine dair daha çok konuşmak gerek!

Yazarlarımızdan

13 Temmuz 2020, Pazartesi 13:11
13 Temmuz 2020, Pazartesi 10:53
13 Temmuz 2020, Pazartesi 07:10
Sıradaki haber yükleniyor...
holder