Kerem Akça Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival
HABERİ PAYLAŞ

Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

 8-11 Haziran 2022 arasında düzenlenen 23. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali ile ilgili görüşlerimi paylaşıyorum. Elif Köse’nin başkanlığında düzenlenen festivalin jüri üyeleri arasındaydım.

 Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

ELİF KÖSE FARKINI HİSSETTİRİYOR

 2019’da Elif Köse’nin devralması ve Karabük Üniversitesi’nin bilinçli sinema akademisyenlerinin ‘danışma kurulu’na alınmasıyla beraber bir ivme hissedilmişti. Bu süreç içerisinde elbette ‘covid’ ayrı bir olay. Ama özellikle ‘Misak-ı Milli Meydanı’ndaki konserlerin ötesinde bir hareketlenme gözlemlemek mümkün.

 En azından festivalin öncesinde başlayan uzun metraj açık hava gösterimleri bir coşku getiriyor. Bu sayede de aslında küllerinden doğma gerçekleşmiş gibi gözüküyor. Safranbolu halkının ciddi ilgisini daha ziyade kültür-sanat etkinliklerinde gözlemlemek mümkün olabiliyor. Bu sebeple de görmezden gelinemeyecek bir coşku var.

 Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

KONSER VE SİNEMANIN BİRLİKTELİĞİ DENEYİMİ ÖZEL HALE GETİRİYOR

 Bazı film festivallerinde ‘konser’ ve ‘sinema’yı bir araya getirmek ana esasa dönüşebiliyor. Bunun yurtdışında da örnekleri var. Dönüşüm geçirerek ‘müzikli filmler’e ödül verme, yarışma koyma gibi olaylar mümkün. Ancak bunun ötesinde ciddi bir hareketlenmeden şehre başka bir hava katıyor. Özellikle işin ‘konser’ ve ‘gösteri’ boyutu profesyonel bir kişi tarafından idare edildiği hissediliyor.

 Bu sayede Elif Köse’nin elinin değdiği bir organizasyona dönüştü Altın Safran Belgesel Festivali. Öncesinde eski Safranbolu ve konser alanının dışına çıkılamaması gibi bir durum vardı. Şimdilerde ise geçen yıl biten Leyla Dizdar Kültür Merkezi büyük oranda imdada yetişiyor. Festival merkezi Anadolu’da bile çok az olduğu için Şefik Dizdar’ın bıraktığı miras gelecek etkinlikler için de şimdiden değerli. Orada konser organize edilmemesi ise bundan sonra daha sağlıklı olur.

 Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

YERLİ TRANSYLVANIA FİLM FESTİVALİ’NE DÖNÜŞECEK

 Yavaş yavaş kemik bir seyirci kitlesine ulaşma gerçekleşecektir. Belgesel kitlesini o kadar kolay yakalamak mümkün değil. Ancak bunun oturması için de öğrencilerin ve sinemaseverlerin odağını reklam yöntemleriyle çekmek mümkün olabilir. Bu sayede üzerine koya koya gitmek mümkün olabilir. Merkeze DCP takılması da bundan sonraki aşama olabilir.

 Merkezin Müfit Can Saçıntı’nın eğlenceli oyununda hıncahınç dolabildiğine tanıklık etti. Bu yüzden de Cluj-Napoca fonunda bir tatil sayfiyesini kalkındırma konusunda değerli. Safranbolu’nun şu sıralar festivali devam eden Ayvalık’tan bu konuda daha turistik değerleri güzel bir şehir olduğunu da söylemek lazım. Yavaş yavaş Transilvanya Film Festivali’ne yerli rakibe dönüştüğü söylenebilir. Bu durum elbette ‘belgesel’ noktasında bir öncülük üstlenmek ile süsleniyor.

 Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival
ANA YARIŞMADA İKİ TANE MODERN BELGESEL VARDI

 Bu sene geçilen ‘Profesyonel Uzun Metraj’ ve ‘Profesyonel Kısa Metraj’ yarışmalarıyla beraber de aslında bir damara da oynanıyor. Ancak ön jüri sisteminin o kadar tutmadığı bir gerçek. Her iki yarışmada da kalite yüksek değildi yerli belgeseller açısından. Bir bilirkişinin başa getirilip belgeselleri seçmesi daha sağlıklı olur.

 Bu durumdan kopup belgeselleri takip eden bir hür iradeyle davet usulü yarışma oluşturmak mantıklı hale gelecektir. Aksi takdirde “Acı ve Tatlı” ve “Bekleyiş” haricinde bir kalite yükselişi beklemek zorlaşabiliyor. Bu yıla ait daha kaliteli belgeseller gördük.

Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

 DİRENİŞ SAHARA’YA OY BİRLİĞİ İLE ÖDÜL VERDİK

 Kısa metraj jürisinde ‘Direniş Sahara’ (‘Resistance Sahara’) haricinde dört başı mamur bir esere rastlamak zordu. Onun haricinde orta halli deneme ‘Kelebek Adam’a (‘Butterfly Man’) ikincilik ödülü verdik.

 Özellikle ilkinde Sidal Ergüder’in Celia Rowlson-Hall’un heyecan verici modern sanat eseri niyetine gelen ilk uzunu “Ma”yı (2015) Jodorowsky usulü çöllerde çekme arzusu, serap niyetine dans koreografisi zekası içeriyordu. Yönetmenin önü açık bir yurtdışında yaşayan yerli sinemacı olduğu muhakkak. Büyük ödülü ona Seçkin Özmen ve Nurhan Özsoy’la beraber oluşturduğumuz jüride oy birliği ile verdik.

Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

 GÖLGENİN SEYRİ VE MÜZİKLİ BİR GÖÇ MASALI HATIRLANACAK

 Kültürel Miras ve Korumacılık Yarışması’nda özellikle “Gölgenin Seyri”, “Müzikli Bir Göç Masalı” modern belgeseller olarak dikkat çekmişlerdi. Müjgan Yıldırım ilkinde animasyonlarla arşiv görüntülerini iç içe geçirip ‘Tren’in Gara Girişi’ üzerinden tarihsel bir miras bırakması değerliydi. Bu sayede zaman-mekan ilişkisine yedinci sanata özgü bir yorum getirmeyi beceriyor.

 İkincisinde Neslihan Semerci’nin ise orkestranın tarihine dair bir çeşit dans koreografisi planlaması ise takdire şayandı. Bu sayede bu iki eserin değerlerine ve zaman-mekan arasındaki bağlantıya sanatsal bakışı değerli hale geldi. Övgüye Değer Ödülü’ne ulaşması da yerindeydi.

Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

 HASAN ÖZGEN İLE GÖKSEL UZUN’UN BİR ARAYA GELMESİ HOŞ ENSTANTANE

 Festivalde Hasan Özgen-Yasin Ali Türkeri’nin ‘Buralı Belgeseller Özel Gösterimi’ni takiben ‘Geçmişten Günümüze Türkiye’de Belgesel Sinema’ etkinliği çok ikonikti. Özellikle Özgen’in modern belgeseli “İstanbul Hatırası” günümüzdeki sinemacılar için de değerli bir modern klasik olarak belirdi. İstanbul’u bir hatırata, bir dans koreografisine veya bir masalsı resitale dönüştürmesi ikonik anlar barındırıyordu. Özgün belgesel mirasını perdede izlemek hayranlık uyandırdı. Üstada ödül verilmesi de festivalin temasına müthiş bir ekleme olarak geldi.

Ali İpar’ın kayıp “Bir Şehrin Hikayesi”ni ve Vedad Ar’ın “Türkiye’de Beş Dakika”yı görmek de değerliydi. Buna Safranbolulu genç sinemacı Göksel Tuzun’un ‘Hüseyin ve Fatma Şimdi Oturum Açtı’ adlı kısa belgeseli ile açılışın eklenmesi de değerliydi. İki yıl önce proje destek ödülü alan Karabük Üniversitesi sinema öğrencisinin müthiş bir docudramaya imza attığı söylenebilir. Şehrin ruhunu yansıtma becerisi müthiş bir sinematografik beceri ile kavranmış. Tuzun’un yolu açık. Belgeselciler Birliği ile daha çok organizasyon yapılması etkinlik için daha sağlıklı olur.

 Safranbolu’da kendini geliştiren bir festival

BELGESEL İLE MÜZİK BULUŞMASI

 Altın Safran Belgesel Film Festivali’nin belgesel ile müziğin kesişme noktasında hem entelektüel hem coşkulu hareket edebilmesi böylesi işbirliklerinden geçiyor. Zaten Rıza Sönmez’in ‘Gastronomi’ söyleşisi de hoş kareler bıraktı geriye. Etkinliğin özellikle her yarışmaya yedi film koymasına karşın uluslararası filmlerden konuk getirmemesi ise ciddi bir problem. Adedin 10’a çekilmesi ‘evrensellik’ açısından değerli olabilir. Ama uluslararası belgesellerin de davet usulü çağrılmasıyla yöreye bu alanda kendini kabul ettirmiş isimlerin gelmesi sağlanmalı. Aksi takdirde kalite tartışmalı kalabilir.

 Özellikle bu sene Safranbolu mutfağının tema olarak seçilmesi ise değerliydi. ‘Keşkek seremonisi’ hem koreografisi hem tüketimiyle tatminkardı. Adeta bir gösteriye dönüştü. Elif Köse’nin Safranbolu’nun çeşitli bölgelerindeki böylesi farklı tatlar veren gösterilere imza atması bundan sonraki seneler için de bir gösterge. Bu konuda becerikli ve imzasını ortaya koyan bir belediye başkanı.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder