Aşkın ne olduğunu anlatıyorum

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

"Aşk senin için nedir?" diye sordular. Hormoncukların birleşmesiyle ortaya çıkan bir insan hali var. Gitmişler koskoca aşkı bu hale, oksitosine, vazopresine, bilmem neye mal etmişler. Yok neymiş, bir de aşkın süresi maksimum 2 seneymiş. Sussunlar. Aşkın bu olmadığını kesin biliyorum! Ama ne olduğunu da bilmiyorum. Hissediyorum sadece. ● ALEYNA TİLKİ

21 yaşındaki Aleyna Tilki'nin bu sözleri gazetemizin dünkü birinci sayfasında yayınlandı. Ben de üzerime görev edindim, Aleyna'ya aşkın ne olduğunu anlatmaya karar verdim. Sevgili Aleyna, Türk Dil Kurumu uzmanları aşkı, "Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu" olarak tanımlamış. Keşke bu kadar basitçe anlatılsaydı aşk. Tarihin başlangıcından bu yana, aşkın binlerce tanımı yapıldı. Elbette bundan sonra da yenileri eklenecek bunlara. Şiirler, öyküler, romanlar yazılacak, filmler çekilecek, oyunlar sahnelenecek, şarkılar bestelenecek, resimler çizilecek ve hepsi aşkı anlatacak. Yine de Türk Dil Kurumu'nun tanımındaki 'aşırı' sözcüğüne dikkatini çekmek isterim. Evet aşk, aşırılıkların bir araya geldiği duygu bütünüdür.

VÜCUT KİMYASI NE HALE GELİYOR?

Bu sorudan itibaren Aleyna'nın yerine soruları ben soruyorum. Aşık olunca vücutta ne gibi kimyasal değişiklikler yaşanıyor? Hangi hormonlar harekete geçiyor? Bu hormonlar aşkı nasıl etkiliyor? Yoksa aşk dediğimiz şey sadece hormonların bir anda salgılanmasından mı ibaret? Çektiğimiz kalp ağrıları, midemizde uçuşan kelebekler hormonların oyunu mu?

Sevgili Aleyna, aşık olduğumuzda salgıladığımız hormonlar bir anda ortaya çıkmıyor. Yani onlar zaten vücudumuzda var. Ama aşık olunduğunda salgı düzeyi 'aşırı' artıyor. Senin de söz ettiğin oksitosin ve vazopresin mesela... Bunlar bağlılık hormonu olarak adlandırılır. Salgılandıkça senin aşık olduğun kişiyle duyduğun bağlılığı artırır. Dopamin var mesela. Hani "Aşkın gözü kördür" derler ya, işte bu hormon karşındaki kişiyle ilgili iyi-kötü, güzel-çirkin, doğruyanlış gibi kavramların kaybolmasını sağlıyor. Yani seni duygusal anlamda kör ediyor. Kalp çarpıntısının, midendeki kelebeklerin sebebi de dopamin. Çünkü mutluluk hormonudur kendisi. Bu arada merak etme, bu aşırı hormon salgılama durumu 6 ay sürüyor. Sonra normale dönüyor.

KUSURSUZ AŞK DİYE BİR ŞEY VAR MI?

Mükemmel aşka ulaşmak mümkün mü? Böyle bir şey mümkünse buna ulaştığımızı nasıl anlayacağız? Aşkı kusursuz kılmak için hangi unsurlar gerekli? Sadece bir tarafın bu unsurları yerine getirmiş olması yeterli mi? Peki aşkın başka türleri de var mıdır? Böyle bir şey varsa biz hangi tür bir aşkı yaşadığımızı nasıl anlarız?

Bu sorulara en güzel cevabı Prof. Dr. Robert Stenberg'in 'Aşkın Üçgen Kuramı' vermiş. Bu kurama göre aşkın türünü 'yakınlık, tutku ve adanmışlık' adlı üç unsur belirliyor. Tutkuyu duygusal ve cinsel çekim, adanmışlığı ilişkiyi sürdürme çabası, yakınlığı da bağlılık olarak tanımlıyor. Bu üç unsur bir arada olduğunda 'mükemmel aşk'tan söz edebiliriz. Tutku ve adanmışlığın olmadığı, sadece yakınlığın bulunduğu durum ise aşk değil hoşlanma. Sadece tutku varsa buna sekse dayalı aşk diyoruz. Yakınlık ve tutkunun olduğu ama adanmışlığın olmadığı aşk türü ise 'romantik aşk'. Bunlarla beraber sadece tutku kısa süreli ilişkileri, adanmışlık ve yakınlık ise uzun süreli ilişkileri tanımlıyor.

AŞKIN SÜRESİ NE KADARDIR?

Aşkın süresi ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor. Ne kadar sürer? Ömür boyu süren aşk yok mudur? İlişki süresince hangi zamanlarda neyi yaşarız? Peki aşk bitince ilişki de bitmeli mi? Monotonluk denen şey nasıl ortaya çıkıyor? Sonsuz aşk diye bir kavram yoksa tüm bu filmler, romanlar bize apaçık bir yalanı mı anlatıyor?

İkinci soruda hormonsal dalgalanmanın 6 ay süreceğini söylemiştim. Daha sonra o aşırılık inişe geçiyor. Tam olarak normale dönmen de yaklaşık 3 yıl sürüyor. Peki 3 yıl sonra aşk bitiyor mu? Hayır, aşkın sadece kimyası sonlanıyor. Sen artık karşındakini insanı aşkın yanında bir de sevmeye başlıyorsun. İşte asıl önemli olan budur. Ömür boyu sürecek olan da budur. Monotonluk genellikle ilişkinin 2'nci yılından itibaren ortaya çıkıyor. Bu aşamada insanların tahammül düzeyleri azalıyor. İşte bu noktada ilişkiyi sürdürme çabası devreye giriyor. Her iki taraf da istekliyse bunu aşabiliyorlar. Tabii aşmak için en gerekli şey aradaki bağın sağlam olması. İşte o bağı ne kadar sağlamsa, aşkın da o kadar sürüyor. Sen istersen sonsuza dek...

Yazarlarımızdan

19 Haziran 2021, Cumartesi 07:02
19 Haziran 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder