Mehmet Coşkundeniz Aynı evde ayrı kalpler
HABERİ PAYLAŞ

Aynı evde ayrı kalpler

Birbirlerini severek evlenen çiftlerin hepsini aynı son mu bekler? Zaman geçtikçe kaçınılmaz olarak yaşamlarını ‘aynı evde ayrı kalpler’ olarak mı sürdürürler? Aşk mı biter önce yoksa seks mi? Peki ya aile olmanın önemi? Bana bu soruları sorduran şey, karşımdaki kişinin “Boşanmayacağız, ev arkadaşı gibi yaşamaya devam edeceğiz” sözüydü. Daha önce bir boşanma tecrübesi olduğundan o sürecin ne kadar zorlu olduğunu biliyor ve aynı şeyi bir kez daha yaşamak istemiyordu. Kendi söylediğine göre bunu eşiyle de paylaşmıştı. Her ikisi de bu durumu kabullenmiş, bu yeni aşamaya görünürde sorunsuz olarak geçmişlerdi.

DEĞERSİZ HİSSETMEK

Oysa biliyordum, birbirlerini çok severek evlenmişlerdi. Bilinen evlilik sorunlarının hiçbirini yaşamamışlardı. Kopmanın ne zaman başladığına dair fikirleri de yoktu. Sadece durumu kabullenmişler, “Böyle de devam ederiz” deyip evliliklerini adını koyamadıkları bir noktaya taşımışlardı.

“Zaten uzun süredir aramızdaki seks ilişkisi bitmişti. Ben kendimi bu ailenin en değersiz parçası olarak hissediyordum” dedi. “Peki aşk?” dedim, “Ben hâlâ seviyorum onu ama bu sevginin içinde aşk olup olmadığını düşünmüyorum artık. Sadece seviyorum...” diye cevap verdi. Evliliğin bu şekilde yürümeyeceğini kendisi de çok iyi biliyordu aslında.

Belki biraz zaman kazanmaya çalışıyordu. Ona, kendisini değerli hissettirecek birinin her an ortaya çıkma olasılığı vardı. Peki o zaman ne olacaktı? Ya da şöyle sormalıyım soruyu, “Ev arkadaşı gibi aynı evde yaşayan evli çiftlerin başkalarıyla ilişkisi ihanet olarak sayılır mıydı?”

SUSKUNLUK ZAMANI

‘Açık evlilik’ ya da ‘polyamory’ (çok aşklılık) gibi ilişki türlerinde taraflar kendi hayatlarını yaşar, partner değiştirir ve bu bir anlaşma olduğu için yaşananlar aldatma olarak görülmez. Ama onların evliliği tam olarak böyle de değildi. “Öyle ya da böyle biriyle birlikte olacaksın bir gün. Bunu söyleyecek misin eşine? Ya da aynı şeyi o yaşasa sana söylemesini ister misin?” diye sordum. “Hayır söylemeyeceğim” dedi kararlı olarak, “Bunun dillendirilmesi hoş değil.

Onun da söylemesini istemem. Bir gün ille bir şey söylenecekse ikimizden biri vazgeçilmez birini bulduğunda söylenmeli. Zaten o konuşma da boşanma konuşması olur.” “Sonucun o noktaya gideceğini bal gibi biliyorsun, öyleyse neden bu boşanma işini şimdi gündeme getirmiyorsun?” “Doktor, ben boşanırsam birine çabuk kaptırırım kendimi ve gider onunla evlenirim.

Evleneceksem niye boşanayım?” “Başkasıyla evlenmemek için mutlu olmadığın biriyle evli kalmak... Çözümün bu mu yani?” “Bak beni yine yanlış anladın. Ben mutsuz değilim, aksine eşimle mutluyum. Onun varlığı bana huzur veriyor.” Ne desem onun için fark etmeyecekti.

Kendince bulduğu bu yöntemin en iyi çözüm olduğundan emindi. Çizgiyi ilk geçtiğinde, yani birine yakınlık duymaya başladığında, onunla seviştiğinde söylediği her şeyin geçerliliğini yitireceğini biliyordum. Çünkü seks tek başına bir üreme eylemi değildi.

Evet seks, biri tarafından beğenilme, arzulanma, tercih edilme, değerli hissetme gibi duyguların tatmin edilmesine yardımcı olabiliyor. Kişi, seksi kadınlığını veya erkekliğini kanıtlamak için ya da karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevgi ve ilgiyi alabilmek için bir araç olarak kullanabiliyor.

AŞKLA SEVİŞMEK

Ama duygular da var elbette. ‘Aşkla sevişme’ diye bir şey var. İşte bunu yaşadığında şimdilik bulduğu bu çözümün hiçbir işe yaramadığını görecekti. Çünkü aşkla dolu bir sevişmede ruhlar da birbirinin içine dolanır ve birbirlerinde kaybolur.

Bir ruhun bittiği yerde diğer bir ruh başlar. Bu olağanüstü bir anlamdır. Bu bir ’çiftleşme’ değil, ‘bütünleşme’dir. Bir bütüne gitmekse kendinden feragat etmek, benlikten vazgeçmek, gerçek anlamda erimek, demektir. Gerçek sevginin ya da aşkın bir delilidir. Böyle bir sevişme erotizmi getirir elbette. Erotizm büyülü ve şiirsel bir şeydir.

İnsana sevinç ve coşku verir, yaşama inandırır. Böyle bir sevişmede doğanın mucizesi gerçekleşir. Her şey bir uyum içinde diğerini tamamlar. Karşınıza bir ‘dans’ çıkar. Gerçek erotizm doğanın dört yapraklı yoncasına benzer. Kolay bulunmaz. Neşenin, daha doğrusu yaşam sevincinin en somut dışa vurumu ve kaynağıdır.

Ruhun tatmin olduğu yerde de kimse o anı bırakıp kaçmak istemez. Çünkü ruhların doyumu, orgazm denilen beden doyumundan çok daha uzun sürer. Aşkla sevişmek, şehveti gidermek için yapılan sekse benzemez, bir ayin gibidir. “Bu arada, bu yeni birlikteliğiniz aranızdaki aşkın canlanmasını sağlayabilir” dedim. “Keşke” dedi, “O zaman tüm bu konuştuklarımızı unutursun işte...”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder