Benim yerime o genci alın

01 Ağustos 2019, Perşembe 08:00
AA

Kardeşimi Levent’i kaybettim. Bunu böyle yazınca çok basitmiş gibi geldi birden ama öyle değil. Hastalığıyla ilgili konan teşhisin üzerinden geçen 6 ayda yaşadıklarım ömrüm boyunca aklımdan çıkmayacak. Doktorların “Ne yazık ki, ileri evrede. Her şeye hazırlıklı olun” dediği o ilk an mesela... Levent’in doktor baldızı Çiğdem Acil ile birbirimize bakakaldık o an. Ne yapacağımızı, bunu kime, nasıl söyleyeceğimizi bilemiyorduk.

Annem, babam, ablalarım, Levent’in eşi, çocukları, bütün yeğenler, kuzenler... Levent dahil kimse bilmesin dedik, hastalığı yumuşatarak söyledik. Ama ben hep içimde taşıdım bu yükü. Ve bunun ruhumda yarattığı tahribatı anlatmam mümkün değil. Ne yazık ki çabuk ilerledi, her şey 6 ayda olup bitti. Ben ilk kez bu kadar yakın birinin kaybını yaşıyorum. Bu acının tarifi yok, olmayacak da. Sadece, cenaze sırasında ve sonrasında gördüklerim, yaşadıklarım biraz olsun hafifletiyor acımı. Meğer Levent’in el uzatmadığı, iyiliğinin dokunmadığı kimse yokmuş etrafında...

(Levent-Figen Coşkundeniz)

Levent’i vefatını haber yapan Kocaeli Barış Gazetesi şöyle yazmıştı mesela: “Levent Coşkundeniz’in bir iki hafta önce 30 yıl boyunca görev yaptığı KORDSA fabrikasındaki üstlerine, yetiştirdiği bir gençle ilgili ‘Lütfen onu kadroya alın, ben dönemeyeceğim’ dediği öğrenildi.” Emekliliğine 6 ay kalmıştı Levent’in. İlk günlerde hastalığı atlatacağına inanıyor, dönüp 6 ay daha çalıştıktan sonra emekli olmayı planlıyordu. Ama son haftalarda kaçınılmaz sonu anlamıştı. Ölmek üzereyken bile kendisinden sonrakileri düşünüp fabrikayı aramış, yetiştirdiği gencin kadroya alınmasını vasiyet etmişti.

KOMŞULARI EVLERİNİ EMANET ETMİŞTİ

Kocaeli Derince’ye bağlı, Çenesuyu Mahallesi’ndeki Petkim Sitesi’nde 17 yıl oturdu Levent. Komşuları ve arkadaşları tarafından çok seviliyordu, çünkü herkesin yardımına ilk o koşuyordu. Cenaze sonrası bir komşusu yaşadıkları şu olayı anlattı bana: “Bir evladımı şofben zehirlenmesinden kaybetmiştim. Küçük kızım da bir gün banyoya girdi ve bir daha çıkmadı. Ben açamadım kapıyı, bağırarak yardım istedim. Levent koştu, kapıyı omuzlayıp içeri girdi ve kızımı bir havluya sarıp hastaneye götürdü. Onun sayesinde hayata döndü kızım...”

Bir başkası gecenin bir vakti kan lazım olduğunda Levent’in mahalledeki arkadaşlarını toplayıp taa Adapazarı’ndaki hastaneye nasıl yetiştiğini anlattı. Ve öğrendim ki, meğer Levent’in oturduğu apartmandaki tüm komşuları evlerinin bir anahtarını yaptırıp ona vermiş. Evlerini, yuvalarını emanet etmişler. Böylesine güvenmişler kardeşime...

İNSAN BİRİKTİRMEK...

Yeğenimiz Arda, kendisi 3 yaşındayken, ona bakmak için Kocaeli’ne taşınan ve hayatını orada geçiren Levent dayısı için şunu yazdı: “40 yıldır yaşadığım mahallede ilk defa bu kadar çok araba gördüm. Hiçbir ‘sıradan vatandaş’ cenazesinde bu kadar kalabalığa rastlamadım. O koca gövdesindeki incecik kalbiyle insan biriktirmişti.”

Oğlu Batuhan ise “Önemli olanın mal, mülk olmadığını, iyi insanlar biriktirmek olduğunu bir kez daha anlattın seslenmeden” diye yazdı babasına. Ben biriktirdiği o iyi insanların hangi birini anayım bilemedim. Başka bir eve taşınması gerekirken Levent’in hastalığı nedeniyle her an yardımına koşabilmek için bunu erteleyen çocukluk arkadaşı Koray’ı, her telefonunda birkaç dakikada yanında biten yine çocukluk arkadaşı Fadıl’ı, cenaze sırasında her ayrıntıyı düşünüp bizi o acılı günlerimizde rahatlatan çalışma arkadaşları Gökhan’ı, Bünyamin’i, Ersel’i, Recai’yi, Tamer’i, İsmail’i, Erhan’ı, Hüseyin’i, Erdinç’i, Turgut’u, Taner’i, Yunus’u, Özcan’ı, Emrullah’ı, Hakan’ı, diğer Hakan’ı, TEKSİF Sendikası Kocaeli Şubesi’nden İlhan’ı, Özgür’ü, Gürkan’ı, Metin’i, Gümüşhane Çamlıköy Derneği’ni, ve elbette hem doktor hem de bir akraba olarak Levent’in yanından hiç ayrılmayan baldızı Çiğdem ile bacanağı Berkant Acil’i anmamak olmaz...

Ölüm acısı, dostların dayanışmasıyla hafifliyormuş bunu öğrendim. İyi ki varlar ve hepsi çok yaşasınlar...

Sıradaki haber yükleniyor...