Mehmet Coşkundeniz Gideceğin son yer havaalanı olsun
HABERİ PAYLAŞ

Gideceğin son yer havaalanı olsun

Aldatan insanı ne yakalatır? Bir fotoğraf, bir sosyal medya paylaşımı, telefondaki arama ve mesaj kayıtları... Bazen de bir arkadaşın tanıklığı yakalatır. Ama bu tanıklığın sağlam olması gerekir. Örneğin; sokakta yan yana yürürken görülmek kesin bir kanıt değildir. Ama havaalanında, CIP Lounge’ta biriyle birlikte görülmüşse yalanlanacak bir durum yoktur artık. Melis beş yıldır evliydi. Eşi Ali, büyük şirketlerden birinde yönetici olarak çalışan bir beyaz yakalıydı. Bir zamanlar aynı şirkette çalışan Melis, hamile kalınca işi bırakmış, evde çocuğunu büyütüyordu. Zaten aşkları da iş yerinde başlamıştı. Birbirlerini çok sevmişler, tanıştıktan bir yıl sonra da evlenmişlerdi. Melis, “Son bir yıla kadar aramızdaki ilişki neredeyse mükemmeldi. Ufak tefek tartışmalarımız olsa bile ikimiz de özür dilemeyi bilir, birkaç saatten fazla küs kalmazdık. Ne olduysa son bir yıl içinde oldu” deyip devam etti anlatmaya...

ŞÜPHENİN GETİRDİKLERİ

“Daha önce hiç geç saatlere kadar çalışmayan Ali, bir anda işten geç çıkmaya başladı. Söylediğine göre, yeni gelen genel müdür kendini göstermek için çalışanları epey zorluyordu. Tüm çalışanları mesaiye kalmaya zorluyordu. Ben, eve geciktiği akşamlar Ali’yi arıyordum tabii ki. Ne zaman arasam açıyor, gayet güzel konuşuyordu. Ama nedense benim içimde bir şüphe vardı. Ali’nin bir şeyler çevirdiğini düşünüyordum ama ne olduğunu bir türlü bulamıyordum.” Melis’in bu sözleri ‘Aşk Uykusu’ romanımda yazdığım bir bölümü getirdi aklıma... “Kadınların kendi içlerinde verdiği çetin duygu savaşında her zaman ‘karanlık taraf’ kazanır. Şüphe; karanlıktır. İnsanın bütün varoluşsal meziyetlerinin hezimete uğradığı yerdir. Kendi kendisini aşağılamaya, küçümsemeye ve giderek yok etmeye başladığı derin ve siyah bir gayya kuyusudur.” Melis şüphenin simgelediği ‘karanlık taraf’a geçmiş, tam da bu gayya kuyusuna düşmüştü. Bilinçsizce bir araştırmaya girmişti. Eşinin cep telefonunu karıştırıyor, sosyal medya hesaplarını tam bir ‘stalker’ gibi takip ediyor ama hiçbir şey bulamıyordu. Bulamadıkça sinirleniyor, sinirlendikçe bir şeyler bulmak için her yere saldırıyordu.

Gideceğin son yer havaalanı olsun

BİR KANIT ARIYORDU

“Ben aynı iş yerinde çalışırken bana ilgisi olan birini bile kullandım” dedi, “Aradım onu bir gün, mesaiye kalıp kalmadıklarını falan sordum. Ama oradan da bir şey çıkmadı. Çünkü o başka bir bölüme geçmiş, bina değiştirmişti. Eşimin mesaiye kalıp kalmadığı konusunda bilgisi yoktu.” Aradığı kanıtın ortaya çıkması pek fazla zaman almadı. Anlatmaya devam etti Melis, “Ali’nin işi gereği iş seyahatleri her zaman olurdu. Bölgedeki bayileri kontrole gider ama genellikle bu seyahatlerini şirketin verdiği otomobille yapardı. Yine böyle bir seyahat için bir sabah çıktı evden. Üç il dolaşacak, iki gün kalacak ve üçüncü gün evde olacaktı.” Aldatan insanların en büyük hatası bir süre sonra gereksiz bir özgüvene sahip olmalarıdır. Başta, riskleri azaltırlar. Yakalanacakları korkusuyla kılı kırk yararlar, gizli gizli buluşurlar. Yakalanmamak, onların kendilerine olan güvenlerini yükseltir. Artık daha az dikkatlidirler. Gizli köşelerde buluşmak yerine insan içine çıkmaya başlarlar. Ali de tam böyle bir ‘gereksiz özgüven’ yaşamaya başlamıştı. Eşine otomobille iş gezisine gidiyorum demiş ama öyle yapmamıştı. “Ali’nin gittiği gün evde oturmuş, kahvemi almış, pencereden dışarıyı seyrediyordum. Kendi kendimi sorguluyor, şüphemin gereksiz olduğunu, bugüne kadar ihanetle ilgili hiçbir şey bulamadığımı Ali’nin günahını aldığımı düşünüyordum. Tam o sırada telefon çaldı...”

BODRUM YOLCULUĞU

İşte o telefon Melis’in ve Ali’nin hayatını sonsuza kadar değiştirdi. Arayan Melis’in yakın arkadaşlarından biriydi. “Şekerim Allah kavuştursun göndermişsin eşini seyahate” dedi. Melis şaşırdı, arkadaşı nereden biliyordu ki Ali’nin o gün bir yere gittiğini? “Hayırdır kuşlar mı haber uçuruyor sana?” diye sordu. Cevap verdi arkadaşı, “Ne kuşu tatlım ya, benimki görmüş seninkini havaalanının CIP Lounge’unda. Konuşmuşlar, şirketten bir arkadaşıyla Bodrum’a gidiyormuş.” Melis’in dünyası başına yıkıldı. Ali’yi aradı, telaşını yansıtmamaya çalışarak “Neredesin canım?” diye sordu. “Kısa bir mola verdim aşkım, bir yemek yiyip yola devam edeceğim” cevabını verdi Ali.

YALANLAR, YALANLAR

Yalan bir kez çıktı mı ağızdan dönüşü yoktur artık. O yalanı saklamak için art arda sayısız yalan sıralanır. Yalan söyleyen, yakalanmadığını düşündükçe yalanlarının dozunu artırır. Ali o konuşmada bu iş seyahatlerinden nasıl sıkıldığını, Melis’ten ayrı kalmanın kendisini ne kadar üzdüğünü falan anlattı. Masallar, masallar... Döndüğünde Melis’i evde bulamadı Ali. Melis eşyalarını toplamış çoktan terk etmişti evi. Gerisini avukatlar halletti. Ne diyor Hande Yener ‘Havaalanı’ şarkısında, “Gideceğim tek yer havaalanı, bana lazım yeni yaşam alanı...” Bu hikayede havaalanına giden Ali oldu, yeni bir yaşam alanı bulan ise Melis...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder