Hoşça kal Rasim ağabey

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin (o zamanki adı Basın Yayın Yüksekokulu) merdivenlerinde, kantininde görürdük onu. Bizden daha üst sınıftaydı ve bizimle pek muhatap olmazdı. Ferhan Şensoy’un Nöbetçi Tiyatrosu’nda oynadığını bilirdik, biraz da gıpta ile bakardık. Grup arkadaşlarımızdan Hakan Altuntaş tiyatroya merak sarıp, Nöbetçi Tiyatro’nun seçmelerini kazanınca bizim için daha da önemli oldu Rasim Öztekin. Öyle ya, yakın arkadaşımızın tiyatrodan arkadaşıydı, böylece biz de bir şekilde tanış olmuştuk. Hakan, Ferhan Şensoy’un oyunlarında küçük rollere çıkmaya başlayınca biz de neredeyse her oyunu takip etmeye başladık.

İşte o zaman anladım, Rasim Öztekin’in Basın Yayın’da okumasına rağmen neden gazeteciliği değil de tiyatro oyunculuğunu seçtiğini. Doğuştan yetenekliydi ve komikti. Evet, tam anlamıyla komikti Rasim ağabey. ‘İstanbul’u Satıyorum’da, ‘Kahraman Bakkal Süpermarket’e Karşı’da, ‘Eşek Arıları’nda, ‘Hayrola Karyola’da, ‘İçinden Tramvay Geçen Şarkı’da, ‘Muzır Müzikal’de, ‘Soyut Padişah’ta sahnede izledim Rasim Öztekin’i.

Önce, ‘Küçük Sahne’de, sonra ‘Ses 1885’te. Gözlerimden yaş gelene kadar güldüğümü, oynadığı oyunlardaki neredeyse tüm repliklerini ezberlediğimi bilirim. Biz fakülteden bir ağabeyimizi kaybettik. Türkiye, çok önemli bir sanatçısını yitirdi. İyi ki onunla aynı zaman diliminde yaşamışım. İyi ki o oyunlara gidip Rasim Öztekin’i canlı canlı sahnede izlemişim. Yolun ışık olsun Rasim Ağabey...

ŞARKILAR EKSİLİYOR

Özdemir Erdoğan durup durup Zeki Müren’in aleyhinde konuşuyor. Gündeme gelmenin yolunu böyle buluyor olsa gerek. Benim Spotify’da bir listem var. Dost sohbetlerinde açarım o listeyi, keyifle dinleriz. Listede Zeki Müren de var, Özdemir Erdoğan da var.

Özdemir Erdoğan’ın “Bana Ellerini Ver” şarkısının ardından “Zeki Müren’in “Benim Güzel Manolyam” çalar örneğin. Ama artık o listeyi çalmaya elim gitmiyor. Ve sanırım, Özdemir Erdoğan şarkılarını çıkaracağım listeden. Çünkü sesini duydukça, Zeki Müren hakkında söyledikleri aklıma geliyor ve canım sıkılıyor. Hayatımızda iz bırakmış şarkılarını yavaş yavaş eksiltiyor Özdemir Erdoğan. Keşke sussa da sadece şarkıları konuşsa...

OXFORDVARDI DA MERVE Mİ OKUMADI?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili ajansların geçtiği haberlerin birinde Hatay’da mezarlık kapısında 15 yıldır çiçek satan ve kazandığı parayla kızı Merve’yi İngiltere Oxford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okutan Gülseren Bozkurt’un hikayesi vardı. Herkes gibi biz de bu haberi önemsedik ve o gün birinci sayfamıza koyduk.

Haberi gören hayırseverler Merve’ye burs sağlamak için harekete geçince gerçek ortaya çıktı. Merve bırakın Oxford’da okumayı hayatında hiç yurtdışına bile çıkmamıştı. Pasaportu yoktu. İstanbul’da bir emlakçıda çalışıyordu ve ailesine yalan söylemişti. Merve özür dilemiş, “Annemi üzdüğüm için kendimi çok kötü hissediyorum.

Bir hikaye uydurdum. Bu hikayeye kendim dahil herkesi inandırdım” demiş. Son yılların en çarpıcı haberi bu bana göre. Bu haber aklıma iki sözü getirdi. Birincisi, “Gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.” İkincisi, “Hatay’da Oxford vardı da Merve mi okumadı?”

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder