Mehmet Coşkundeniz İhanetin ilacı cesarettir
HABERİ PAYLAŞ

İhanetin ilacı cesarettir

Hayatın bizi sınadığı zamanlar vardır. Vereceğimiz kararlar, bizi o andan itibaren dönüşü olmayan farklı bir yola götürebilir. Mutlu ya da mutsuz olacağımız belirsizdir ama başka çaremiz de yoktur. İşte o an, hepimize gereken şey cesarettir.

Nilgün, o cesareti bulamayan kadınlardandı. Aynı kültürden, aynı çevreden bir insanla Haluk ile evliydi. Evlilikleri 25 yılını doldurmuş, oğulları da 23 yaşına ulaşmıştı. “Evliliğimizin ilk yıllarında aramızdaki ilişki gerçekten rüya gibiydi. Sevgimiz, saygımız sonsuzdu. Ama Haluk ne zaman yurt dışı bağlantılı bir iş yapmaya başladı, o zaman her şey değişti” dedi Nilgün. “Başka kadınlar mı yoksa?” diye sordum. “Evet” dedi, “Bunu da bana anlattı. Yurt dışında kaldığı sürelerde bazı kadınlarla birlikte olmuş. Ancak bunların önemsiz olduğunu söyledi.”

TÜM ERKEKLER YAPAR

“Önemsiz mi? Aldatmanın önemlisi nasıl oluyor peki?” diye gülerek sordum, “Tüm erkekler yurt dışında böyle şeyler yapar, sanki bilmiyorsun doktor” diyerek şaşırttı beni. Sonra devam etti, “İnan bana asıl mesele bu değil, ben asıl yıkımı yurt dışı bağlantılı işi bitip tamamen ülkeye dönünce yaşadım.” Nilgün soluksuz anlatmaya başladı, “Beni ilk uyandıran oğlum oldu.

‘Anne, babama bu kadar güvenerek yaşama çünkü seni aldatabilir’ dedi bir gün. Bense ‘Oğlum olur mu öyle şey, baban bana ve ailemize çok önem veriyor, asla böyle bir şey yapmaz’ diyerek geçiştirdim konuyu.” Nilgün, ailesinin zarar görmesini istemediği için olayın üstünü kapatmaya meyilliydi. Oysa zaten yurt dışı kaçamakları ile eşi Haluk, nasıl bir insan olduğunun işaretlerini vermişti.

Devam etti Nilgün, “Oğlumun, babasına karşı soğuk tavırları giderek artmıştı. Bir gün dayanamayıp sordum, ‘Anne, hiçbir şeyin farkında değilsin. Bugüne kadar seni üzmemek için sustum ama artık bil. Babam seni onlarca kadınla defalarca aldattı. Hatta şu anki ilişkisi yedi yıldır sürüyor’ deyince beynimden vurulmuşa döndüm.”

HEPSİYLE YÜZLEŞTİ

Nilgün’ün oğlu, bir dedektif gibi çalışmış, babasının ilişkide bulunduğu kadınların izlerini bulmuştu. Bu telefonları annesine verdi. Nilgün bulabildikleriyle konuştu, ihaneti doğruladı. “En acı yanı ne biliyor musun?” dedi Nilgün, “Bu adam son beş yıldır yatakta bana dokunmamıştı bile.

Bense onun iş stresi yüzünden böyle davrandığını, cinselliğimiz olmasa da bunun mutluluğumuza engel olmayacağını düşünmüştüm.” “Buraya kadar tamam, her şeyi öğrendin, peki ne yaptın?” diye sordum Nilgün’e, “Dur daha bitmedi” diye cevap verdi.

“Oğlum bu yaşananları içine sindiremiyordu. Bir gün evde bu konuyla ilgili büyük bir kavga çıktı. Oğlum bıçakla babasının üzerine yürüdü. Araya girdim, bir cinayeti son anda önledim. Oğlum, babasının katili olacaktı az kalsın.”

HÂLÂ BERABERİZ

Şaşırmıştım, böyle bir şey beklemiyordum. “Değer miydi tüm bunlara? Çok ucuz atlatmışsınız ama ya daha kötü bir şey olsaydı?” “Haklısın doktor, cesaret edemedim ayrılığa. Bu yüzden oğlumun hayatını karartacaktım az kalsın.” “Peki şimdi durum ne? Ayrıldın mı?” “Hayır, beraberiz hâlâ. Oğlum bu olaydan sonra evi terk etti.

Kendine bir iş buldu, çalışıyor, babasıyla asla görüşmüyor. Haluk, bana yeminler etti. Yaptıklarının hata olduğunu, bir daha asla tekrarlanmayacağını söyledi. Biliyorum, ayrılmalıydım ama yapamadım. Evliliğimiz devam ediyor. Aslına bakarsan çok da iyi devam ediyor. O saygısız, dediğim dedik adam gitti, şimdi sevgisini gösteren, iş dışındaki zamanını tamamen benimle geçiren bir adam geldi.

Cinsel yaşamımız da tekrar başladı.” “Oğlun senin bu evliliğe devam etmene ne diyor?” “Ayrılmamı, onunla birlikte yeni bir yaşam kurmamı çok istedi. ‘Anne ben seni kimseye muhtaç etmem’ dedi ama yapamadım... Haluk benim hayatıma giren ilk ve tek erkek. O olmadan yaşayamam gibi geliyor.”

HİÇ KİMSE VAZGEÇİLMEZ DEĞİL

Nilgün yaşardı oysa. Hayatının büyük bölümünü ona adamış olsa da başka bir erkekle en küçük bir teması olmasa da yaşardı. Sadece biraz cesaret gerekiyordu ona. “Mutlu musun?” diye sormak istedim ama vazgeçtim. Kendince mutluydu çünkü bir eşe sahip olmak anlamında, yaşadığı tüm badirelere rağmen dışarıdan bakıldığında başarılıydı.

Bense öyle bakmıyordum olaya, başarı var olan bir düzeni her şeye rağmen yürütmeye çalışmak değildi, başarı insanın kendisi için radikal kararlar alabilme cesaretini gösterebilmesiydi. Hiç kimse vazgeçilmez değildir dostlar. Vazgeçilmez olan tek şey insanın kendi benliğidir. Mutluluk da ancak kendi benliğimizi koruduğumuz zaman gelir...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder