Romantizm varsa aşk bambaşka

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Aşkın, kimyasal tarafını yazmıştım geçen hafta. Şimdi işin romantik tarafına bir bakalım. Daha edebi bir dille anlatalım aşkı...

AŞK BİZİM KADERİMİZ

Aşk... Bizim kaderimiz... Kaçmayı denediğimiz ama beceremediğimiz... Uzak durmaya çalıştıkça fark etmeden içine düştüğümüz. Hep “Hiç sırası değil” dediğimiz ama içten içe “Nerede kaldı?” diye beklediğimiz... Yokluğunda “Gelsin” diye dua ettiğimiz, varlığında acı çektiğimiz. Bir kez tattıktan sonra hayat boyu özlediğimiz.

*

“Hayatın anlamı ne?” diye sorduklarında hiç düşünmeden adını verdiğimiz. Kırılgan olduğunu bile bile kırmaktan hiç çekinmediğimiz. Kıymetini bilmediğimiz, saçma sapan şeylere kurban ettiğimiz... Anlamak için uğraştığımız ama asla anlayamadığımız. “Bir daha asla” dediğimiz halde hep yeniden yakalandığımız... En büyük sevinçleri birlikte yaşadığımız, mutluluk kaynağımız.

*

Zaman zaman küstüğümüz ama barışmadan duramadığımız... Aklımız, vicdanımız, insafımız... Her yolculuktaki menzilimiz, kavuşmayı bekleyen sevgilimiz. Andığımızda yüzümüzde gülücükler oluşturan, bazen de gözyaşlarına sebep olan geçmişimiz... “Tanrıya şükür yaşıyorum” dedirten şimdimiz... Olmayacak hayalleri kurduran ve başkalarının bize deli gözüyle bakmasına neden olan geleceğimiz... ‘Ezel’imiz, ‘ebed’imiz... Uğruna ölümlere gidip geldiğimiz... Her mevsim güneşimiz, hayat veren nefesimiz... Sahip olduğumuz en büyük değerimiz.

*

Arayıp da bulamadığımız, kimselere soramadığımız. Gittiğinde arkasından binlerce kez lanet ettiğimiz ama sonra yokluğuna dayanamadığımız. Bizimleyken dünyayı unuttuğumuz, olmadığında yaşamaktan soğuduğumuz... Canımızı yakacağını bile bile peşinden gittiğimiz, gitmediğimizde de deli gibi pişman olduğumuz. İçimizde biriktirdiğimiz çığlığımız, ayırmaya kalkanlara karşı en büyük başkaldırımız. Korkumuz, korkusuzluğumuz ve hiçbir zaman büyümeyen çocukluğumuz. Umudumuz, umutsuzluğumuz ve hiçbir zaman dinmeyecek olan susuzluğumuz.

*

Kötülüğümüz, iyiliğimiz, en büyük gerçeğimiz. Güzelliğimiz, çirkinliğimiz, sonsuz belirsizliğimiz. Her alışkanlığımızı terk ettiğimiz halde, bir türlü vazgeçemediğimiz... Gözümüzü budaktan sakınmadığımız, bazen köşe bucak saklandığımız. Huzurumuz, huzursuzluğumuz, alınganlığımız, kırılganlığımız. Hiç kimseye söylemediğimiz sırrımız. Yüreğimizdeyse her şeyimiz, değilse hiçbir şeyimiz... Yürek öyle ya, ta kendisi... Yüreğimiz... Aşk... Bizim kaderimiz... 

AŞKIN HÜZNÜNÜ SEVMEK

Bazen, en mutlu olduğun anda bile, hüzün denizlerinin seni çekip almasıdır aşk. Bir yanı hep hüzün taşır aşkın. Sevgilin yanındadır, canındadır, içindedir, burnunun dibindedir ama birden sızlayıverir burnun. Bir sabah uyandığında onu yanında bulamamak düşüncesi gelip saplanıvermiştir beynine. Sarılırsın, “Ayrılmayalım olur mu?” dersin. Utanmasan ağlarsın. Hatta utansan bile ağlarsın. İki damla yaş süzülür gözlerinden sevgilin bakar “Ne oldu şimdi?” diye sorar. “Yok bir şey, seni öyle çok seviyorum ki...” dersin, gülümsersin. Aşkın hüznünü bile seversin...

GİTMEYİ BECEREMEMEK

Bazen, sevgilini ve seni aynı kafesin içinde iki tutuklu gibi hissettirir aşk. Kafesin kapısı açıktır ama çıkıp gidemezsin. Ne olursa olsun, hangi şart altında olursa olsun o aşka dair umut edebilecek durumdasındır. Sağlam bir zemine basmıyorsundur, bastığın yer ayaklarının altından kayıp gidiyordur, buna da engel olamıyorsundur ama “Yaşayacak, paylaşacak daha çok şeyimiz var” deyip gitmiyorsundur. Gitme fikri, yalnız olma fikri tüm vücudunu titretiyordur. Aşk seni bırakmıyordur...

BEDEL ÖDEYEBİLMEK

Bazen, hissettiklerini bir türlü dile getirememektir aşk. Çok seviyorsundur, deli gibi seviyorsundur, canını verecek kadar çok seviyorsundur. Tüm bu cümleleri de kuruyorsundur ama hissettiklerini tam olarak yansıtmadığını biliyorsundur. Hissetmek sözden daha hızlıdır. Söylediklerin, söyleyebileceklerin, onun için hissettiklerinin yüzde 1’i bile olamayacaktır. Böyle çok sevmek zararlı mı peki? Bırak, bu aşkın zararı da bu olsun. Ödenecek bedeller vardır aşkta, ödemekten korkan hakkını veremez aşkın. Aşk, bedel ödemeyi göze alanları sever...

SÜREKLİ ÖZLEMEK

Bazen özlemekten başka hiçbir şey yapamamaktır aşk. Seni ondan ayıran saatlerin, günlerin, yolların düşmanısındır. Buluşmalar zordur. Nadir buluşmaların büyük bölümü, ayrılıktan kaynaklanan yabancılaşmayı yenmeye çalışmakla geçer. Ve ne acayip ki; zaman böyle durumlarda her zamankinden daha çabuk geçer.

Sen daha öpemeden, koklayamadan yeni bir zorunlu ayrılığa mahkum olursun. Özlem şarkılarının ezgileri kulağından girip yüreğine ulaşır, sonra da damla damla gözlerinden akar... Özlemeye dayanabilenlerin, hayattaki birçok zorluğa daha kolay katlanabildiğini biliyor muydun? Özlemek de kavuşmak gibi, buluşmak gibi, sevişmek gibi aşka dahildir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder