YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Mustafa Holoğlu, bizim mesleğin duayenlerindendir. Çeşitli ulusal gazetelerde çalıştıktan sonra geçtiği belediye basın danışmanlığında çok önemli görevler üstlenmiştir. Klasik bir belediye basın danışmanı değildir Holoğlu. Örneğin kriz anlarında nasıl devreye girileceğini bilir, gazetecilerin dilinden anlar, çalıştığı kurumla gazeteciler arasında sadece haber alışverişine değil, sevgiye dayalı bağlar kurar.

Ben mesleğe başladığım ilk yıllarda tanıdım onu. Demek ki 30 yılı geçmiş. Her telefon ettiğinde aynı saygıyla ve sevgi cümleleriyle seslenir, hal hatır sormadan asla işle ilgili konuşmaz. Duygu adamıdır, duygularını dışa vurmaktan sakınmaz. Yıllar önce duygularını dile getirdiği ‘Kırmızı Yağmurlar’ adlı bir şiir kitabı çıkarmıştı.

Kitaba adını veren ‘Kırmızı Yağmurlar’ şiirinin bazı dizeleri hâlâ aklımdadır. “bu gece beni düşün sen de bana ilk gün söz verdiğin o yerde kırmızı yağmurların altında yıldızlardan bir taçla hazin vedaların bulutunda bul beni” Holoğlu şimdi yeni bir şiir kitabı yazdı. Adı ‘Sevdam İstanbul’. Sevgili Vedat Bayrak’ın yönettiği Mona Kitap’tan çıktı. Pek de şiir kitabının yayınlanmadığı bu dönemde ilaç gibi geldi diyebilirim.

Holoğlu bu kitaptaki şiirlerinde sadece yaşadığı İstanbul’a olan sevdasını değil, doğduğu topraklar olan Trabzon’a vefasını, vatan için canlarını veren şehitlere minnetini ve elbette gönlündeki sevgi sözcüklerini aktarmış. Duyguya, duyguların dile gelmiş olduğu şiirlere, yazılara ihtiyacımız var.

AYIP DENEN BİR ŞEY VAR

Memleketin bütün meseleleri çözümlendi, sıra 60-65 yaş arasındakilere verilen indirimli, 65 yaş üzerindekilere verilen ücretsiz toplu taşıma kartlarının sınırlandırılmasına geldi. Neymiş, bu kartlara sahip olanlar sabah 07.00-10.00 arası ve akşam 16.00-20.00 arası tam bilet ücreti ödeyerek toplu taşımadan yararlanmalıymış.

Çünkü yaşlılar, evde sıkıldıklarından sabah ve akşam işe gidiş-dönüş saatlerinde toplu taşıma araçlarını gereksiz yere kullanıyormuş. Yok ekmek almaya gidiyorlarmış, yok gezmeye çıkıyorlarmış... Yahu her şeyden önce ayıp var. Vefa var. Saygı var. Anlayış var. Var oğlu var.

Sanki ülkede emekli olan herkesin aldığı maaş rahat rahat geçinmesine yetiyor da, yaşlılar da sabahın köründe keyif için hem de tıkış tıkış otobüslerle gezmeye çıkıyorlar... Bunu böyle düşünen insanın aklına şaşarım. Aralarında belki birkaç tanesi böyle davransa da ben biliyorum ki üç beş kuruş kazanabilmek için sabahın köründe işe giden, pazara tezgah açmaya giden, hatta amele pazarlarında beklemeye gidenler var.

Babam 85 yaşında. Emekli. Ama çalışmaya devam ediyor. Her sabah işe gidiyor, her akşam işten dönüyor. Bunu da toplu taşıma araçlarıyla yapıyor. Evet onun da 65 yaş üzeri ücretsiz kartı var. Peki ne yapsın babam, sırf sizin keyfiniz yerine gelsin diye işe gitmesin mi? Sizin nazik bacaklarınız otobüste ayakta kaldığınız için yoruluyor diye evde mi otursun? Söylesenize ne yapsın?

KORKMAYIN BIRAKIN

30 yıllık tiryakilikten sonra sigarayı bıraktım. En büyük motivasyonum kızlarıma verdiğim sözdü. Bırakmayı kafaya koyduktan sonra yöntem aradım. Bana en uygun yöntemin ilaç yardımıyla bırakmak olduğuna karar verdim. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Devlet sigarayla müthiş bir şekilde mücadele ediyor.

Neredeyse her ilçede sigara bırakma merkezleri oluşturulmuş. İnternetten randevu alıyorsunuz. Doktor size kısa bir test uyguluyor ve tiryakilik düzeyinizi belirliyor. Ardından da ilacınızı yazıyor. Bu pahalı ilacı toplum sağlığı merkezlerinden hiçbir ücret ödemeden edinebiliyorsunuz.

İlacın adını veremiyorum ama zaten sigara bırakma merkezine gittiğinizde aynı ilaç yazılıyor. Açıkçası ben bırakamamaktan korkuyordum ama başardım. Gerçekten bırakmayı istiyorsanız korkmayın ve bu zehirden kurtulun.

Yazarlarımızdan

02 Nisan 2020, Perşembe 07:35
02 Nisan 2020, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder