Mehmet Coşkundeniz Zamanı gelmişse gitmek gerekir
HABERİ PAYLAŞ

Zamanı gelmişse gitmek gerekir

Sevgilisini çok sevdiği yüzünden belliydi, anlatırken gözleri dolu dolu oluyor, ona toz kondurmuyor, hatayı kendinde arıyordu. Oysa anlattıkları, bu sevginin aynı oranda karşılığı olmadığını gösteriyordu. Böyle olur bazen, çok sevseniz de gitmeniz gerekir...

Mekan, eğlenceli davet için son hazırlıklarını yapıyordu. Ben erken gitmiştim, biraz sağa sola bakıyor, biraz da meraklısı olduğumdan ses düzenini falan inceliyordum. Yanıma geldi, “Yardımcı olabilir miyim?” dedi kibarca. “Kusura bakmayın, öylesine bakıyorum” diyerek gülümsedim. “Ben sizi tanıyorum galiba ama nereden, çıkaramadım?” diye sorunca tanıttım kendimi.

Yorgun bir yüzü vardı, bu yorgunluğun birkaç davet üst üste görev yapmasından kaynaklandığını düşündüm önce. “Rahatsız etmezsem size birkaç soru sorabilir miyim?” deyip anlatmaya başlayınca yüzüne yansıyan yorgunluğun bir yürek sancısının izleri olduğunu anladım.

ALTI AY MUHTEŞEMDİ

“Müthiş bir aşktı bizimkisi” diyerek başladı söze, “İlk altı ay birbirimizden ayrı geçen her dakika bizim için işkence gibiydi. Akşam geç saatlere kadar çalışmama rağmen eve gittiğimde saat kaç olursa olsun beni hep ayakta karşılar, küçük bir sofra hazırlamış olurdu. Oysa o sabahları erken giderdi işe. Buna rağmen, uykusuz kalmayı göze alır, benimle geçireceği birkaç saati iple çekerdi.”

“Şimdi durum öyle değil sanırım” deyip sordum, “Ne zaman bozuldu bu durum?” “İki ay önce” dedi, “O kadın gitti, benden uzak duran, bensiz vakit geçirmeye çalışan biri geldi. Akşamları beni beklemiyor artık, genellikle evde de olmuyor geldiğimde. Arkadaşlarıyla dışarıda oluyor. Elbette gittiği yerleri, kimlerle olduğunu haber veriyor ama bu durum canımı sıkıyor.”

“Evet, can sıkıcı bir durum, peki bunu onunla konuştun mu?” “Konuştum ama o meseleyi büyüttüğümü düşünüyor. Ama ben anlıyorum, bir şeyler eksik. Üzerine gidiyorum, bu kez içine kapanıyor, sessizleşiyor, konuşmuyor.” “Size son yaşadığımız olayı anlatayım” dedi ve devam etti, “Arkadaşlarıyla dışarı çıktığında mutlaka gittiği yerden beni görüntülü arar, ortamı gösterir, ‘Keşke sen de olsaydın’ derdi.

Geçen gece ben aradım onu görüntülü olarak. Açmadı, arkasından da telefon edip ‘Beni mi kontrol ediyorsun?’ diye çıkıştı. Oysa amacım bu değildi. Şimdi tüm bu sıkıntımın üzerine bir de güvensizlik eklendi.”

Zamanı gelmişse gitmek gerekir

BELİRSİZLİK BİTMELİ

“Haklısın” dedim, “Ama artık sizin oturup ciddi şekilde konuşmanızın zamanı gelmiş. Bu sorunu en iyi çözecek şey iletişimdir. Böyle imalarla, sorgulamalarla bir yere varmanız mümkün değil. Sormalısın, nelerin eksik olduğunu, nelerin yolunda gitmediğini açıkça sormalısın.” Alacağı cevaptan korktuğunu biliyordum.

Bu ilişkinin bitiş yoluna girdiğini göremiyordu. Çünkü seviyordu, aşıktı. Ve aşıklar, sadece görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar. Sözcüklere, işine gelen anlamları yükler. O, ne anlatmak isterse istesin aşık, sadece kendi anladığını algılar. Sevgilisinin davranışları gitme zamanının geldiğini işaret ediyordu.

“Yapacağın o konuşma kötü bitebilir” dedim, “Ama her iki durumda da sen kazançlısın. Yani bu iletişim sayesinde aranızdaki sorunları anlayıp çözüm yoluna gidersiniz, bu iyi bir şey. Ya da bu konuşma ilişkiyi tamamen bitirir ama bu da iyi bir şey. Çünkü belirsizlik biter. Evet, severken ayrılmak çok zordur bilirim ama emin ol şimdi yaşadığın belirsizlikten çok daha iyidir.”

ARTIK KARAR ZAMANI

Başını eğdi, yüzündeki yorgunluğun izleri daha da arttı. “Bir yol daha var” dedim, “Gitmek... Evet, sen gideceksin. Bazen o an gelir kabul etmek istemesen de. Gidersin, yüreğin kalır. İlk adımını attığın andan itibaren dönmek isteyeceksin geriye ama sakın dönme. Çünkü bu dönüş, seni onun gözünde daha da aşağı çekecektir.

Gitmek gerekir bazen, yüreği dinlendirmek, kendini dinlemek ve yalnızlığın seni olgunlaştırmasını beklemek için... Aynı şeyler bir daha geldiğinde yine gidebilme gücünü bulabilmen için... Aşkı yeniden yaşayabilmen için...” “Ben bunu yaptığımda onun bana dönme ihtimali var mı peki?” diye sordu bir umutla.

“Var” dedim, “Gitmeyi başarırsan eğer, ona sensizliği tatma şansı vereceksin. İşte o zaman durumu değerlendirecek. Seninle mi yoksa sensiz mi daha mutlu olduğunu anlayacak. Belki de dönecek. İşte o zaman da senin sınavın başlayacak. Dönüşünü kabul etmeli misin yoksa yeni yolunda devam mı etmelisin?” Davetliler, salonu doldurmuştu, işine başlaması gerekiyordu.

“Bir şarkı istiyorum senden, benim için çalar mısın?” dedim. Geceye de o şarkıyla başladı... “Gözyaşımda saklısın, ağlayamam ben düşeceksin sanırım kirpiklerimden, damarımda kan olup dolaşıyorken, beni böyle bırak git, git gidebilirsen...”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder