Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz... Bu sıralamayı hepimiz, ilkokulda sınıftaki rengarenk 'mevsim tablolarından' öğrendik. 

Ben sonbaharcıyım. 

Yazın doğmama rağmen sıcakla pek aram yok. Oldum olası da sıcağı sevemedim. Bu yüzden 'yaz gelsin' diye sevinenler bana hep 'tuhaf' gelmiştir. Bunları diyorum diye yazı sevenler hemen linç etmesinler. Tamam, kara kışı da sevmiyorum ama yazı hiç sevmiyorum! 

En sevdiğim, kendimi bulduğum, ruhumu doyurduğum zamanlar. Sonbahar mutluluğu diye 'tarifsiz' bir duygu vardır. 

Sokaklar, sarı yapraklarla renklenmeye başlayınca anlıyorum sohbaharın geldiğini. Aynı zamanda şu sıralar keyifli olmamı sağlayan mevsimdir kendisi. Hava ister kapalı, ister yağmurlu olsun fark etmez, sonbaharın her sabahına uyanmak beni mutlu ediyor. 'Uzun zamandır beklediğim bir misafirmiş' gibi sonbaharın gelişinin şerefine büyük bir keyifle çıkardım kışlıkları. 

Gökyüzünde kasvetli bir hava, hafif yağan yağmur ve üzerinde ince bir hırka. Hem romantik hem de hüzünlü.

Sonbahar deyince aklıma küçüklüğüm geliyor. Hatırladığım çoğu güzel anım sonbaharda geçti. Çocukluğumun geçtiği semte döndüm ve sonbahar başladı. 

Sonbahar, nereye gitse çok yakışır. Ama bazı yerlere daha çok yakışıyor. Mesela, doğup büyüdüğüm Ankara'ya en çok 'yakışan' mevsimdir.

Kimisi için sadece şemsiyeden ibarettir sonbahar. Çünkü sanır ki sonbaharda sadece yağmur var. Alakası yok! Ona, önce 'hoş geldin' demelisin. Onu keşfetme isteğin olmalı içinde. 

Sonbahar, kışın başlangıcı, yazın sonu değildir. Sessizliği, sadece rüzgarın savurduğu yaprakların bozduğu mevsimdir sonbahar.

Altın sarısı yapraklarla dolu sokakta yürümek istersin. Durup dururken bir duygusallık gelir melankoliye bağlarsın.

Hava ne soğuktur, ne sıcak. Ne üşütür, ne ısıtır. Yerlere dökülen sararmış yapraklar, havada saf bir romantizm kokusu, en yaşanılası mevsimdir sonbahar.

Doğa en saf haliyle karşındadır.  

Yazın o yakıcı güneşinden sonra daha 'şeffaf' bakarsın hayata. Daha net görürsün birçok şeyi. Yaz aşkı kısadır. Gelip geçici bir hevestir. Sonbahar ise başlı başına hüznün mevsimidir. İnsanın içindeki romantizmi ortaya çıkarır. Herkese ilham verir aşk için. 

Kendini dinlersin, tanırsın ve derinlerde farklı bir 'ben' ile tanışırsın.

Evden çıkmak istemez, günlerce Nilgün Marmara, Didem Madak, Umay Umay okumak istersin. 'Uzaklara' dalarsın istemsizce. 'Eskiler' sık sık aklını ve kalbini yoklar.

Aşık olmak için en güzel zamanlardır.

İnsanın varoluşunu en derinden hissettiği çok nadir anları yaşarsın. Doğayla bütünleşirsin. Yağmur biter, etrafta tarifsiz bir koku. 

Hafif yağmurlar, sararmış yapraklar ve ince hırkalar... 

Zihnim hiç olmadığı kadar berrak. Neler düşünmüyorum ki.. Ev gibi, bir mevsime sığınıyorum.

Topraktan gelen, toprağa dönüyor. Huzur işte bu kadar, şimdilik.

Sonbahar, yere düşen yaprakları toplamanın sevincidir. Zaman su gibi akmaz, sakindir. 'Anı' yakalarsın. 

Sonbahar biraz 'öksüzdür'. Herkes sevmez. Çoğu kişi çok 'uzaktır' ona. Sonbaharı sevdiğin zaman, seni yazdan daha fazla ısıtır.

Dökülen yapraklar; sarı, kahverengi, kızıl ve yeşilin bir arada olduğu görsel şölen. Balkonda battaniyeme sarılmış izlediğim, gözlerimi kapayıp dinlediğim yağmurun sesi.

Keder mi getirirsin sevinç mi bilinmez ama lütfen 'bereketli' yağmur getir. Ardından da umut ve mutluluk.

Ne demiş Cemal Süreya; ''Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim.''

Canım sonbahar.

Güle güle eylül, hoş geldin ekim...

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder