Çocuk istismarı konusuna dair...

30 Nisan 2019, Salı 08:30
AA

Örnekler, isimler vererek değil... “Şu şöyleydi, bu böyleydi” demeden.

Çocuklara yönelik şiddet, istismar, taciz, tecavüz vakalarının tümüne dair; bütüncül bir bakışla söylüyorum. “Ama”lar, “fakat”lar, “lâkin”ler, “ancak”lar olmadan.

Nerede, kim tarafından, hangi koşullarda ve nasıl olursa olsun...

Bir çocuğa art niyetle dokunuluyorsa eğer... Bu durumun gereği nettir, açıktır. Tartışma götürmez.

Bir çocuğa kötü niyetle uzanan bir el varsa, o el kırılmalıdır; o kadar. Hukuk devletinde, yasalar çerçevesinde, bağımsız yargı eliyle kırılmalıdır. Çocuğa zarar veren, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. ‘Hafifletici neden’, ‘iyi hâl’ vs gibi kavramlar olmadan. Hiçbir şekilde ‘af’ hakkı olmadan. İleride, başka çocuklara zarar verilmesini de engelleyecek şekilde...

Çocuklara zarar vermeye tevessül edebilecek başkalarını da caydıracak biçimde...

Çocuğa dokunanın pişman olması gerekiyor. Dokunmayı düşünenin de pişman olacağını bilmesi. Bu konuda konuşulacak başka bir şey yok.

'YENİ BİR MUTABAKAT CÜMLESİ'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından ilk kez toplandı. Pazar günkü toplantıdan çıkan bildirinin son cümlesi, haberlerin ilk cümlesine dönüştü.

O cümle şöyle: “24 Haziran’dan bu yana yaşadıklarımız, hukukun üstünlüğünü, güçler ayrılığını, denge ve denetimi sağlayacak yeni bir mutabakata duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.”

Soru şu: CHP’den gelen bu “yeni bir mutabakata ihtiyaç var” mesajının altını nasıl doldurmak gerekiyor?

Daha doğrusu, Kemal Kılıçdaroğlu, bu mesajla tam olarak neyi kast ediyor?

Yanıtı CHP kulislerinde aradım...

‘Mutabakat’tan kasıt ne?

Kılıçdaroğlu’nun 23 Nisan özel oturumunda TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı hatırlatıyor CHP’liler.

O konuşmada, CHP Genel Başkanı’nın ‘parlamenter demokrasi’ye hiç değinmemiş olmasına dikkat çekiyorlar. Ama bu durumun, “CHP’nin, başkanlık sistemine karşı çıkmaktan vazgeçtiği gibi bir algıya yol açmaması gerektiği”nin altını çizerek...

Yani, özetle... CHP çözümü ‘parlamenter demokrasiye dönüşte’ görmeye devam ediyor. Ama Kılıçdaroğlu, kısa vadede, yani acilen bazı adımlar atılması gerektiği görüşünde. ‘Mevcut sistemde de yapılabilecekler olduğu’nu düşünüyor. Parti Meclisi’nden çıkan bildirgedeki o vurgu, parlamenter demokratik sisteme dönmeksiniz neler yapılabileceğine ilişkin.

1) Meclis’in güç ve etkinliğinin artırılması.

2) Yürütmeyle yargı arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesi ve kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi.

3) Demokrasi ve adalet kavramlarının öne çıkartılması. CHP, mevcut durumda kendi pozisyonunu işte böyle tanımlıyor.

RENKLERİN KARDEŞLİĞİ HEP SÖZDE KALIYOR

Sadece 2 ay önce... 3 Mart 2019 günü Ankara’da bir cenaze töreni vardı.

“Acının rengi olmaz” sloganıyla, farklı renklere gönül veren futbol severlerin bir araya geldiği bir cenaze töreni... Antalya deplasmanı dönüşü, trafik kazasında hayatını kaybeden iki Ankaragücü taraftarı, Mert Turgut Çakır ve Eren Açıkgöz’ü ‘hep birlikte’ uğurlamıştı taraftarlar. Ankaragüçlüsü, Beşiktaşlısı, Fenerbahçelisi, Bursasporlusu, Galatasaraylısı, Trabzonsporlusu...

Biri 17, diğeri 19 yaşındaki iki gencin son yolculuğu, ‘renklerin kardeşliği’ne vesile olmuştu.

Önceki gün Dolmabahçe’de Beşiktaş-Ankaragücü maçındaydım.

Baktım… İki ay önce, Mert ve Eren’in tabutlarına birlikte omuz verenler, o günü unutmuş gitmişti. Her şey eskiye dönmüştü. Ne Ankaragüçlüler hatırlıyordu cenazede birlikte saf tuttuklarını, ne Beşiktaşlılar... ‘Renklerin kardeşliği’ Ankara’daki cenaze töreninde kalmıştı.

Bu duruma üzülerek döndüm Ankara’ya sabaha karşı. Ve birkaç saat sonra, bu defa Alanya’dan bir acı haber geldi.

Aytemiz Alanyaspor’un Çek futbolcusu Josef Sural, bir trafik kazasında yaşamını yitirmişti. Başın sağ olsun Alanya... Toprağın bol olsun Josef. Renklerin kardeş olduğu cenazelerden cenazelere hatırlanmasın.


Sıradaki haber yükleniyor...