Müsilajı unuttuk bile

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İki buçuk ay kadar önce, Mayıs sonu Haziran başında, neredeyse tek gündem maddemiz Marmara Denizi’ni teslim alan ‘müsilaj’ tehdidiydi. Bir hafta on gün sadece bu konuyu konuştuk, tartıştık. Konunun taraflarının katılımıyla bir şura düzenlendi. Alınacak tedbirler kararlaştırılıp açıklandı, Marmara’yı kurtarmak için yol haritasının belirlendiği söylendi ve sonra, hemen her konuda olduğu gibi, ‘müsilaj’ da gündemden düştü. Şu son dönemdeyse COVID-19 pandemisinde yeniden artan vaka sayıları, orman yangınları, sel felaketleri, sığınmacılar konusunda ortaya çıkan kritik ve tehlikeli gelişmelerle birlikte, Marmara Denizi ve müsilaj tehlikesi tamamen unutulup gitti.

PEKİ TEHLİKE GEÇTİ Mİ?

Sorunun yanıtı “Hayır.” “Marmara Denizi’nde müsilaj sürüyor. Yüzeyde görmeyince unutuyoruz ama Marmara’daki oksijen azlığı ve 10-30 metrede yoğun müsilaj devam ediyor.” Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu dün öğleden sonra yaptığımız görüşmede böyle dedi. Bu ay sonunda tekrar denize açılacaklarını ve durumu yerinde gözlemleyeceklerini söyleyen Prof. Salihoğlu şunları söyledi:

- Marmara Denizi’ndeki kirliliğin önüne geçmek için alınan tedbirlerin uygulama aşaması, denetimi vb konuları bizim takip etmemiz mümkün değil. Bunlar, ilgili kurumların ve bakanlığın görev alanında.

- Alınan bütün önlemler tamamen uygulansa, kurallara harfiyen uyulsa bile, denizdeki durumun çok hızlı değişmesi beklenmez. İyileşme için en az birkaç yıl, gerçekçi olarak da 5-6 yıl geçmesi gerekir.

- Son yapılan düzenlemeler ve temizleme faaliyetiyle birlikte bazı iyileştirmeler olduğunu biliyoruz ama etkili ve kalıcı düzelme için daha fazlasının yapılması lâzım.

- Açıklanan son iklim raporları ortada. Sadece denizler değil, seller, orman yangınları gibi olaylarla da görüyoruz ki iklim, artan bir hızla doğayı olumsuz şekilde etkilemeye başladı.

- Marmara’daki müsilaj tehlikesinin önüne geçebilmek için kirlilik, yapılaşma, balıkçılık gibi baskıları bir an önce ortadan kaldırmamız gerekiyor. Diğer türlü deniz eko sisteminin durumu çok kritik.

TEMİZ BİLGİ ŞART

Göçmenler konusunun insani boyutu var elbette ama aynı zamanda sosyopsikolojik, ekonomik, hukuki boyutları da var. Suriyeliler ve Afganlar başta olmak üzere Türkiye’deki göçmenler konusu iç politika malzemesi yapılınca, işin boyutu değişti. Konu Ankara Altındağ örneğinde olduğu gibi kritik ve tehlikeli bir noktaya ulaştı. Mesele provokasyonlara çok açık ve kitlelerin karşı karşıya gelmesi gibi bir risk taşıyor. Yabancı düşmanlığı (hatta ırkçılık), bu gündem üzerinden çok kolay körüklenebilir bir noktada.

Evet ‘sağduyu’ şart. Hepimizin öncelikle sakin ve sağduyulu olmamız gerekiyor bu doğru. Ancak bu ortamın panzehri ‘temiz bilgi’. İlgili resmi kurumlar ve yetkililerin kamuoyuna sürekli, net, açık ve temiz bilgi vermesi şart. Bu yolla, devlete olan güven yeniden tesis edilmeli. Aksi halde gündemi sosyal medyada dalga dalga yayılan görüntüler ve mesajlar belirliyor ki; bu durum, var olan tehlikeyi daha da büyütüyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder