'Özel Cuma'nın cemaatinde kimler vardı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Beştepe Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi’ndeki Millet Camii’nde özel bir Cuma namazı kılındı dün. Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Prof. Dr. Ali Erbaş’ın önce hutbeyi okuyup ardından kıldırdığı Cuma namazında cemaatte az sayıda kişi vardı.

Diyanet, bu ‘özel Cuma’yı şöyle duyurdu:

Türkiye’de sadece Ankara’da Beştepe Millet Camii’nde, DİB tarafından belirlenen çok az sayıda katılımla ve salgına karşı gerekli tedbirler alınarak Cuma Namazı eda edilecektir.

Peki, Diyanet TV ve internet üzerinden canlı yayınlanan ve bir ‘ilk’ olan bu Cuma Namazı’nın cemaatinde kimler yer aldı?

Aldığım bilgiye göre, cemaat yaklaşık 40 kişiydi dün. Ankara Müftüsü Yusuf Doğan ve başkentin 25 ilçesinin müftüleri çağrıldı maskeyle kılınan Cuma’ya. Başkan ve müftülerin yanı sıra Diyanet İşleri’nden de (caminin olağanüstü koşullara uygun şekilde hazırlanması görevini de üstlenen) az sayıda görevli de yer aldı cemaatte. Yani toplamda, 35-40 kişi.


Zatürre aşısı

Prof. Dr. Ateş Kara, önceki akşam CNN Türk’te, Hande Fırat’ın Gece Görüşü programında zatürre aşısı konusunda şöyle dedi:

65 yaş üstü herkese, bunun yanı sıra da altta kronik hastalığı olup da, akciğerleri etkileme olasılığı olan herkese.

Yayından sonra “Peki ne zaman yaptırılmalı bu aşı bahsettiğiniz gruplara” diye sordum Ateş Hoca’ya. Hemen bugün, koşa koşa gidip yaptırmaya gerek yokmuş.

Ya da evden çıkması yasak olan 65 yaş üstündekilere, bir yolunu bulup acilen yaptırmak şart değilmiş ama “İlk fırsatta yaptırılmasında fayda var” dedi Prof. Kara. 65 yaşından büyükseniz ya da akciğerlerinizi etkileme riski olan bir kronik hastalığınız varsa…

Hayat normale döner dönmez ilk iş ‘zatürre aşısı’ yaptırın lütfen.


Alerjikler daha dirençli

Prof. Ateş Kara’ya sordum:

"Alerjik ve alerjik astımı olanlar risk grubunda mı? “Hayır” dedi ve ekledi: “Hatta Çin’deki istatistikler, alerjik bünyelerin virüse direncinin, diğerlerine oranla daha yüksek olduğu yönünde göstergeler içeriyor.”


Haziran...

Kesin değil... Tam hangi günleri, o da bilinmiyor elbette ama takvimde kritik ay Haziran. Coronavirüs Bilim Kurulu’nda farklı parametreler ışığında yapılan değerlendirmeler, pandeminin hafifleyeceği tarih olarak haziranı işaret ediyor.

Dünya genelinde -ve tabii Türkiye’de- haziran itibariyle, hayatın normale dönmeye başlayacağı öngörülüyor.

Peki ya olmazsa? Bu olumsuz ihtimali düşünmek bile istemezsiniz…


Gizleme gereği neden?

Uzmanlarla konuşuyoruz… Diyorlar ki “Covid 19 pozitif çıkanların büyük çoğunluğu bunun duyulmasını istemiyor.” Solunum yoluyla alınan ve dünyaya yayılmış virüs bu... Elbette önlemleri uygulama seviyemize göre risk azalıyor ama bir şekilde enfekte olma ihtimalimiz var hepimizin.

Hani HIV pozitif olsa, bu durumu saklı tutma isteği anlaşılır da, Covid-19’a yakalanmış olmayı neden gizleme gereği duyar insan?

Ayıp mı, günah mı? Utanacak, sıkılacak durum mudur enfekte olmak?

Yazarlarımızdan

23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:00
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder