Ortadoğu’daki kovboy

08 Aralık 2017, Cuma 11:19
AA
Binlerce kilometre uzaktan yalnız Ortadoğu’ya değil tüm dünyaya düzen vermeye çalışıyor. Sahip olduğu şey haklılığı değil gücü. “Demokrasi” denilen kavramın da temsilcisi, “özgürlüğün” de.

Herkese her konuda o not veriyor, kimini “eksik”, kimini “tam demokrasi”, kimini “özgür” kimini “kısmen özgür” diye tanımlıyor.

Gün geliyor teröristlerle işbirliği yapıyor gün geliyor kimin “terörist” olduğuna o karar veriyor. Dünyanın birçok bölgesine “demokrasi götürüyorum” diye yaptıklarıyla demokrasiye, “hukukun üstünlüğü, insan hakları” diye yaptıklarıyla hukuka olan inancı bitirdi. “Demokrasi getireceğim” derken milyarlarca dolar tutarında silah satıyor.

Hele bir de hedefine kitlendi mi, aklına ne insan hakları ne demokrasi ne hukuk ne özgürlük geliyor. Irak mı işgal edilecek, kullandığı medyası aracılığı ile “Kimyasal silahı ve El Kaide ile işbirliği” yalanı ile milyonlarca insanın hayatına mal olacak savaşı başlatıyor. Kurdurduğu mahkemelerde devlet başkanını astırıyor.

İsterse uçakta işkence yapıyor isterse Irak’taki gibi işkence hapishaneleri kuruyor, isterse yakaladığını kendi ülkesinde insanlıktan çıkaracak biçimde yıllarca hapiste tutuyor. “Teröre karşı mücadele” diye diye dünyanın gözü önünde terör örgütleri ile işbirliği yapıyor. Irak gibi Suriye’nin de kaça bölüneceğine o karar veriyor. Suriye’de terör örgütü PKK’nın uzantısı üzerinden yeniden bir ülke mi kuracak, binlerce TIR dolusu silah vermekten kaçınmıyor. Amacına hizmet ediyorsa kendi ülkesinde 11 Eylül 2011’deki saldırılarında binlerce masum insanı katleden terör örgütü El Kaide’nin uzantısı DEAŞ’ın güvenli biçimde bölgeyi terk etmesine göz yumuyor.

Şimdi de tüm dünyanın gözüne baka baka tüm uluslararası kararlara aykırı biçimde Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını söylüyor.

Müslümanlar karşı, Hıristiyanlar karşı, Avrupa Birliği karşı, Asya karşı ama o binlerce kilometre uzaktan Ortadoğu’yu yangın yerine çevirecek böyle bir kararı tek başına almaktan geri durmuyor. İşine gelince Birleşmiş Milletler kararını tanıyor işine geldiğinde çiğneyip geçiyor.

Kimin yönettiğinin önemi de yok; iktidarın adı bazen “Liberal” oluyor bazen “Demokrat”, Başkan’ın adı bazen Bush oluyor, bazen Obama bazen de Trump. İktidar değişse de, isimler değişse de o hep “haklı” çünkü “güçlü”, adı Amerika Birleşik Devletleri.

Sahip olduğu tek şeyi gücü, tıpkı bir kovboy gibi. Kendi hukuku, kendi isteği, kendi çıkarları her şeyin üzerinde. Bilmediği ve hâlâ anlamadığı bir şey var ama burası Ortadoğu…
Sıradaki haber yükleniyor...