Bahçeli’nin “Devlet”i

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir devletin temel yapısını belirleyen ve birbirini karşılıklı olarak dengeleyen kurumlar vardır. Yürütme (şimdiki sistemde Cumhurbaşkanlığı), yasama (yani Meclis), yargı (yani mahkemeler: Anayasa Mahkemesi, Yargıtay vb...) Demokrasi, hukuk devletini ve farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilmesini güvence altına alan, meşru kurumlarla işleyen sistemdir. Yargı, demokratik bir ülkede sistemin karakterini gösterir. Siyasi irade karşısında, belli bir bağımsızlığı ve güvencesi vardır.

Kendi tavrı ve duruşu olan bir “denge unsuru”dur. Tabii köklü ve geleneksel meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, bunlar da tıpkı yargı gibi “denge unsuru”dur. Bizde yaşananlara gelirsek… “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla oluşan yeni sistemin isim babası Devlet Bahçeli şöyle diyor: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yönetim hayatımıza nüfuz eden kakafoni bitmiş, birbiriyle çatışıp çelişen çok seslilik sonlanmıştır.

Yasama, yürütme, yargı arasındaki kategorik güç ayrımları bu üç erkin birbirini tekzip etmesine dayalı değil; devlet ve millet lehine ahenk, uyum ve işbirliği halinde çalışmaya kaynak teşkil etmiştir.” Bahçeli’ye göre, yargı ve yasama, idareyle “uyumlu” hale getirilmiş, kakafoni gitmiş, onun yerini tek sesli bir ahenk almış. Gerçi Bahçeli bunları da yeterli görmüyor, kimi çatlak seslerin de susturulmasını istiyor.

Mesela Barolar. “Çoklu Baro Kanunu’yla barolar demokratikleşecek, avukatlar özgürleşecek, savunma daha da güçlenecektir. Bazı baroların mesleki dayanışma ve hak mücadelesinden ziyade CHP kayığına binip siyasi muhalefete tevessül etmeleri, savunma ruhuyla ters düşen bir kırılmadır. Dileğimiz baroların savunulduğu kadar Türkiye’nin hak ve çıkarlarının da savunulması, sahiplenilmesidir.”

Sonra sıra Türk Tabipler Birliği’ne geldi. Bahçeli bu konuda da yol göstericiydi: Ona göre Türk Tabipler Birliği, korona kadar tehlikeliydi. Derhal kapatılmalı, birliğin yöneticilerinden hesap sorulmalıydı. Anayasa Mahkemesi’nden çıkan bazı kararları onaylamayan Bahçeli’nin bu kurumu “uyumlu” hale getirmek için önerisi: “Anayasa Mahkemesi yeni hükümet sisteminin doğasına uygun şekilde yeni baştan yapılandırılmalıdır.”

Denge ve denetim mekanizmalarının, yargısal denetimin işlevsizleştiği bir sistemin, ülkemizin yararına olması mümkün görünmüyor. Bir sistemi ve ülkeyi belirleyen, oradaki adaletin gücüdür. Adaletin teminatı ise bağımsız yargıdır. Anayasa Mahkemesi, adaletin son kapısıdır. Uzun siyasi ve sosyal tecrübelerin birikimiyle oluşmuş Anayasa Mahkemesi gibi kurumlar, bir ülkede adaletin sigortasıdır. Demokrasinin güvencesidir. Hepimize lazımdır...

Yazarlarımızdan

26 Ekim 2020, Pazartesi 14:19
26 Ekim 2020, Pazartesi 13:53
26 Ekim 2020, Pazartesi 13:52
Sıradaki haber yükleniyor...
holder