Erkekler bu sözleşmeyi hiç sevmedi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kezban Hatemi, günlerdir özetle “Yapmayın etmeyin, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyin” çağrısında bulunuyor. AK Parti erkeklerinin, başından beri itiraz ettikleri bu sözleşmenin iptal edilebileceği yönünde yapılan açıklamalar endişe yaratıyor. 2011 yılında imzaya açılan ve ilk imzacının Türkiye olduğu bir sözleşmeden söz ediyoruz. İmzalatmak için Türkiye’nin diğer ülkelere propaganda heyetleri yolladığı bir sözleşme. 2014’te yürürlüğe giren sözleşmeyi 46 ülke imzalamış durumda.

Bu sözleşmeye paralel olarak çıkarılan 6284 sayılı kanun da bazı erkek siyasetçileri rahatsız ediyor. Sözleşmeden çıkılmasını, kanunun iptal edilmesini istiyorlar. 6284 sayılı kanunun tam adı: “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.”

Kanun, kadına yönelik şiddeti önlemek, şiddet uygulayanları cezalandırmak ve rehabilite etmek, şiddete uğrayan kadının şiddet ortamından uzaklaşabilmesi ve güvenli bir şekilde yeni bir yaşam kurabilmesi için gereken düzenlemeleri içeriyor. Kabul tarihi 8.3.2012.

Kadınlar dövülüyor öldürülüyor

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) başkanlarından Çiğdem Aydın, Serbestiyet.com’daki yazısında tabloyu şöyle değerlendiriyor:

Türkiye’nin kadın cinayetleri konusundaki karnesi korkunç. Sadece geçtiğimiz Haziran’da 27 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 2019 yılında 474 kadını cinayete kurban verdik. 2018 yılında yasaya dayanarak 83 bin kadın başvurdu, 11 bin kadının başvurusu reddedildi. Koruma kararlarının bile kadınları koruyamadığını biliyoruz. Ancak yasanın varlığı, kadınlar için bir dayanak.

Erkekler, kadınlara diledikleri gibi şiddet uygulayabilmek, şiddet uygulayarak kadınları köleleştirmek, namusu korumak kisvesi altında kadınları öldürebilmek mi istiyor? Böyle söylemeyip yan yollara sapıyorlar. Şiddete başvuran erkeklere uzaklaştırma verilmesini, uymayanın hapse atılmasını, kadının cinsel ilişkiye hayır diyebilmesini, zorla cinsel ilişkinin suç sayılmasını, aile birliğine karşı bir tehdit olarak gördüklerini söylüyorlar.

Kadına, erkeğe yönelik şiddetin yanı sıra LGBT bireylerine yönelik şiddetin de cezalandırılacağının belirtilmesi, itirazcılara göre cinsel sapıklığı teşvik ediyor. Sözleşmedeki kültür, örf ve adet, gelenek, din veya sözde namusun herhangi bir şiddet eylemine gerekçe oluşturamayacağı maddesi, erkek siyasetçileri derinden rahatsız ediyor. Örfün, adetin, inancın çiğnenmesine neden olduğu iddia ediliyor.

Sözleşmeye karşı çıkanların gerekçelerine bakılınca, itirazların erkek egemen baskıcı, dayakçı düzeni savunmaktan ibaret olduğu anlaşılıyor. Kadının şiddete karşı korunması temel bir insan hakkı. Böyle bir geri adım, kadına yönelik şiddetin önüne dikilen engelleri de kaldıracaktır. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyi, büyük bir geriye dönüş, tehlikeli bir içe kapanma olarak anlıyoruz. Umarız bu büyük yanlıştan dönerler.

Yazarlarımızdan

03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:01
03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
03 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder