HDP ve siyaset…

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

“Çözüm süreci neden bozuldu?” sorusuna Sırrı Süreyya Önder şu cevabı veriyor: “Barış talebini toplumsallaştırabilseydik, hiçbir iktidar bu süreci bozamazdı.” Bozulma dönemini irdeleyen Önder, kendi saflarındaki bir soruna değiniyor:

“O dönemde Kürt illerinde, yer yer çeteleşmeye varan, merkezi olmayan birtakım oluşumlar gözlemledik. Birden bire, yer yer lümpen tutumlar içeren yapılanmalar ve bunların yol kesme, insanları alıkoyma gibi hareketler ortaya çıktı… Bir yandan barış görüşmeleri yapılırken bu tür işler kabul edilemezdi.”

Sırrı Süreyya 'merkezi olmayan oluşumlar' dese de bu tür işleri yapan, hendekleri ve barikatları kuran, ‘Özyönetim’ ilan eden, PKK’ydı. Bu konunun o dönemin önemli aktörlerinden birisi tarafından eleştiri konusu olması, bir ilerlemedir.

7 Haziran 2015 seçimleri

O döneme dair analiz edilmesi gereken temel nokta, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, HDP dahil muhalefet cephesinin bir demokrasi ittifakı içine girmemesi. CHP, Bahçeli’ye Başbakanlık teklif ederken, HDP, kendileriyle görüşmeye gelen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na, Sırrı Süreyya aracılığıyla, 'kaçak çayımızı içer gidersiniz' tavrını göstermişti.

Sonuçta çözümsüzlük 1 Kasım 2015 erken seçimlerine yol açtı. Türkiye 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne giden yola böylece girmiş oldu. Şimdi köprülerin altından çok sular akmış durumda. Bu kez HDP kapatma davası gündemde. 6 milyonluk bir seçmen kitlesinin tercihi söz konusu.

Partili ya da partisiz, bu kitle, önümüzdeki seçimlerin kaderini tayin edebilecek potansiyele sahip. İktidar, İYİ Parti ile HDP arasında bir gerilim yaratmayı önemsiyor. Özellikle İYİ Parti içindeki milliyetçi potansiyeli harekete geçmeye teşvik eden çıkışlar yapıyor.

Peki HDP’nin tavrı ne olacak? Genel muhalefet cephesi içinde mi yer alacak? Ya da muhalefetten uzak mı duracak? Kapatma davası ne sonuç verirse versin, bu siyasi potansiyel, kendi seçmenini yönlendirebilecek bir ilişkiye sahip.

HDP Eş Genel Başkanı Prof. Mithat Sancar’la konuştum. Şunları söyledi: “Türkiye’deki başka güçler ne yaparsa yapsın, biz halkın işine, aşına, ekmeğine, barışına, özgürlüğüne ve demokratik gelecek umuduna sahip çıkacağız.”

Muhalefeti beğenmeyen, değişmediğini düşünen bir ‘seçkinci muhalefet eğilimi’ de var. Bu eğilimin seçmen kitlesi üzerindeki ağırlığı ne olabilir? Önümüzdeki günler hareketli geçecek gibi görünüyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder