Şeytanlaştırmak

08 Şubat 2017, Çarşamba 05:00
AA
Başbakan Binali Yıldırım, referandum kampanyasını başlattı. CHP'yi hedef alan konuşmasının ana temasını şöyle özetleyebiliriz: PKK, FETÖ, HDP, CHP hayır diyor, onun için biz evet diyoruz.

Kılıçdaroğlu da, Yıldırım'a cevap verirken şunları söyledi: FETÖ'yle işbirliği yapan da, Oslo'da, Dolmabahçe’de pazarlık yapanlar da sizdiniz.

İnternette dolaşıyorum. Çeşitli sitelerde arşiv görüntüleri gündeme geliyor. "Fethullah Gülen, başkanlık sisteminde yana, işte ispatı..."

Yalçın Akdoğan'ın, çözüm süreci döneminde, Öcalan'la ilgili değerlendirmesine yer veriliyor. Akdoğan bu konuşmasında Öcalan'ın başkanlık sisteminden yana olduğunu söylüyor.

Her iki taraf da, propagandasını, olumlu yönden değil, "Sen şucusun, sen bucusun" üzerinden kurgulamaya yönelim gösteriyor.

Görünen o ki, iki “şeytan”ımız bulunuyor: PKK ve FETÖ. DAEŞ üzerinden henüz bir propaganda yok. Belki yakında onların da başkanlık sistemi üzerine görüşlerini öğreniriz.

PKK ve FETÖ

"Hayır" oyu veren bir yurttaş, PKK ve FETÖ ile aynı safta görüldüğü duygusuna kapılabilir. Tersten bakalım: "Öcalan da evet demişti" diyenler, "evetçileri" o safta görebilir.

Bu mantık yapısı üstüne kurulu kampanyaları pek mantıklı bulamıyorum. Sağduyulu seçmenin bu şekilde ikna edilmesini de çok mümkün görmüyorum.

Ötekileştirici, kutuplaştırıcı dil; kampanya sırasında, tehlikeli gerilimleri kışkırtabilir, saldırganlığı azdırabilir. Zaten siyasileşmiş olan yargıyı, polisi; tek taraflı olarak muhalifler aleyhine harekete geçirebilir.

Yazık bu ülkeye! Yapmayın! Hangi tercih kazanırsa kazansın, hep birlikte yaşamaya devam etmeyecek miyiz? Kötü de yönetilsek, iyi de yönetilsek, bu toprakların üzerinde hayatımızı sürdürmeyecek miyiz?

Siz fikrinizi söyleyin

Bir fikriniz varsa, savunduğunuz sistemi, gerekçeleriyle ortaya koyarsınız. Örneğin, çıkar dersiniz ki, “Bu 18 maddelik değişiklik, şu nedenle gerekli ve elzemdir. Demokrasiyi geliştirecektir. Türkiye’yi zenginleştirecek, halkın yaşamını olumlu etkileyecektir. Yönetimi kolaylaştıracaktır.”

Ötekileştirici, şeytanlaştırıcı üslubu terk etmek konusunda, partiler arasında bir uzlaşma sağlanmalı. Bu konudaki ilk adım da bence Başbakan tarafından atılmalı.

Kampanya ısınmadan, toplum gerilmeden, Türkiye'nin sükunete, durup düşünmeye çok ihtiyacı var.

Ne olur, kısa vadeli hırslara uymayalım, sert ve geri dönülemez gerilimlere de, mantık yitimine de, fırsat vermeyelim.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.