Alt akıl

03 Ağustos 2016, Çarşamba 16:00
AA

Kiminin emir subayı, yâveri...

Kiminin danışmanı. Kiminin başkoruması, başpilotu, kaptanı. Örgüte bakın. Ne kabiliyetli insanlarmış ki, oralara kadar yükselmişler.

Ben bunlara kendi dalında başarılı insanlar derim.

*

Bir de öbürlerine bakın.

Darbe yapmak için ‘o günü’ bekleyen yüksek rütbeli subaylar, kendini sahiden paşa zanneden generaller.

E hani darbe? Darbe yok. Fiyasko. Çünkü, mesleklerinde başarısız insanlar bunlar. Kabiliyetsiz komutanlar.

Al da at diye ayaklarına verilen topu bile gole çeviremeyen beceriksiz forvetler... Neler neler.

*

Şimdi o zeki yâver, şimdi o akıllı emir subayı, şimdi o yıllardır köstebeklik yapmış kurnaz koruma amiri, herhalde diyorlardır ki:

- Yahu biz, bunlar için mi çalıştık?

Bunlar için mi kendimizi yaktık?

Çoluğumuzu çocuğumuzu, istikbalimizi, bunlar için mi mahvettik?

Ne acı.

Not:

“Bunlar sızmamışlar, yerleştirilmişlerdir.” Kim diyor? Tansu Çiller’in kötü bir kopyası olan Profesör Hanımefendi diyor.

Tamam da... Yıllardır kendini saklamayı büyük ustalıkla beceren, birer takiye üstadı bu hücre tipi örgüt üyelerini, devlet nasıl keşfetmiş de kilit noktalara yerleştirmiş? Sonra da eline silahı vermiş “al bununla bana, meclise, halk’a ateş et” demiş, öyle mi? Hanımefendi uçuyor. Kestirmeden “darbecilerin masum olduğunu” söylese ya.

*

Bir not daha...

Acaba diyorum, Deniz Baykal’la ilgili kaseti, bizatihi Deniz Baykal mı tezgahlamıştı? Hay Allah... Profesör Hanımefendiciğim, benim de içime bir kurt düşürdünüz.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.