Bir kaşık su

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir karış toprak ne ise, bir kaşık deniz suyu da odur. İkisi de kutsaldır. Kimseye veremeyiz. Hâlâ anlaşılamadı mı?

Bu inancı taşımayan milletler, toprak da verirler, deniz suyu da verirler. “Gel de al” diyemezler.

Suriye’de ne işimiz var’ın cevabı budur. Libya’da ne işimiz var’ın cevabı da budur: Milli Savunma. Aksi halde koskoca Akdeniz’de, Antalya koylarına ve kıyılarına kilitlenip kalırsınız.

Ezbercilik yok. Yurtta sulh, cihanda sulh’un tercümesi, her şeye “peki” demek değildir. Onun adı teslimiyettir.

Bize “bu Türkler amma da uyumlu ve olumlu insanlar, bravo” demelerini istiyorsanız, kolayı var: Güney’imizde bir terör devleti kurulmasına kuzu kuzu itaat edersiniz, Akdeniz’de olup bitenlere de göz yumarsınız, mesele biter. Al sana cihanda sulh... Ne işiniz var, Suriye’de Libya’da?

Bir yol daha var: Devlet ciddiyetini bırakıp, tıpkı müttefikleriniz gibi siz de kiralık katillerin yanında yer alırsınız. Avrupa’nın gözdesi olursunuz. Böylece yalnızlık’tan kurtulursunuz.

Hayır efendim. - Ben yalnız kalmak istiyorum... Şereftir. - Ama içeride buna şiddetle itiraz eden İrlandalılar var. Onlar ne olacak? - Onlarla da kutuplaşmak istiyorum. En büyük saadettir.

Yukarıdaki kurt ne kadar bahane ararsa arasın, onun palavralarına bakmayıp ben suyu bulandıracağım. Sonra o suyu arındırıp Akdeniz’e dökeceğim... Ben böyle bir kuzuyum: Bir kaşık bile vermem kimseye... Tıpkı bir karış toprak gibi.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI
Sıradaki haber yükleniyor...
holder