Rauf Tamer Rağmen
HABERİ PAYLAŞ

İnsan manzaralarına bakın. Salgın hastalık tehlikesine dair en ufak bir telaş ve korku görüyor musunuz?

Günlük vaka sayısı 70 binleri bulduğu halde koronaya meydan okuyan kalabalıklar, ne büyük moral.

Üstelik kar, kış, fırtına. Hiç mühim değil. Şarapçılar, biracılar, meyhaneleri yine dolduruyor...

Rakıcılar yine efkârlı ama ikinci kadehten sonra her biri memleketi kurtarmaya devam ediyor... Bayılıyorum.

Çirkin sesli güzel kızlar, sahnelerden hiç inmiyor. Alkış, ıslık, kıyamet.

Kutuplaşmış bir ülkeye benziyor muyuz?

Binlerce taraftarın coşkuyla karşıladığı yabancı futbolcular, boş kaleye bile gol atamazken, alkış ve para alıyorlar, yollarda sevgi gösterileriyle karşılaşıyorlar.

Ülkelerine döndüklerinde bu cennet ülkeyi anlata anlata bitiremiyorlar.

Yazlık rezervasyonlar şimdiden doluymuş... Yaşasın.

- E hani pahalılık? Mühim değil. “Allah Kerim”le “battı balık” arası, şen gönüller ülkesi bu Türkiye.

Küçücük şeylerle bile mutlu olabilen kanaatkâr ve inançlı insanlar yaşıyor burada.

Lakin ah... Gül ibikli horozum kayboldu. Kim çaldıysa getirsin.

Horoz değil, katır idi. Dağdan odun taşır idi. Dahası var. Mahallenin hocasıydı.

Tavukların kocasıydı. Civcivlerin babasıydı. Ah, gül ibikli horozum kayboldu.

Herkesin derdi de başka, sevinci de...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder