Bir bizden bir Latinlerden iki lokanta: Mahkeme Lokantası ve The Steeve By İsmet Saz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

MAHKEME LOKANTASI: ATEŞ BALIĞI CIZIRDIYOR

Hep niyetlendiğim ama bir türlü gidemediğim Mahkeme Lokantası’ndayız. Dostumuz Sayım Çınar’la birkaç kez sözleştik ama kısıtlamalardan fırsat olmadı. Sonunda dostlarla keyifli bir muhakeme masasında buluştuk; Mahkeme Lokantası’nda. Karaköy Perşembe Pazarı’ndayız.

İstanbul meyhanelerine şarapların getirildiği tarihi Şarap İskelesi’nin karşısındaki bir sokak burası. Mahkeme Lokantası, Ceneviz Mahkemesi’ne komşu bir 19. yüzyıl binasının içinde yer alıyor. Yüksek tavanlı şık bir esnaf lokantası ama akşamları çilingir kapıyı açıyor ve burası şıkır şıkır bir meyhane oluyor. Perşembe Pazarı esnafının kepenkleri indirmesiyle de sokağa masalar diziliyor; kadehler şıkırdıyor.

Karamelize soğanlı Bombay piyaz, Şam fıstıklı Girit ezme, portakallı marine levrek, ıspanak kökü salatası, cevizli kuru domates salatası, topik, şalgamlı bulgur, Ege usulü enginarlı fava, lakerda, közlenmiş patlıcanlı mutabbal, avokadolu somon salatası ve mezeler gerçekten çok lezzetli. Kalabalık bir grup olduğumuz için çeşidi bol tuttuk. Bazı mezelere de tur bindirmek zorunda kaldık; tekrar getirttik.

Ahtapot ızgara ile ısındık

Ara sıcakları sınırlı tuttuk ki taze sardalyeye yer kalsın. Otlu balık böreği, ot mücveri, yaprak ciğer, ahtapot ızgara ile ısındık. Ara sıcaktan, sıcaklara geçmeyecekler; kalamar tava, çıtır balık, balık köftesi, üç peynirli somon, deniz mahsulleri kokoreçi damaklarında çevirebilirler. 

Ateş balığı sardalya mevsimi geldiği için şanslıyız. Hamsi kuşu gibi pişirilmiş lezzetli bir sardalya yedik. İdeal pişirme biçimi iç organlarını çıkarmadan ızgara etmektir. Eskiden buna “B…lu kebap” derdik. Şimdilerde kimse bu adla anmıyor. Bir de müsilaj filan, kaygılı herkes. İstanbul’da yaşadığımızı hissettiren ve vasiyeti, kıvamında pişirilmek olan sardalyaya selam olsun. Mahkeme Lokantası hem atmosferiyle hem mevkisiyle hem de lezzetiyle gidilecekler listesine eklenmeyi hak ediyor. 

MEKSİKALI KOKOREÇ: THE STEEVE BY İSMET SAZ

Şef İsmet Saz, uzun süre yurt dışında yaşadıktan sonra İstanbul’a dönüş yapmış. Burada yaşayan yabancıların da özlediği tatları yerel lezzetlerle birleştirdiği menüsünü yaratmış. Latin mutfağı İsmet Saz’ın dokunuşlarıyla yerel tatlarla buluşmuş . Tako’lar, tapas’lar, cheviche’ler bizden lezzetler de içeriyor.

Şöyle ki; kokoreç tako, midye tavalı tako, dana tiftik lezzetinde tako... Aslında Meksika’da döner tako’lar vardır ve bu yeni moda bir ürün değildir. 1900’lerin başında Lübnan’dan Latin Amerika’ya giden Osmanlı vatandaşları yanlarında döneri de götürmüşlerdi. 2001 yılında Meksika Lokantası açmış biri olarak söylüyorum.

Fotoğraf: Gürkan KILINÇ

10 yıllık ekşi mayayla yapılan ekmek

Şef İsmet Saz’ın yemeğe yaklaşımı şahane. Benim ziyaretimin olduğu gün bir yaza merhaba partisi olduğu için bazı yemekleri tatma fırsatım olmadı. Bunun için bir kez daha gitmek farz oldu. Domatesli ekmek, guancomole, karides baklava, patates bravas ve karnabahar bomb…

Tattığım her şey çizgi üstü lezzetliydi. The Steeve’e; yengeç Marmaris Dalyan’dan, karides İskenderun’dan, istiridye Fransa’dan, avokado Meksika’dan getiriliyor. Ekmek ise 10 yıllık ekşi maya ile özel olarak yapılıyor. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder