Sadık Gültekin’le Doğru Tercih Bilimin hal-i pürmelali!
HABERİ PAYLAŞ

Türkiye, herkesin bildiği üzere enerji ithalatçısı bir ülke. Enerji konusunda kendi kendimize yetebilmemiz lazım. Bunun için de Avrupa’dan hem bilgi ve yöntem öğrenmemiz, hem de kaynak almamız lazım. Avrupa Birliği, resesyondaki Avrupa ekonomisinin canlanması için bu konudaki çalışmalara para saçıyor. Avrupa’da 2020-2030 yılları arasında enerjiye yıllık 200 milyar Euro doğrudan yatırım yapılacak.

***

Dr. Sinan Küfeoğlu, ilköğretimini Bayburt’ta, liseyi Trabzon Fen Lisesi’nde, üniversite eğitimini ise ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı. Yüksek lisans ve doktorasını Finlandiya Helsinki Teknoloji Üniversitesi’nde yaptı.

Bu sırada hem Japonya’da hem de Finlandiya’da enerji firmalarıyla çalışmalar yaptı. Londra ve Cambridge üniversitelerinde eş zamanlı olarak elektrik güç sistemleri ve şebeke arz konularında çalışmalarını sürdürdü. Çok sayıda uluslararası araştırma, endüstri ve kamu sektörü proje işbirlikleri ile akademide çalışma geçmişine sahip bir araştırmacı. Bilgi paylaşımı konusunda oldukça istekli. Akademik olarak elektrik arz güvenliği konusunda çalışıyor. Enerji politikaları, enerji ekonomisi ve elektrik gücü güvenilirliği konularında da uzman.

***

Dr. Küfeoğlu’nun ‘Bayburt Medya’ isimli yerel bir haber sitesine verdiği röportaj dikkatimi çekti. Dr. Küfeoğlu bir şeylerden yakınıyor. Enerji konusunda neleri kaçırdığımıza dikkat çekiyor... “Avrupa Enerji Birliği ile yakından ilgiliyim. Hem Brüksel’deki enerji birliği toplantılarına hem de elektrik ve enerji ile ilgili konferans ve sempozyumlara düzenli olarak katılıyorum. İlk gittiğim konferans, Avrupa Elektrik Dağıtım Konferansı’ydı.

2013 yılında Stockholm’de düzenlendi. Konferansta bize bir kitapçık dağıttılar. Dağıtılan kitapçığın içinde ülkelere göre katılımcı listesi vardı; yaklaşık 2-3 bin kişilik bir konferanstan söz ediyorum. Kitapçıkta gözüm Türkiye’den katılımcıları aradı, ancak Türkiye’den hiç katılımcı yoktu. Sonra oturup listeyi tek tek taradım. İran var; 40 kişi gelmişler, Mısır var; 30 kişi gelmişler, ancak Türk yok.

Acaba Avrupa’da çalışan Türklerden katılımcı var mı, diye tek tek isimlere baktım; yine hiç Türk yok. Toplantıda Güney Amerika’dan, Avustralya’dan, Avrupa’nın güneyinden katılımcılar vardı. Önemli konular konuşuldu. Türkiye’den kimsenin olmamasını yadırgadım. İkinci toplantıya gittim, aynı manzara. Üç, dört, beş hiç Türk yok.

***

Sonra Brüksel’deki toplantılara gitmeye başladım. Bu toplantılarda bilimsel çalışmalardan daha ziyade Avrupa’nın geleceği, yatırım fonları, projeler tartışılıyor. Yüz milyonlarca Euro'nun havada uçuştuğu bir ortamdan söz ediyoruz. Özel sektörden, devlet kurumlarından ve üniversitelerden yüzlerce katılımcı var ancak Türkiye’den yine kimse yok. Daha sonra tüm toplantılara gitmeye başladım.

Bu toplantıların asıl amacı insanlar arasında bağlantı kurmak, ilişki geliştirmek. Projeler üretmek için bu ilişkiler son derece önemlidir. Bu toplantılarda Türkiye’yi hiç görmemek beni çok üzüyor” diyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder