Sadık Gültekin’le Doğru TercihBütün insanların zekası eşittir!
HABERİ PAYLAŞ

Bütün insanların zekası eşittir!

Fransız filozof Jacques Rancière, “Cahil Hoca” adlı eserinde alışılagelen ‘açıklayıcı öğretmen’ modeline karşı çıkıyor. Cahil Hoca, tesadüfen fark edilen bir yöntem sonrası eğitim konusuna farklı bir yaklaşım getiren felsefî bir kitap. Bu kitap, her öğretmenin mutlaka okuması gereken bir eser.

Açıklayıcı öğretmenin reddi, aslında açıklayıcının otoritesinin reddidir. Rancière, öğretmenin merkez-dışı edildiği bu pedagojik programın amacını, zihinsel özgürleşme olarak ifade ediyor. Rancière, ‘bir zekanın bir başka zekaya tabi kılındığı yerde aptallaşma vardır’ diyor. Zihinsel özgürleşme sadece öğrencinin değil, aynı zamanda öğretmenin de özgürleşmesini içeriyor. Açıklayıcı öğretmenin işlevi, öğrencinin zekasını bağımsız ve aktif kullanabilmesine dayanan bir öğrenme sürecinin önünü açmaktır.

***

Cahil Hoca kitabında adı geçen Fransız öğretmen Joseph Jacotot, 1815’te Belçika’nın Leuven kentinde ders vermeye başlar. Ancak ortada ciddi bir sorun vardır: Jacotot ve öğrencilerin anlaşabileceği ortak bir dil yoktur! Şansına o tarihlerde bir sayfası Fransızca, öteki sayfası Flamanca olan bir Telemak (didaktik bir roman) çevirisi yayımlanmıştır. Öğrencilerine bu Telemak çevirisini dağıtan Jacotot, bu kitap sayesinde öğrencilerinden Fransızca öğrenmelerini ister.

Bu öğrenme sürecinde, Fransızca'ya ilişkin hiçbir şey anlatmamasına rağmen, bir süre sonra öğrencilerin Fransızca öğrendiğini ve en ufak bir hata yapmadan Telemak’ı kendi cümleleriyle özetlediklerini keşfeder. Bu durum, Jacotot’un bir şeyin öğretilmesi için öğretmene ihtiyaç duyulmadığını fark etmesini sağlar. İşi daha da deneysel hale getirmek isteyen Jacotot, daha önce hiç müzik eğitimi almamış kişilere müzik eğitimi vermeye başlar. İlginç olan, kendi bilmemesine rağmen, insanlara müzik aleti çalmayı öğretir. Bunun ardından Jacotot, panekastik adını verdiği ‘her şey her şeydedir’ düşüncesini geliştirir. Bu düşünceye göre bütün insanların zekası eşittir. Zekaların hiyerarşisi koca bir aldatmacadır. Rancière, bu eşitlik yöntemini her şeyden önce bir irade yöntemi olarak tanımlar, ona göre zekaların değil iradenin eşitsizliği söz konusudur.

***

Bir çocuk doğduğu andan itibaren, sadece kendi gözlem ve tekrarları üzerinden anadilini öğrenebilir. Ancak daha sonraki bilgiler için bir öğreticinin zorunluluğuna ve derslerine ihtiyaç duyduğu ileri sürülür. Oysa hepimiz, günlük hayatta, belli zorluklar nedeniyle bir takım şeyleri kendi başımıza öğrenmek durumunda kalıyoruz. Öğretmenin varlığı öğrenme sürecini böler.

Öğrenen ve öğrenilen arasındaki ilişkiye, üçüncü taraf dahil olur. Oysa öğrenme, tekrar ve bir vazgeçmeme sürecidir; bireysel bir süreçtir. Öğrenmede farkı yaratan öğretici değil, irade eşitsizliğidir. Öğretmen, bilmediği bir konuyu da öğretebilir, yeter ki öğrencinin iradesini kullanmasını sağlayabilsin. İradeden sapma durumunda, öğrenci öğrenme işlevini yerine getiremez. Eşitlik içindeki fark, bu noktada ortaya çıkar. Öğretmenin görevi, öğrenciyi irade göstermeye zorlamasıdır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder