Sadık Gültekin’le Doğru Tercih Yetenek doğuştan gelmez, edinilir!
HABERİ PAYLAŞ

Yetenek doğuştan gelmez, edinilir!

Bir grup bilim insanı yeteneğin doğuştan var olduğunu ve genetik faktörlere bağlı olduğunu iddia ediyor. Bu bakış açısına göre spor, sanat, matematik gibi farklı beceriler isteyen alanlarda üstün başarı gösteren insanların genetik olarak barındırdıkları özellikler var. Tabii yeteneğin çevresel etkenler ve deneyimle ilgili olduğunu ileri süren bilim insanları da var.

Örneğin, “uzmanlaşma” konusunda çalışan psikolog K. Anders Ericsson, yaptığı araştırmalarda “10 bin Saat Kuralı”nı öne sürüyor. Ericsson’a göre, bir konuda üstün başarılı olmanın yolu 10 bin saatlik pratik yapmaktan geçiyor. Bu iki bakış açısının yanı sıra, son yıllarda baskın olan cevap ise genetik yatkınlıkları çevresel faktörlerden ve deneyimlerden ayırmamaktan geçiyor.

McGill Üniversitesi’nden gen ve gelişim üzerine çalışan Michael Meaney, hiçbir genetik faktörün çevrenin etkisinden bağımsız incelenemeyeceğini savunuyor. Meaney, “Belli bir alanda erken yaşlarda çalışmaya başlamak, o alandaki başarıyı etkiliyor” diyor.

***

Susan Polgar, ilk kadın satranç ustası. Susan, bir dahinin beynine sahip. Susan, doğduğu zaman bu sıra dışı beyne sahip değildi. Sıra dışı beyni, geçirdiği sıra dışı çocukluk sayesinde kazandı. Susan, sıradan bir çocuğun dahiye dönüştürülebileceği teorisinin canlı bir ispatı. Susan’ın dehası doğuştan gelmiyor. Hayatı, geçirdiği sıra dışı eğitim sayesinde değişti.

Psikolog olan babası, zeka gelişimi ile ilgili pek çok çalışma yaptı. Çalışmalarındaki en önemli örnek, W. Amadeus Mozart’tı. Henüz 4 yaşındayken ilk bestelerini yapmaya başlayan Mozart, ilk başta üstün yeteneklerle donatılmış şanslı bir çocuk gibi gözüküyordu. Mozart’ın müziğe olan ilgisi ve yeteneği tesadüf değil.

Babası Leopold Mozart, Avrupa’nın tanınan müzik hocalarından biri, aynı zamanda Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası'nda görevliydi. Keman öğrenimi üzerinde öğretici kitapları olan Leopold Mozart, yöntemlerini oğlu üzerinde denemeye başladı. Babası, Mozart’ın müziğe olan ilgisini henüz daha 3 yaşındayken gördü. Kendi mesleğini bırakarak oğlu ile ilgilenmeye başladı.

***

Susan’ın babası Laszlo Polgar, yeteneğin geliştirilebilir olduğunu kanıtlamak ister. Polgar çiftinin üç çocukları olur. Baba Polgar, üç çocuğu ile her gün saatlerce pratik yapar. Kız kardeşlerden en büyüğü Susan, Dünya Satranç Federasyonu tarafından en yüksek unvan sayılan “Grand Master” (Büyük Usta) unvanını alan ilk kadın oyuncu olur. Susan’ın satranç eğitimi dört yaşında başlar.

Susan, anne babası eşliğinde günde 6-8 saat pratik yapar. İkinci çocuk Sofia, dünyanın en iyi 10 kadın satranç oyuncusu arasına girer. Üçüncü kardeş Judit Polgar ise tüm zamanların en güçlü kadın satranç oyuncusu kabul edilir. Laszlo Polgar, böylelikle tezini ispatlamış olur.

Satranç konusunda hiçbir uzmanlığı olmamasına rağmen kızlarını yetiştirmiş ve olağanüstü başarılar elde etmelerini sağlamıştır. Polgar Ailesi'ni yaşayan bir efsane haline getiren şey, eğitimin önemi yanı sıra kararlı, azimli ve istikrarlı çalışmanın ne anlama geldiğini daha iyi anlamamızı sağlamasıdır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder