Akıl yaşta değil baştadır

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sen kimsin? Asıl sen kimsin? 

Sahi insan karakterindeki “hiçlik” göstergesinin kriteri nedir? 

Çalıştığım ortamlarda her zaman en küçük kişi ben oldum…

Bu bir yerde avantaj gibi gözükse de inanın bana hiçbir avantajını yaşamadım…

Kültürel olarak yaşça büyüklerimizin egosu öyle çok okşanıyor ki bir süre sonra bu ego tanrısal ego boyutuna ulaşıyor ve sonucunda yeni işlerin üretilemediği, bol baskılı çalışma ortamları çıkıyor…

Tanrısal ego sürekli kendisinden küçük olana iş öğretmeye çalışırken, genç beynin düşüncelerini ve yaratıcılığını değersizleştirmeye çalışıyor…

Tanrısal egolar, kendilerine öneride bulunulduğunda veyahut ortaya bir fikir atıldığında kendilerini hakarete uğramış sayarlar ve asla bu fikre önem vermezler…

Bir süre sonra genç beyin “salla başını al maaşını” kıvamına getirilir ve yenilikler için heyecanı ve tutkusu kalmaz…

Üzgünüm ama 1980-1990 arasındaki süreçte çok büyük farklar olmazken, 2010-2020 arasında çok büyük farklılıklar var. Her ikisinde de zaman kavramı 10 yıl gözükse de 2010 yılından sonraki süreçte hayatımıza giren yenilikleri düşünürsek pek de aynı değil. 

Bu yeniliğin yok sayılmaya çalışıldığı eğitim sektöründe ise durum daha da vahim. Tecrübeli öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum lakin 1970 yılında 16 yaşındayken görevi başlayan öğretmenimizin de 2021 yılındaki dijital çağ çocuğunu anlayabileceğini düşünmüyorum. Tanrısal egoya kapılıp, genç meslektaşlarını yok saymaya çalışanlar için ise hiç umut barındırmıyorum. 

Siz hakikaten gelişen dünya düzeninde çözdürdüğünüz testlerin bir önemi olacağını mı düşünüyorsunuz? Herkesin öyle ya da böyle üniversite diploması alabildiği bu düzende akademik bilgi git gide etkinliğini kaybetmeye başlıyor. Elbette okumak kaderini değiştirmenin en adil ve basit yolu. Ama çocukları/gençleri eğitimin ötesinde olan olgular öne geçirecek ve tüm bunları sıra dayağı kültürünü 2021 yılında sürdürme çabasında olan insanlar yapamayacaklar. 

Sevgili tecrübeli öğretmenler; görmezden geldiğiniz, yok saymaya çalıştığınız, sırf yaşça büyük olduğunuz için ötekileştirdiğiniz o genç meslektaşlarınız dünya düzenine yön verecekler. Onlara biraz daha kulak verin diyeceğim lakin 35 yaşında devletten emekli olmuş, özel sektöre girip 30 yıl da özel sektörün nimetlerinden yararlanmış, çifte maaş keyfini iliklerine kadar hissetmiş, çoğu genci işsiz bırakmanın vicdan azabını yaşamamış insanlar olarak bu durumun pek de umurunuzda olacağını düşünmüyorum. 

Elbette burada sadece sizi suçlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bu durum kültürümüzün hatası. “Büyüklerine saygılı ol” kısmının devamını bu kültür, hiç getirmemiş, dememiş ki “küçüklerine de saygılı ol ve onları koru.” Bu yüzden sizler de haklısınız saygının sadece yaştan kaynaklı bir durum olduğunu düşünüyorsunuz, kazanıp elde edilebileceğini, hak edilmesi gerektiğini hiç düşünmemişsiniz. Anne-baba sevgisinde bile “o senin annen/baban saygısızlık etme” derken, şiddet ortamında büyüyen çocukların psikolojisini, çocukluk travmalarının yükünü hala omuzlarından atamamış insanları hiç anlamamışız. Hala ailesini aramayan bir genç görsek “olur mu ama o da senin annen/baban” diyoruz. “Yahu bir dakika bakalım neden aramıyor?” diye düşünecek empati beceresine bile sahip olamamışız. 

Bilgi hiyerarşine her zaman sonsuz saygı duymuş ve bu hiyerarşiyi gündelik hayatında da uygulamış bir insanımdır. Bir insanın yaştan dolayı değil, verdiği emeklerden ve bilgisinden dolayı saygıyı hak ettiğini düşünüyorum. Ben ne gençler görüyorum önlerinde saygıyla ceketimin düğmesini ilikliyorum, lise öğrencileriyle sohbet edip hayran hayran bilgisine, girişimciliğine bakıyorum, dünya kadar şey öğreniyorum. Ne yaşlılar görüyorum ki ziyan edilmiş bir beyinle bunca yılı geçirmişler, kendilerine yaştan başka hiçbir şey katamamışlar. 

Eee ne demişler “Akıl yaşta değil baştadır.” 

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder