Boşanınca ne oluyor? En çok kim yaralanıyor?

YAZI BOYUTU

TÜİK verilerine göre boşanma oranı 2017 yılından 2018 yılına yüzde 10,9 artış göstermiş. Üstelik bu oran artarken evlilik oranı da yüzde 2,9 azalmış. Gördüğünüz gibi boşanma oranı her geçen gün artıyor. Bunun çeşitli sebepleri olabilir; herkese kolay ulaşılabilirlik sonucu aldatma, şiddetli geçimsizlik, kadınların erkeklere artık muhtaç olmaması, şiddet (fiziksel veya psikolojik), aile içi yardımlaşmama vs…  

Peki boşanınca ne oluyor? Kim ne kadar yaralanıyor? Bana göre Türk erkekleri baba olmak için uygun tabiata sahip değil. Toplum yapımız erkeği üstün görüyor. Bu sebeptendir ki çocuk doğduğu andan itibaren çoğu görev erkekten değil kadından bekleniyor. Yaratılıştan gelen görevleri (doğurmak, emzirmek vs) kimse erkeklerden beklemez fakat bez değiştirmek ya da mama yapmak yaratılıştan gelen bir meyil değil! Okul tatilken babalar dertlenmezken anneler işe giderken çocuklarını nereye bırakacaklarının derdine düşerler çünkü çocuk annenindir!! 

Peki ya boşanınca? İşte asıl konu burada başlıyor. Erkekler çocuklarını bir tehdit unsuru olarak kullanıyor. Anneler ise ağır bir sorumluluk altına giriyorlar. Bağlansın ayda 1000 TL nafaka, haftada bir de oyun alanına götürdü mu babalar, yok onlardan iyisi! Ortalama bir kreşin 2-3 bin arasında olduğunu düşünürsek erkekler için boşanmış baba olmak bayağı karlı bir işe benziyor. Anneler ise o 1000 TL'yi kaybetmemek için tüm öfkelerini içinde biriktirmeye başlıyor.

Nafakasını ödeyen baba iyidir. Ama bir de bunu icra yoluyla anca alabilen anneler var. Çünkü babalar boşanma sonrası evlatlarını da cezalandırmak istiyorlar. Çocukların muhtaçlık duygusuyla onlara daha çok yakınlaşacaklarını düşünüyorlar. Bilmiyorlar ki bir gün o muhtaçlık duygusu gittiğinde geriye sadece sevgisizlik kalacak. Haftada bir gördükleri, maddi olarak bakmadıkları çocukların gururunu yaşama görevini ise en iyi babalar yerine getirir. Bir çocuk okumuş, iyi noktalara gelmişse muhtemelen annenin emeği hiçe sayılır ve babası tarafına çekmiş olur!. 

Babalar hayatlarına kolayca birini alabilirken anneler hayatlarına alacakları kişilere karşı tedbirli olur; önce çocuklarını düşünürler. Bu ülke tam olarak erkeklerin hegemonyasına göre dizayn edilmiştir. İster iş hayatı olsun, ister aile yaşantısı, isterse ebeveynlik… 

Çoğunluğun yaşadığı problemleri dile getiriyorum. Evladını bir tehdit unsuru olarak görmeyen, onunla görev gibi değil de sevdiği için zaman geçiren babaları tenzih ediyorum.

Yazarlarımızdan

22 Şubat 2020, Cumartesi 07:28
22 Şubat 2020, Cumartesi 07:27
22 Şubat 2020, Cumartesi 07:22
22 Şubat 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...