Ödül-ceza sistemi uygulanmalı mı?

21 Ekim 2019, Pazartesi 12:03
AA

Eğitimin son zamanlardaki favori konusu “Ödül ve ceza sistemi olmalı mı, olmamalı mı?"

Ödül ve ceza, ilk olarak davranışçılar tarafından ortaya atılmış ve deneylerle ortaya konulmuş bir koşullanma.

Bir fikri savunurken her detayıyla araştırmak gerektiğini düşünüyorum.

Yerine daha iyi bir olgu getirilmeli ki, eskinin tezi çürümeli.

Fakat son zamanlarda “Ödül ve ceza yok” kavramının içi biraz boş kalıyor.

Bu düşünce yapısı, çocuğun ödül ile yaptığı her davranışın bir süre sonra ödül almadan yapmayacağını savunuyor.

Cezada ise ceza verilmeyen zamanlarda çocuğun bu serbest zamanları kullanıp yanlış davranışı yenileyeceği savunuluyor.

Haklı yönleri var fakat davranışçı bilim adamları "Çocuğa her doğru yaptığında ödül verin" veya "Her yanlış yaptığında ceza verin" demiyor zaten.

Tam tersine, "Öğrenci yaptığı yanlışların sorumluluğunu alsın" deniyor.

"Davranışın doğru olduğunu belirtmek için ise ödül verin ki pekişsin. O davranışın iyiliğe layık olduğu anlaşılsın" deniliyor.

Yani “Ödül ve ceza yok” derken, aslında fark etmeden yine bu anlayış savunuluyor.


“Ödül ve ceza yok” anlayışı ne kadar uygulanıyor?


fft26_mf84611.jpeg


Çoğu okulda hakim olan “Ödül ve ceza yok” anlayışı ne kadar uygulanıyor peki?

"Öğrenci yanlışlarının sorumluluğunu taşımalı, ceza verilmemeli" deniyor.

Örneğin; öğrenci okula geç kaldığında yönetim tarafından “Aman hocam çocuk okuldan soğur, annesi kavga eder, siz dersin sonu bile olsa onu derse alın” nidalarıyla karşılaşıyorsanız öğrenci derse geç kalmasının sorumluluğunu almış olmaz.

Bir başka örnek daha vereyim.

Öğrenci elindeki çöpü yere attığında, öğretmen ona çöpü aldıramıyorsa, yine yaptığı yanlışın sorumluluğunu almış olmuyor.

Derse araç-gereç getirmeyen öğrenciye bir şekilde bu araç-gereçler temin ediliyorsa, muhtemelen bir sonraki gün yine getirmeyecektir, çünkü bu yanlış davranış ondan hiçbir şey eksiltmedi.

Yaptığı hatanın sorumluluğunu almadı ve çocuk bunun hata olduğunu anlamadığı için hayatında hiçbir şey değişmedi.


Bir küçük 'Aferin' bile yeterli


fft18_mf7561903.jpeg

"Öğrenci kendi ödülünü kendisi vermeli" deniyor.

7 yaşındaki çocuklarda iç denetim amaçlanıyor.

Yetişkinler bile iç denetimi yapamazken çocuklardan beklenen olgunluk şaşırtıcı.

Zaten ödülü savunanlar maddi ölçekli ödüllerden bahsetmiyor, takdir anlamına gelen bir “Aferin” sözcüğü bile o davranışı pekiştirebilir.

Ödül deyince aklımıza neden sürekli somut ve maddi ölçekli şeyler geliyor ki?

Neden çocuğu sürekli rüşvet alan bir devlet memuru gibi görüyoruz?

Daha basit düşünüp iyi bir davranışından dolayı takdir edilmek demiyoruz?

Tüm bunlar savunulurken acaba biz yetişkinler ne kadar çıkarıyoruz hayatımızdan ödülü ve cezayı?


İyi ve kötü davranışı ayırt edemiyorlar


8173747.jpg

Sonunda parayla taçlandırılmayacağı bir işi yapmak için kaç kişi hevesli olur?

Bir çocuk, televizyonda şampiyon olan bir takımın kupa aldığını izlerken ödülden ne kadar uzaklaştırılabilir?

İliklerine kadar ödülsüz ve cezasız bir eğitimi savunan özel okul; öğretmen, velinin sözünden çıktığında onu kovmakla tehdit ediyorsa cezasızlıktan nasıl bahsedebilir?

"Ödül yok ceza yok" diyen bir baba, çocuğunun yanında radar yok diye hız yapıyorsa, o çocuk cezayı nasıl önemsiz sayabilir?

Karnesiyle birlikte takdir alan bir çocuğa “Aferin” sözcüğünü duymanın hazzını yaşatmazken takdir neden ödülden sayılmıyor?

Yaptığı doğru davranış için takdir edilmeyen, yanlış hareketten dolayı sorumluluk verilmeyen bu çocuklar için hayat anlamsızlaşıyor.

Davranışın iyi veya kötü olduğu farkını anlamıyorlar.

Ders çalışınca takdir edilmeyen öğrenci ve ödevini hiç yapmamış öğrenci aynı kefeye konuluyor.

Sorumluluğu küçükken biz vermeyince de sınav sistemleriyle ağır bir şekilde öğreniyorlar.


Sıradaki haber yükleniyor...