Şirin SeverAlaçatı eğlence adası
HABERİ PAYLAŞ

Alaçatı eğlence adası

Uzun zamandır Alaçatı fanı değilim... Köyün içindeki gürültü kirliliği, o insan kalabalığı hiç bana göre değildi. Köy içine en son pandemi öncesi girmiş olabilirim hatta. Geçenlerde, bir arkadaş grubuna takılıp gittim, şaşırdım. Neler olmuş öyle?! En sağlam eğlence mekanları, şehrin dışına çıkmış. Malum, evlerin/ otellerin arasındaki müzik kirliliği köydeki yaşamı çekilmez hale getiriyordu.

Bazı otel sahipleri ve yerli halk bir süredir örgütlenip, gerekli mercilerin kapısını çaldı, bu mekanların beldenin dışına çıkarılmasını sağladı. Kalan birkaç mekan için de son tarih ocak ayı. İşte biz de, ‘bu mekanlar nereye gitti bakalım’ deyince, kendimizi Unique denilen eğlence bölgesinde bulduk. Şehrin biraz dışında, sörf alanlarına giden yol üzerinde, bir yarımada burası.

Alaçatı’nın belli başlı eğlence mekanlarının hepsi burada maşallah. Geçen yıllarda köyün içinde eller havaya yaptığımız Esnaf, geçen sene buraya taşınmış mesela. Yepyeni, püfür püfür, gıcır gıcır. Mekanın sahibi Atilla Bingöl de çok memnun. “Köyün içindeyken, gürültüden rahatsız olup yumurta atanlar bile vardı, buraya geldik rahatladık” diyor.

Haksız mı köy ahalisi ama? E işletme de kendine göre haklı, çünkü ruhsatı var. Sonuçta olması gereken oldu, bu ikili delilik hali bitti, Alaçatı’da tam bir eğlence adası oluştu! Esnaf, hemen bitişiğinde Alaçatı’nın yenisi Anjelica, biraz ilerde Zilly, adanın hemen girişinde Gülşen, Hakan Altun gibi isimlerin çıktığı Jolly Joker Alaçatı, R&B müzik seven gençlerin adresi Gang ve The Mob, Summer Klein ve dahası burada. Enteresandır, hiç birinin müziği de birbirine karışmıyor. Alaçatı şu an daha güzel, daha medeni bence. O zaman gelsin size hızlandırılmış Alaçatı turu hemen...

En yeniler ve favoriler…

  • Alaçatı’nın en yenisi, geçen hafta açılan Anjelica... Sahibi, menajer Ataberk Oral olunca, genç oyuncular da soluğu orada alıyor. Kimse iç içe değil; havadar, rahat bir ortam. DJ kabininde cuma/ cumartesi Ataberk Oral, pazar Onur Saygun var. Müzik yemekle birlikte başlıyor; Türkçe popun en iyileri arka arkaya geliyor. 12 meze, 3 ara sıcak ve meyvenin yer aldığı fiks menünün fiyatı 690 TL. Trüflü kavunlu peynir en iddialısı; adı da Anjelica!
  • Anjelica’nın yan komşusu Esnaf, bembeyaz dekorasyonuyla çok farklı ama eğlencesi aynı. Yine, daha tatlıyı görmeden ayaktasınız! Masaların arasındaki darbuka şov ise yerinden kalkmayana bile ‘eller havaya’ yaptırıyor. Şampanya siparişleri meşaleyle ve gemi sireniyle masaya ulaşıyor. Burada eğlence yine dorukta anlayacağınız.
  • Çağla Kubat’ın sörf okulunun hemen yanı başındaki Cabbar Port’un ikinci yılı. Alaçatı’nın Reina’sı diyorlar buraya. Gerçekten de havalı, lezzetleriyle iddialı ve devasa bir mekan. Meze dolabında çeşit bol, ocakbaşında ateş hiç sönmüyor. Mekanda 800 kişi aynı anda yemek yiyor; 1.800 kişi de eğlenebiliyor.
  • Dalyan’daki Momo Beach, hâlâ en ünlü, en havalı plaj. Giriş ücreti 300 TL, harcama limiti 500 TL. DJ Tankut Karakurt, Murat Tokuz ve Gizem K’nin dönüşümlü DJ kabinine geçtiği Momo’da pazar günleri Valeron ve Andreas Moles dönüşümlü çalıyor.
  • Yıldızı iki senedir parlayan diğer beach de, Serhat Menket’in sahibi olduğu Elias Beach. Giriş ücreti hafta içi 300, hafta sonu 350 TL. Yemekler çok iyi, çok iddialı. Mikonos havası verilmiş biraz. Hafta sonları ünlü isimlerin sahne aldığı happy hour’ları pek ünlü.

Baksı Müzesi’nde ilham veren bir sergi

Alaçatı’dan geldim, ayağımın tozuyla Bayburt’a gittim. Evet, uçsuz bucaksız bir vadinin tepesine kurulmuş, çok sevdiğim Baksı Müzesi’ne... Müzenin kurucusu, sanatçı Hüsamettin Koçan; yılmadan usanmadan, büyük özveriyle sanatçıları ve eserlerini buraya taşımayı sürdürüyor. İnsanlar gelsin görsün, Anadolu topraklarından ve kültüründen kopmasın diye canla başla uğraşıyor.

Bu kez değerli heykel sanatçısı Osman Dinç’in ‘Gözlemevi’ sergisi var Baksı’da. Sanatçının demir, pirinç, bronz ve camdan ürettiği, derin anlamlar içeren eserlerini Koçan şöyle özetledi bize: “Osman Dinç yalın formlarla derin anlamlar peşinde. Sessizliğin filozofu diyorum ben ona. Osman’ın sanatı, insanı çok katmanlı çağrışımlarla yüzyüze düşündürüyor...”

Yıl sonuna kadar ziyarete açık olacak serginin, Baksı’ya çok yakıştığını söyleyebilirim. Artık dünya kültür haritasında söz sahibi olan sanatçıların, destansı hikayesi olan Baksı’da olmaları; buraya ekstra bir anlam da katıyor bence. Bu tepede sadece sergi yok! Koçan, ‘Nehri Sanatla Yıkamak’ isimli bir proje de hayata geçirmiş.

Bayburtlu çocuklar, Çoruh Nehri’nden toplanan atıkları dönüştürmeyi, eser yaratmayı öğreniyor burada. Böylece çevre bilinci de kazanıyorlar. Hüsamettin Koçan’ın hiçliğin ortasında yaptıkları çok etkileyici, çok ilham verici ve gidip görülesi.

Dünyanın en çok satan kalemi!

Şu elimde görmüş olduğunuz kalem… Yok pardon, yanlış oldu. ‘Şu fotoğrafını görmüş olduğunuz kalem’ diyerek yazıya başlayacağım, hani vapurlarda yaptıkları gibi. Şu kalemi kullanmayanımız yoktur herhalde; yıllardır elimizde, yıllardır hayatımızda. Ama ben bu kalemin bir adı olduğunu yeni öğrendim.

BiC Cristal Tükenmez Kalem, dünyanın ilk tükenmez kalemiymiş meğer ve bugün 70 yaşındaymış. 2006 itibarıyla 100 milyar adedi aşan satışıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na ‘en çok satan kalem’ olarak girmiş. Bir sanat eseri olarak kabul görerek New York Modern Sanat Müzesi (MOMA) ve Paris’teki Musee d’Art Moderne/Pompidou Centre gibi dünyanın en büyük müzelerinin kalıcı koleksiyonlarına eklenmiş.

Dizaynı da bugüne kadar hiç değişmemiş. Bütün bunları, 70. yaş şerefine bana gelen bir notla öğrendim. ‘Vay be’ dedim, sıradan sandıklarımızda ne hikayeler varmış. O zaman nice mutlu yıllara, diyelim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder