Babalar Günü’ne dair…

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Okul müdürünün odasında bir baba ve minik kızı... Müdür, şikayet için çağırmış babayı; “Neymiş, Yağmur ıslık çalabiliyormuş. Islık çalmanın yeri sınıf mıdır Mehmet Bey?” diyor kızgın kızgın. Baba da “Müdür Bey çok özür dilerim, buradan çıkınca gösteririm ben ona” diyor. Gerçekten gösteriyor! İki parmağı ağza sokarak ıslık nasıl çalınır öğretiyor kızına. Islık çalabilince kızı; nasıl seviniyor bir de. İçi ısınıyor insanın izledikçe... Kızının elini öpüyor, “Ama derste çalma kızım, bak maskara oluyoruz” diye de rica ediyor tatlı tatlı. Minik kızının vukuatları bununla bitmiyor tabii….

Zilleri çalıp kaçarken komşuya yakalanıyor bu kez, “Akşam babana anlatırsın” diye tehdit ediliyor. Akşam baba kızına “Bütün zillere basarsan yakalanırsın, birine basıp kaç” diyerek, çocukluğunun tadını çıkarmasını öğretiyor. Evde top oynayıp babasının gemi maketini kırdığında; abisi tarafından “Babam gelsin sana dersini verir” diyerek azarlanıyor. Sonraki sahnede ‘o’ baba, kızına topa nasıl vurması gerektiğini öğretiyor.

Evin duvarına annesinin resmini yapıyor; anneden de “Baban görsün de bak bakalım” diye azarı yiyor. “Ama anne, seni çizdim” dese de nafile. Babası görüyor ama yanına oturup “Beni de çizsene” diyor. Çocuğuyla çocuk olan, öğreten, öğretirken eğlenen, kızının yüzüne sevgiyle bakan, onun en iyi arkadaşı olmaya çalışan bir baba.

İçindeki çocuğu hiç kaybetmeyen babalara...

Yukarıda anlattığım Garanti Bonus’un üç yıl önce çektiği ‘Babalar Günü’ reklamı. ‘İçindeki çocuğu hiç kaybetmeyen’ babalara atıfla yapılmış. Hayatımda beni en çok etkileyen, boğazımı düğümleyen reklamın özeti. Niye mi? Bu ülkede hep babayla korkutulan kız çocukları olduğumuzdan belki… Yanlış yaptığımız her an, annenin babaya şikayet ettiği kızlar olduğumuzdan...

Babanın bir bakışıyla hizaya geçtiğimizden… Sıfır iletişimle, neden hatalıyız hiç bilemeden içimize kapandığımızdan… Büyüdüğümüzde de boynuna sarılamadığımız, arkadaşlık yapamadığımız, babayla barışamadığımız bir neslin, bir yanı hep eksik kişilikleri olduğumuzdan… Babayla çocuk olmak, babayla eğlenmek nedir bilmeyen bir nesiliz biz. Erkek çocuklarının durumu belki daha fena.

O yüzden bu reklam memleketin özeti gibi. İç sızlatıyor, fena dağıtıyor. Bu Babalar Günü’nde bir kez daha hatırlatmak istedim… İzlemeyenler, ‘Babamla Çocuk Olmak’ diye yazıp izlesin derim; ne dediğimi anlayacaksınız o zaman.

Bu reklamlar kaçmasın

Anneler Günü hep daha şaşaalıdır, hep daha çok büyütülür abartılır... Nedendir bilmem. Babalar, anneler kadar beklentide değil mi acaba? Anneler kadar duygusal olmadıkları için mi belki de? İçten içe beklerler mi, kırılırlar mı diye düşünürüm. Neyse ki bu yıl epey bombardıman var Babalar Günü’ne dair... Belki de karantinadan yeni yeni çıktığımız içindir. Şahane iki reklam var tavsiye ederim:

  • Trendyol’un reklamları şahane… Baba olacağını hediyelerle kocasına anlatan eş, baba ocağına dönüp babayla çalışacağını ona hediye yollayarak anlatan oğul… Tam 12’den vurdu beni.
  • Garanti Bankası’nın ‘baba olan ve babalık yapan herkesin babalar günü kutlu olsun’ diyen yeni reklamı da pek fena. Babalık yapmak için biyolojik baba olmaya gerek yok, baba gibi yürek de yeter diyor reklam özetle. Ya peki bizi ağlatmaya ne hakkınız var diyorum ben de!

Neyse, Babalar Günü’nüz kutlu olsun, mutlu geçsin.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder