Şirin Sever Ben bir hiç miyim? Neyim?
HABERİ PAYLAŞ

Ben bir hiç miyim? Neyim?

Ben neyim? Ben bir kara delik miyim? Ben bir kek miyim? Ben bir iki miyim? Ben bir İsmail miyim? Ben bir hiç miyim? Ben bir hiçliğin ortasında yüzen bir adam mıyım? Ben hiçbir şey miyim? Yoksa bunlar bir yalan mı? Belki bir şey olabilirim…

***

Hislerime bu kadar tercüman başka şiir okumadım/ bilmiyorum sevgili okur! Muazzam bir sorgulama değil mi? 7 yaşındaki İsmail Saraçoğlu, bu dizeleriyle sosyal medyada fenomen oldu biliyorsunuz. Pek çoğumuzun varoluşa dair sorularını öyle güzel ortaya koydu ki, pes valla, bu kadar olur!

Tabii hemen İsmail’le röportaj da yapıldı; “O gün çok mutluydum, ağzımdan çıktı bu cümleler, annem de kağıda yazmamı söyledi” demiş. Yani öyle derin buhranlar söz konusu değil, çilekeş bir çocuk yok ortada, içten gelen bir takım hislenmeler söz konusu! Neyse, İsmail’den sonra ben de kafamdaki deli soruları yazayım istedim. İzninizle aşağıdaki yazıda paylaşıyorum.

Ben bir hiç miyim Neyim

KAFAMDA DELİ SORULAR…

  • Merak ediyorum; insanlar neden uluorta her yerde görüntülü arama yapıp bağıra bağıra konuşuyor? Neden kulaklık takmak ya da çevrede rahatsız olan var mı diye bakma ihtiyacı duymuyor?
  • Merak ediyorum; New York, Paris gibi metropollerde toplu taşımaya binmek gayet normal ve hayatın gerekliliği iken, bizde metro ve otobüse binmek ayıp bir şey sayılıyor ya da zengin binince şov yapıyor?
  • Merak ediyorum; neden otobüse binenler, öcü varmış gibi arkaya ilerlememek için inat ediyor?
  • Merak ediyorum; uçak tekerleği yere değer değmez, neden insanlar anksiyeteleri varmış gibi anında ayağa fırlıyor ve dakikalarca ayakta bekliyor? Kapı hemen açılmayacağına göre, olay ne?
  • Merak ediyorum; şu hayat pahalılığında ve otel/restoran fiyatlarının çığrından çıktığı dönemde, parası pulu olmayanların canı tatil çekmesin diye havalar ısınmıyor olabilir mi?
  • Merak ediyorum; yeşil ışık yanar yanmaz kornaya abananlar, hayatlarında da hep bu kadar dakik midir?
  • Merak ediyorum; hissettiği bazı tedirginlikleri paylaşan herkese ‘ırkçı’ diyerek kelimenin anlamı daha ne kadar boşaltılacak?
  • Merak ediyorum; aşk her şeyi affeder mi? Yok eğer etmiyorsa, bazı şeyleri anlamak için kursa falan mı gitmemiz lazım?

BUNA ANCAK FOTOŞOK DENİR!

Ajda Pekkan sınırları zorluyor! Yaptırdığı estetikler yetmeyince, photoshop’a (fotoşop) abanmış ya ondan söz ediyorum. Gerçi o yapılana fotoŞOK denir ama neyse. Nasıl bebeksi, nasıl ergen yaşta bir Ajda, maşallah! Önce ekibi yaptı sandık ama Ajda “Ben istedim” demiş. Ben daha da şok şok şok! Hatta ekibi itiraz etmiş, “Yapmayın, sizinle dalga geçerler” demiş ama dinletememişler.

“Ben böyle istiyorum” demiş, konu kapanmış. Ajda iyi ki Norveç’te falan yaşamıyor. Fazla photoshop’un dolandırıcılık sayıldığı, belirtilmediği sürece de yasak olduğu Norveç’te yaşasaydı, maazallah hapishanede çürürdü! Bu arada artık o kadar kolay ki şu photoshop işleri…

Eskiden fotoğrafçılar saatlerce uğraşırdı, şimdi faceapp diye bir aplikasyon sayesinde, suratını şipşak değiştiriyorsun. Resmen gerçek kimse kalmadı sosyal medyada. Hele bir arkadaşım var, Ajda Pekkan eline su dökemez mesela! Abarttıkça abartıyor, bebeksi hallere sokuyor kendisini.

Sürekli uyarıyoruz, ‘Yapma, sen bu değilsin” desek de dinletemiyoruz. O da Ajda gibi “Ben böyle seviyorum” diyor, konuyu kapatıyor. Tamam seviyorsun da, ne kadar gerçekçi? Vallahi ben anlamıyorum, psikologlar açıklayabilir mi nedir bu sendromun adı?

Ben bir hiç miyim Neyim

OKULLARDA GERİ DÖNÜŞÜM EĞİTİMİ ŞART!

Etrafımızda çevreye duyarsız onca insanı görünce anlıyorsun: Bu bilinç çocukken yerleştirilmeli beyinlere. Anne babalar, sonra da okullar devreye girmeli. Konuyu şuraya getireceğim… ‘Ağaç yaşken eğilir’ diyerek çevre bilinci oluşturmaya çalışan okullar çok değerli bir şey yapıyor.

Ankara Çankaya’da bulunan, Mehmet İçkale Ortaokulu’nda ‘Değişiyorum Dönüşüyorum’ isimli bir geri dönüşüm projesi var mesela. Okulun öğretmenlerinin yaptığı bu proje; 10’u Avrupa ülkesi olmak üzere pek çok şehirdeki öğretmenlerle ortak yürütülüyor. Bu eTwinning projesinin amacı, çocuklara küçük yaştan itibaren çevre bilinci ve duyarlılığı kazandırmak, çevreye zarar vermekten kaçınan öğrenciler yetiştirmek.

Öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenmesi sağlanıyor, ki en sağlam öğrenme metodu da bu. Öğrencilerle sınıflarda geri dönüşüm kutuları oluşturuluyor, atıklardan özgün ürünler tasarlanıyor, okul bahçesi ve evlerdeki atıklarla geri dönüştürülebilir müzik aletleri yapılıyor. Geri dönüşüm konusu, eğitim programına entegre edilerek eTwinning Avrupa proje ortaklarıyla da sınıflarda aynı anda çevrim içi canlı ders olarak düzenlenip uygulanıyor.

Bu projeyi duyduktan hemen sonra MEB’in çevre dostu ve sıfır atık konusunda başlattığı seferberliğin detaylarını da okudum. Bu konuda hayata geçirilen projeler hızla meyvelerini veriyor. Özellikle, geri dönüşüm kütüphaneleri hızla büyüyor. Geri dönüşümle oluşturulan kütüphanelerin sayısı 525’e ulaşmış. Yaşasın, çevrecilik o zaman!

ÇOK GÜZELHAREKETLER BUNLAR

  • Ece Seçkin’in başkana cevabı… Düzcespor’un 2. lige çıkması şerefine kutlama yapılacak ama Kaynaşlı Belediye Başkanı Birol Şahin, “Bayan şarkıcı yakışmaz’ diyerek Ece Seçkin ismine itiraz ediyor. Yakışmayan ne, ‘bayan’dan bu korku ne anlamadık ama Ece Seçkin şahane cevap vermiş zaten, ‘Kadınları susturamazsınız’ diye de eklemiş. Seçkin’in cevabını ‘susmadı, sessiz kalmadı’ diye alkışlayanlara da not düşmek isterim: Artık hiçbir kadın susmuyor, bu hadsiz açıklamaları sineye çekmiyor; haberiniz olsun.
  • Yaz konserleri başlıyor.. Havalar tam ısınmadı ama açıkhava konserleri başladı. 12 Mayıs’taki ‘N Kolay Harbiye Açık Hava Konserleri’ ise en merakla beklediğim. Çünkü geçen yaz rekor kıran Tan Taşçı ile açılış yapıyor; ardından Teoman, Yıldız Tilbe ve Ajda Pekkan alıyor sahneyi. Geçen sene esen Tan Taşçı fırtınasından sonra kendisini dinleme listesine aldım, onu da not düşeyim.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder