Beyefendi kulaklık vermemi ister misiniz?

02 Aralık 2018, Pazar 08:30
AA

Kıvanç Tatlıtuğ ‘Çarpışma’ dizisinin bir sahnesinde; korna çalıp duran bir arabanın camına yapışıp, içindekine haddini bildirdi ya… Herkesin içinin yağları eridi. Sosyal medyada herkes bu sahneyi paylaşıyor. “Adam tam da içimizden geçeni yaptı” diye, hislerimize tercüman oldu diye sevindirik oldu millet.

Herkes rahatsız bu gereksiz korna çalma alışkanlığından, kampanyalar bile yapıldı ama dinleyen var mı? Yok! Uyarmaya kalksan, dayak yersin trafikte maazallah. Bir tek korna mı? Geçen gün havaalanındayım.

Ortam sakin sessiz, herkes uçuş saatini bekliyor. Arka tarafta, biraz ileride oturan bir adam bilgisayarını açmış, bangır bangır sesle tartışma programı izliyor. Sanki evinde, öyle bir rahatlık…

Bekledim ama yok, bitmiyor. Etraftaki herkes de birbirine bakıp kafa sallıyor ama uyarmayı göze alamıyor. Ben aklımı kaybedeceğim için seslendim tabii, “Beyefendi kulaklık ister misiniz?” diye. “Pardon” dedi ve sesi kıstı. Yaptığı şeyin, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında dahi değil.

Üstelik bir değil, beş değil; herkes bu rahatlıkta, bu genişlikte. Deli oluyorum, hasta oluyorum işte bu saygısızlığa. Hele o görüntülü aramalar yok mu? Herkes birbirini olmadık yerde görüntülü arayıp konuşuyor; uçakta, toplu taşımada, bankada, işte. Etrafındakiler dinliyor mu, rahatsız mı zerre umrunda değil.

Babasının mekanı her yer! Birlikte yaşamanın kurallarını bilmeyenlere öğretmek zorundayız, böylelerini uyarmak, ikaz etmek zorundayız. En azından ben, dayak yemeyi göze alarak yapıyorum. Durun bakalım, başıma neler gelecek…

O koltuk kolçağı sizin mi?

Yükses sesle konuşanlardan bahsetmişken… Şunu da atlamak istemem: Uçakta oturduğunuz koltuğun kolçağı hiçbirimizin babasının tapulu malı değil sevgili ve çok değerli yolcular!

Hani böyle geniş geniş oturup, kolunuzu o kolçağa koyuyorsunuz ya; yanınızdaki kadını, adamı öbür tarafa püskürtüyor, yaşam alanı bırakmıyorsunuz ya ona… Hiç hakkınız yok!

Sizin kadar diğer yolcunun da hakkı o kolçak. O yüzden yaşam oturduğunuz yaşam alanınızda kalmayı öğrenin. Ben gerektiğinde hosteslere şikayet ediyorum, siz de edin.

Zira yaptığı şeyin farkında değilse, kötü niyetli değilse; bir daha yapmayacak. Bu konuşmaya şahit olan bir başka yolcu da yapmayacak. Yani benimki bir nevi toplumsal hizmet! Birlikte yaşamayı öğrenelim diye.

BU SAHNELER KAÇMAZ

Marka Konferansı, Türkiye’nin en etkili fikir platformlarından biri. İş, kültür, sanat dünyasından marka isimleri meraklılarıyla buluşturan, yeni ufuklar açan bir etkinlik.

Bu değeri yaratan isim de Ayşegül Yürekli Şengör. Geçenlerde keyifli bir gecede buluştuk, bu yılki konferansın süprizlerini anlattı. 12-13 Aralık’ta Hilton Bomonti Hotel’de gerçekleşecek konferansın en özel oturumunda yazar Ahmet Ümit var mesela...

Ümit, bu konferansa özel bir hikaye yazdı. İlk gün bu öyküyü sahnede anlatacak, sonra katılımcılar bir aplikasyonla hikayedeki sırrı çözüp katili bulacak. Alın size interaktif bir oturum! Kaleci Muslera, karar verme anlarını anlatacak. Bir hacker, seyircileri hack’leyecek!

Bakın bu da çok ilginç olacağa banzer. Popçu Yalın sahnede aşkı anlatacak. Ama hangi aşkı? Eski aşkları elbette... Ve katılımcılarla birlikte sahnede bir aşk şarkısı yazacak. Bir anlamda aşk terapisi olacak. Anlayacağınız, benzersiz sahne deneyimleri var bu sene, ilgilenen kaçırmasın.

MAĞAZA DEĞİL DEV BİR SERGİ

Şehrin diğer heyecanlı olayı Bay Mudo’dan.. Maslak’taki iki mağazasını birleştirip yeni ve devasa bir mağaza yaratan Mustafa Taviloğlu ile yeni yerlerini gezdim geçen gün. 6 bin 500 metrakarelik 3 katlı mağazada, binlerce ürün var. Aslında mağaza değil burası devasa bir sergi alanı!

O yüzden de dünyanın dört bir yanından ziyaret edilsin, herkes görsün istiyor Mustafa Taviloğlu. Çoğu Türkiye’de imal edilmiş özel tasarımları dekorasyon önerileriyle görüyorsunuz. Her bir köşe başka bir ruh, başka bir tarz. İnsan evindeki her şeyi elden çıkarıp yeniden başlamak istiyor, öyle büyüleyici.

Aralarında 20 uzman mimarın bulunduğu 60 kişilik kadro ilgileniyor müşterilerle. Teras katında bir restoran, kahve içme alanı da var. Sadece vakit geçirmek için bile gidilir. Mustafa Taviloğlu’nun balık ve deniz tutkusunu gösteren ‘Rastgele’ sergisi de bu mekanda. Denize dair yüzlerce obje ve tablo var, nasıl gururla anlatıyor.

Kriz diye herkesin ağladığı bir ortamda; şahane bir yatırım yapmış. O yüzden alkışlamak, gidip görmek lazım. Bir not: Bence bir tam gününüzü ayırın, gez gez bitmez çünkü.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.