‘Harese nedir bilir misin oğlum?’

19 Şubat 2017, Pazar 05:00
AA
Zülfü Livaneli’nin son romanı ‘Huzursuzluk’ ne zamandır başucumda okunmayı bekliyordu. Uzun bir uçak yolculuğu, birkaç saatte okuyup devirmeme yetti. Su gibi aktı, içimi titretti resmen. Zira tam da bugünlerin huzursuzluğunda okunacak bir kitap ‘Huzursuzluk...

Ortadoğu romanı

Zülfü Livaneli, Mardinli Hüseyin’in IŞİD zulmünü iliklerine kadar yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’a duyduğu aşkı anlatmış romanında... Ama bize aslında ‘Ezidi halkı diye bir halk var, yok olmak üzereler, haksızlığa uğruyorlar’ demek istemiş. Üstelik bunu sıkmadan, yormadan, o kadar şahane anlatmış ki; sevda ile acının içiçe geçtiği bu Ortadoğu romanını okudukça, ‘vay be’ demeden duramıyorsun..

Kitapta bilge bir kişiliğin yaptığı tespit ise çok yerinde. Şöyle diyor o kişi: “Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır.

Deve, dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi tadına doyamaz… Ortadoğu’nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini ödürdüğünü anlamaz. Kendi tadının kanından sarhoş olur...”

İlginçtir, romanı okuduğum gün bir defile haberi gördüm. Türk modacı Numan Ataker, ‘John Paul Ataker’ isimli markası ile üçüncü kez katıldığı New York Moda Haftası’nda Ezidi kadınların giysilerinden esinlendiği bir koleksiyon sunmuş.

Yok olmaya yüz tutmuş Ezidiler ve kültürleri hakkında bir şeyler üretmek istediğini söylemiş. Sahiden bravo! Dünya üzerinde birilerinin yok olan bir kültür ve insanları için çabalaması alkışlık değil mi?

Defileye bile ilham olan Ezidiler

Kimdir bu Ezidiler diye merak edeniniz varsa, ‘Huzursuzluk’u mutlaka okusun derim... Okumayanlar için de bir-iki anekdotu buraya bırakayım:

Genelde Yezidi olarak biliniyorlar ama aslı Ezidi. Altı bin yıllık dinleri; Yahudilik, hatta Müslümanlık’tan bile önce varolan bir din. Günde üç kere güneşe dönüp dua edilen bu din o kadar eski ki; başlangıcı unutulmuş. Öğretileri dilden dile aktarılıyor.

Şeytan bilgisi yanlış

Ezidiler, şeytana tapanlar diye biliniyor ama yanlış bir bilgi bu... İnançlarına göre Tanrı ve Yedi melek var. Baş melek de Melek Tavus. Tanrı insanı yaratıp, ona secde etmesini istediği zaman bunu reddetmiş.

İşte şeytan lafı da buradan çıkmış. Oysa Melek Tavus cennetten kovulduktan sonra yaptıklarına pişman olmuş, Tanrı Ezd de onu affedip tekrar yanına almış. Şeytana taptıkları sanıldığı için de tarih boyunca zulüm görmüşler.

IŞİD de köylerini basmış, erkeklerini öldürüp kadınlarına tecavüz etmiş, kafalarını kesmiş. O yüzden New York’taki defile haberinden sonra kitaptan daha çok etkilendim.

Kızlar bu filme gitmeyin!


  Kadınlar günlerdir ‘Karanlığın Elli Tonu’ filmiyle yatıp kalkıyor, sadece bu filmi konuşuyor. Üç kitaplık ‘Grinin Elli Tonu’ serisinden perdeye aktarılan ikinci film bu.

Anastasia Steele ile tutkulu milyarder Christian Grey’in aşkını anlatan seri, tüm dünyada büyük yankı uyandırıyor çünkü sinemasal anlamda bir değeri/ederi olmasa da kadınların hayallerini süsleyen bir ilişkiyi anlatıyor.

Efsane ‘Özel Bir Kadın’ filminin 2017 versiyonu bile diyebiliriz! Filmi izleyen biri olarak uyarıyorum: Kızlar, bu filme gitmeyin! İzlerseniz canınız sıkılacak, moraliniz bozulacak. Çünkü Christian Grey gibi bir adam gerçekte yok!

Ah o evlilik sahnesi!

Filmi vizyona girdiği ilk gün izledim, salon kadınlar matinesi gibiydi... Uzun zamandır bir sinema salonunu böyle dolu görmemiştim. Koca salonda toplasan 5 erkek vardı. Bir adam da çıkarken yanındaki kıza “Zaten hiçbir şey anlamadım” diye söyleniyordu. Erkekler bu filmi anlasa, zaten kadınlar o salonu doldurmazdı!

Hele Christian’ın Anastasia’ya yüzük taktığı sahne yok mu? O anda salonda flaş patlayınca kahkahalar da patladı.

Neyse diyeceğim o ki, gitmeyin bu filme! Kendinizi mutsuzluklara itmeyin, hayattan soğutmayın.

Goran ve Rock birarada!

Türkiye’de eğlence sektörü yaşanan tüm krizlere rağmen oldukça hereketli… 2012 yılında Türkiye’de kurulan, Türkiye ve Londra’da çok özel konserler yapan PIU isimli şirket de, eğlence hayatı sekteye uğramasın diye harıl harıl çalışıyor.

İngiltere, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik müzik endüstrisinde şahane organizasyonlara imza atıyorlar ve daha da atacaklar belli ki.

Bir Türk şirketi olarak Londra’nın en büyük konser arenalarında dünyaca ünlü seslere konserler düzenliyorlar. Mesela dün gece Zorlu PSM’de Dany Brillant konseri vardı.

Gidemedim ama yakında yani 25 Şubat’ta Volkswagen Arena’da Goran Bregoviç ve Bijelo Dugme konseri var ki, kaçmaz. Zira Goran Bregoviç ilk kez bir rock grubu ile sahnede olacak! Kültür sanat hayatına değer katanların olması ne güzel. Bize bunlar iyi gelecek.

En kısa peri masalı


Günlerden bir gün bir adam bir kadına “Benimle evlenir misin?” diye sordu, kadın “Hayır” dedi. Ondan sonra kadın heeeep mutluluk içinde yaşadı...

Rahatça alışverişe gidebildi, arkadaşlarıyla dilediği gibi eğlenebildi, her zaman temiz bir evi oldu, kimsenin arkasını toplamadı, hiçbir zaman yemek pişirmesi gerekmedi, her zaman giysi ve ayakkabılarla dolu bir gardrobu oldu, hep zayıf kaldı ve hiç aldatılmadı.

★ ★ ★

Sosyal medyada paylaşılan bu eğlenceli yazı, kadınların son yıllarda neden ‘bekarlık sultanlıktır’ dediğini açıklamıyor mu sizce de?

MAKARA

Parayı tesadüfen bulurum da, tanıyamam diye çok korkuyorum!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.