Şirin Sever 'Michelin' müfettişleri İstanbul'da dolaşacak...
HABERİ PAYLAŞ

'Michelin' müfettişleri İstanbul'da dolaşacak...

Türkiye gastronomisinin hedef büyüttüğü, yabancı ünlü şeflerin ve markaların Türkiye’yi yeniden radarlarına aldığı bir dönemde; başka bir heyecan, başka bir güzellikle karşı karşıyayız sevgili okurlar… Dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden biri olan Michelin Rehberi’nin yeni destinasyonu İstanbul oldu. Yani heyecan dorukta!

Haber, önceki gün Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle açıklandı ve İstanbul gastronomi dünyasında tatlı bir telaş başladı. Zira, gizli müfettişler İstanbul’daki restoranları teftiş edecek, tadacak, bakacak, inceleyecek ve 11 Ekim’de İstanbul’un Michelin yıldızlı ilk restoranı ya da restoranları açıklanacak.

Michelin yıldızı, Fransız şirketi Michelin tarafından restoranlara verilen bir prestij ödülü. ‘Restorancıların Oscar’ı da diyebiliriz. Pek çok kriter sonucu değerlendirilen işletmeler, Michelin yıldızı adı verilen bir sistemle kategorize ediliyor. Bir lokantanın bu yıldızı kazanması ve yıldız sayısının artması, o işletmeye uluslararası bir ün ve avantaj kazandırıyor.

Michelin müfettişleri İstanbulda dolaşacak...

İşte İstanbul da, Michelin rehberinin mercek altına aldığı 38’inci destinasyon oldu. Bizim serpme kahvaltıya aşık, ‘little little in the middle’ diyerek ortaya her şeyden biraz isteyen yurdum gurmesi küçümseyebilir, ‘Michelin de neymiş, doyulur mu o tabaklarla’ diye geyikler yapılabilir ama bu iş turizm açısından önemli ve üst seviye bir iş. Bir bölgenin gastronomi merkezi olarak listelere alınması demek.

Ve, gastronomi merkezlerine göre seyahat planları yapan çok ciddi bir kitle var dünyada. İstanbul’da Michelin yıldızlı bir restoran olması da gastronomi turizmi adına çok çok önemli. Hem Türkiye’ye turist çekeceği için hem de işletmelerimizi uluslararası arenaya taşıyacağı için. Dolayısıyla merakım doruklarda…

Bu gizli müfettişler nereleri gezecek, ne yiyecek, ne içecek acaba? Her biri 10 yıldan fazla deneyime sahip, 15 ayrı ülkeden gelen müfettişler gizli gizli gezerken neler yaşanacak acaba? Keşke ben de onları gizli gizli izleyebilseydim!

KİM ALIR BU YILDIZLARI?

Peki, gelelim asıl soruya… Michelin Rehberi’ne girebilecek kaç restoran var İstanbul’da? Fatih Tutak, ‘Turk’ isimli restoranıyla başından beri bu işe aday. Ki sonuna kadar hak ettiğini söyleyebilirim ama yine de bu soruyu bir bilene sorayım istedim. Hürriyet gazetesi gastronomi yazarı Ebru Erke’yi aradım. “Bence Fatih Tutak’ın restoranı Turk ve Maksut Aşkar’ın restoranı Neolokal” dedi ve ekledi: “Sadece şef restoranı olmak zorunda değil ama…

Mesela Sunset de alabilir bu yıldızı, bir Uzakdoğu restoranı da. Çünkü şefe değil restorana veriliyor yıldız. İstanbul’da da yıldız alabilecek kapasitede çok yer var.” Bu arada, Michelin sistemi uzun zamandır tartışılıyordu… İntihar eden şefler, yıldızlı restoran olmaktan bıkan mekanlar derken bu konuda çok şey okuduğumu hatırladım.

Bu mevzuları da sordum Ebru’ya, özet geçti: “Evet Michelin’in klasik bir anlayışı var ama derecelendirme sistemi olarak en güvenilirlerden bir tanesi. Gerçekten gizli müfettişler geziyor ve kimse onları bilmiyor. Ve gastro turistler için çok önemli bir derecelendirme. Bu insanlar gidecekleri şehri, restorana göre belirliyor biliyorsun.

Dolayısıyla onlar için İstanbul önemli bir destinasyon haline gelecek...” Tabii gastronomi deyince, Urla geliyor hemen akla. Bence Urla ve çevresinde ‘yıldızlık’ mekan çok ama işte, Michelin Rehberi, önce tek destinasyonla giriş yapıyor olaya. O yüzden şimdilik İstanbul’a yıldız bekliyoruz.

Sonrasında İzmir, Bodrum ve Çeşme’ye de sıçrayabilir, ki o zaman çok daha iddialı restoranlarla karşılaşacak müfettişler diye düşünüyorum. Hep birlikte izleyelim ve görelim.

KAMUSAL ALANDA ŞORT TARTIŞMASI!!

Fransa’da türban tartışması var malum… Evet, bizim 20 yıl önce tartışıp hallettiğimiz mesele, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve ile aşırı sağcı rakibi Le Pen arasındaki en hararetli tartışmalardan biri şu ara. “Ben kamusal alanda peçenin yasaklanmasından yanayım” diyen Le Pen; Fransa’da seçimleri etkileyecek mi ya da ne kadar etkileyecek göreceğiz ancak biz bu mevzuyu kapattığımız için gayet huzurluyuz, mutluyuz.

Huzursuzluğumuz işin ters ayağında maalesef! Keşke başörtüsü tartışmalarının sonlanması gibi, şort meselesi de sonlansa, bitse tükense derdindeyiz. Şort giyen kadınların tacize ve şiddete uğraması bir yana, ‘kamusal alanda şort tartışması’ çıkaranlar azalarak bitse keşke! Trabzon’da yaşanmış olay. Karadeniz Teknik Üniversitesi Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait erkek öğrenci yurdunun, kız öğrencilerin de yemek yediği yemekhanesine “Şortlu ve kısa pantolonlu girmek kesinlikle yasaktır” yazısı asılmış.

Öğrenciler tepki gösterince de yazı kaldırılmış. 20 yıldır bu kılık kıyafet tartışmalarından yıldık, yeter. Neden? Çünkü kimsenin kıyafetine kimse karışamaz! Bunu artık kabul etsek, çekirdek çitleyip Fransa’daki tartışmaları mı izlesek? Ne dersiniz?

YENİ BİR TÜRKÇE KARŞILIK

Bugüne kadar dilimize yerleşen yabancı kelimelere çok fazla yerli karşılık bulduk ama kimsenin umru olmadı malum. Selfie’ye ‘özçekim’ dedik mesela ama daha bir kişinin ağzından bile bu kelimeyi duymadım. Smoothie içeceğine ‘karsanbaç’, navigasyona ‘yolbul’, gurmeye ‘tatbilir’ dedik ama kaç kez kullanıldı bunlar? Ben söyleyeyim; hiç! Çünkü dünyalı olmanın sonucu bu kelimeler; dile öyle yerleşmiş, uluslararası kullanımlar.

Ama TDK ısrarla deniyor Türkçe karşılıklar bulmayı. Denesin tabii ama hobi olarak denesin, çok da ısrar etmesin. Zira nafile bir çaba yaşanıyor, emeğe yazık. Bakın, son bir iki yıldır dilimize yerleşen NFT’ye karşılık bulunmuş şimdi de. ‘Non-Fongible Token’ yani ‘Değiştirilemez Token’ diye bilinen NFT’nin Türkçe karşılığı ‘Nitelikli Fikri Tapu’ olarak belirlenmiş. Bakalım kaç kişi kullanacak bu çeviriyi?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder