Tılsımlı kitaplara doyamadık gitti!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sosyal medyanın gündemi şu: Toplam 8 kitabı olan Tuğçe Işınsu, ‘Güç’ isimli bir kişisel kitabı çıkarıyor ve çektiği bir videoda bu kitabın tılsımlı olduğunu söylüyor. Sonuç: Kitap 11. baskıda! Kitapçı raflarında ve internet sitelerinde ‘çok satanlar’da. Üstelik kitap çok satsın diye tanıtım ve reklam yapmadığını söylüyor Tuğçe Hanım, “Kitabı uygulayıp sonuç alanlar, tavsiye edenler zirveye taşıdı” diyor.

Millet yazıyor ona, “Tuğçe Hanım kitabı sipariş verip eşimizle dönüşümlü okusak, enerji ve tılsımlar ikimize de ayrı ayrı geçer değil mi?” “Hayır, herkese tek kitap, yoksa tılsım bozulur!” diyor. Tam komedi! İnsanların umutsuzluğundan, çaresizliğinden faydanlanmak da bir dolandırıcılık değil mi? Peki bu kaçıncı? Nedir bizim bu dolandırıcılara olan sevdamız? Bir süre önce de Uğur Koşar vardı gündemde hatırlarsanız… ‘Allah De Ötesini Bırak’, ‘Bana Allah Yeter’, ‘Allah’a Koşun’ isimli dini kitaplarıyla kısa sürede çok satan yazarlar arasına girmiş, sonra karısı sayesinde ipliği pazara çıkmıştı..

Aldatıldığını söyleyen Gülsen Hanım, eşine boşanma davası açtı, Türk okuyucusunu da dumura uğrattı! Kocasının ilkokul mezunu olduğunu, internetten baka baka bu kitapları yazdığını, o kitapları yazarken evi kendisinin geçindirdiğini, kitaplar tutunca da aldatmaların başladığını anlattı kamuoyuna bir bir... O gün de yazmıştım; aldatma kısmı kendi aralarındaki mevzu.

Asıl konu şu; yazarının kim olduğunu, neler yaptığını bilmeden, araştırmadan elimizi o ‘çok satanlar’ rafına uzatmamız! O çok satan kişisel gelişim kitaplarının yazarlarından kaçı, kendisine hayrı yokken başkasına akıl fikir veriyor hiç düşündünüz mü? Uğur Koşar’ın kitaplarını okuyanların kaçı onun hayatı, kişiliği, eğitimi hakkında bilgi sahibi olarak bu kitapları okudu? Peki bu kitapları çıkaran yayınevlerinin hiç sorumluluğu yok mu bu işlerde? Peki alan insanlar? Onlara sorulacak o kadar mevzu var ki, en iyisi konuyu burada kapatayım ben.

NİYE MEŞHUR EDİYORSUN?

Şimdi ben konu dışıyım, işim bu çünkü: Yazmak. Ama inanmadığı halde bazı isimleri şöhret yapanlar var... Biri tılsımlı kitap yazdığını söylüyor, sen inanmıyorsun ama dalga geçmek için bunu yaydıkça yayıyor, yedi düvele duyuruyorsun.

Peki neden engellemiyorsun ya da oralı olmamayı seçmiyorsun? Yazdığın her şekilde bu kitabın reklamı haline geliyor. Sonra da ‘neden bu insanlar meşhur oluyor?’ diye tartışmalar başlıyor.

Bu da daha fazla reklam demek. Bakın bu konu gerçekten ilginç… Aynı şey Twitter’da deprem tahminleri yapan Tayvanlı Dyson Lin’e oldu. Kendisini Tayvan Deprem Enstitüsü’nün kurucusu olarak tanıttı, deprem tahminleri yaptı, bir sürü takipçi kazandı malum. Sonra bu bilgilerin doğru olmadığı çıkınca; küfür kıyamet şikayet edildi, Twitter da hesabı askıya aldı.

Elbette halkı galeyana getirmek suç olmalı ama siz önce niye tanımadığınız insanların etkisinde kaldığınızı sorgulasanıza önce!! Bu safsataları okumamak, görmemek, duymamak varken; niye akıllara ilk olarak yasaklamak geliyor? Aklın yok mu, bilgin yok mu, kişiliğin yok mu? Bu her mevzu için, takip ettiğimiz her şey için geçerli.

Televizyon dünyası ‘The Morning Show’da

Şu ara kafamı kaldırmadan ‘The Morning Show’ izliyorum... Apple TV’nin 10 bölümlük dizisi. Jennifer Aniston ve Reese Witherspoon’un yürütücü yapımcılığını ve başrollerini üstlendiği dizi, bir televizyon programının kamera arkasını anlatırken; bir taraftan da Amerika’da başlayan ve bütün dünyaya yayılan #meetoo akımını odağına koyuyor.

Bu programın erkek sunucusu Steve Carell cinsel istismar suçundan kovulunca, meydan hırslı partneri Jennifer Aniston’a kalıyor. Ona yeni partner olarak seçilen acar muhabir Reese Witherspoon’un gelişiyle de güç dengeleri değişiyor. Patronların tavırları, sunucuların hırsları, çalışanların sorunları, #meetoo kampanyası derken bir televizyon programında izlediğiniz neler senaryo, neler değil şaşırıyorsunuz.

#meetoo akımına dair müthiş bir tartışma da var… Bir tarafta “Ben kimseyi zorlamadım, herkes benimle isteyerek birlikte oldu, yükselmek için onlar da beni kullandı” diyen bir sunucu, diğer tarafta şikayetçi olan kadınlar ve her şeyi gören bilen ama göz yumanlar. Heyecanlı ve zevkli dizi, izlemenizi tavsiye ederim.

FOTOĞRAFLAR İŞE YARADI MI?

Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, Türkiye’de sigara içenlerin sayısının 30 milyondan 20 milyona indiğini açıklamış. Sevindirici bir haber.

Bu demektir ki, sigaraya karşı çıkarılan yasalar ve uygulanan cezalar işe yaramış. Bu düşüşte, paketlerin üzerindeki korkunç fotoğrafların da payı olmalı...

Tiryaki değilim, arada puro içenlerdenim ama masaların üzerinde hasta insanların fotoğraflarıyla dolu sigara paketleri gördükçe irkiliyorum gerçekten. Bu paketler de insanlara sigarayı bırakmayı düşündürüyordur, net! Hayat pahalılığı da bırakmayı zorlaştırmıştır elbet, bunu da eklemiş olalım.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder