Zuhal Olcay'la 'Aşkın Halleri'

10 Aralık 2017, Pazar 05:00
AA
Zuhal Olcay’ı izlemeye bayılanlardan biriyim...

Televizyon dizilerinde çıtayı yükseltmesini hayranlıkla izliyorum ama tiyatro sahnesinde onu izlemek bambaşka bir keyif...

Allah’tan 8 sene aradan sonra ‘Aşkın Halleri’ isimli oyunla tekrar sahne aldı da, doya doya izledim. Oyundaki partneri de usta oyuncu Burak Sergen.

YILLARIN HESAPLAŞMASI

Tiyatro oyuncusu iki eski sevgiliyi oynuyorlar…

20 yıl birlikte sahneye çıkmışlar, derken ‘yorulan’ Liz çekmiş gitmiş başka diyarlara.. Richard ise daldan dala konmuş, alkolik ve egosu tavan yapmış bir yönetmen olarak kadın oyuncuları bir bir kaçırıyor, eski sevgilisi Liz’den kendisini kurtarmasını istiyor.

Anladığınız üzere, ‘Aşkın Halleri’ tiyatronun en klasik konularından, iki sevgilinin yıllar sonraki hesaplaşmasını anlatıyor. Dolayısıyla yeni bir şey söylemiyor, çoğu zaman da havada kalıyor pek çok şey. Üstelik oyun süresi çok uzun.

Bir yerden sonra dikkatler dağılıyor. Ama Zuhal Olcay ve Burak Sergen ustalıklarını öyle bir sergiliyor ki, duygudan duyguya öyle hızla geçebiliyorlar ki, gözlerini ondan ayırmak istemiyorsun. Tiyatro er meydanı derler ya, gerçekten öyle. Oyunculuk görmek isteyenler için öneririm…

BAZI OYUNLARIN SÜRESİ ÇOK UZUN DEĞİL Mİ?

Bir süredir, bazı tiyatro oyunlarından hep aynı duyguyla çıkıyorum: İyi hoş da, süresi fazla uzun! Önceki hafta ‘Arzu Tramvayı’nın prömiyerini izlemiş, 2.5 saat sürdüğünü yazmıştım. Sadece ben değil, seyircilerin büyük kısmı aynı fikirdeydi; sıkılmışlardı.

‘Aşkın Halleri’nde de süre çok uzun bence. Özellikle aksiyonu az, diyaloğu bol oyunlarda seyircinin dikkatini koruması iyice zorlaşıyor.

Metin yazarları ya da yönetmenler; ilgili kişi kimse artık, bu oyunların yarım saatine kıysa, oyun bittiğinde tadı damağımızda kalsa, ‘tüh bitti’ diye hayıflansak daha iyi olmaz mı?

Şebnem Bozoklu’nun ‘Kaplan Sarılması’ oyununda böyle hissettim mesela. 1 saat bile sürmedi, tadı damağımda kaldı resmen. Aynı fikirde olanlar, itiraz edenler yazın bana…


15. YÜZYIL İSTANBUL'UNDA UÇMAK İSTEYEN?

Dünyanın en kapsamlı Leonardo da Vinci sergisi, 14 Aralık’ta Uniq İstanbul’a geliyor. 10 yıllık çalışmanın ürünü olan serginin ilk durağı İstanbul. Zira 2. Beyazıd döneminde Osmanlı’nın Haliç üzerine yapmayı planladığı köprü için Da Vinci ile irtibata geçildiği biliniyor.

İşte Da Vinci’nin bu köprü tasarımının maketi de sergide olacak. Ayrıca işin en heyecanlı yanı da şu; 3D gözlükleriyle Haliç Köprüsü’nden 15. yüzyıl İstanbul’unun üzerinden uçmak mümkün. Resimler, dökümanlar ve maketlerden oluşan 250 parçalık bu sergi, bu ayın en heyecanlı aktivitesi.

ANNE BABALAR GİZLİCE TV İZLİYOR

Çocukları küçük ebeveynler kendilerine ya da sevdikleri şeyleri izlemeye pek zaman bulamaz ya... İşte djital yayın platformu Netflix, anne babaların kendilerine nasıl zaman yaratıp TV izlediğiyle ilgili bir anket yapmış. Çıkan sonuçlar şöyle...

■ Türkiye’de anne babaların yüzde 96’sı, haftada en az bir kez ‘gizlice’ TV izliyor.

■ Ebeveynlerin yüzde 72’si arkadaşlarıyla buluşmayı, yüzde 60’ı spor yapmayı, yüzde 40’ı sevdiği diziyi izlemeyi özlüyor.

■ Bu ebeveynler, sevdikleri dizileri izlemek için çocuklardan ‘gizleniyor’. Yüzde 70’i yatağa yattığında TV izliyor, yüzde 43’ü yemek yaparken. Fransız ve İngiliz ebeveynlerin yarısı ise evi temizlerken, İspanyollar yüzde 34 oranla spor yaparken, İtalyanlar ise yüzde 27 oranla çocuklarını arabada beklerken kendine özel TV keyfi yapıyor.

■ Bu arada gizlice gözde TV dizilerini izleyen ebeveynlerin yüzde 70’i hiç suçluluk hissetmiyor. Çünkü bu sayede dünya ile daha çok bağlantı kurduklarını, daha az stresli olduklarını, arkadaşlarıyla konuşacak daha fazla şey bulduklarını söylüyorlar.

İzlemek için hâlâ en gözde televizyon

Aynı araştırmaya göre; Avrupa’daki ebeveynler ‘gizlice’ sevdiği diziyi izlemek için en çok televizyonu seçiyor. Fransa, İsveç ve İtalya’da televizyon tercihi az. Ama Türkiye’de yüzde 78 oranla televizyon, yüzde 70 akıllı telefon, yüzde 39 laptop ve yüzde 30 tablet cihazlar kullanılıyor.

 
Sıradaki haber yükleniyor...