Doğru yoldasınız

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Evimi satmaya karar verdim. Emlakçı ile anlaştım, o da müşterilere göstermek için anahtarı istedi, verdim. Ancak bir süre sonra evime birilerinin yerleştiğini gördüm. Nedir diye sorduğumda “Zaten evi alacaklar şimdiden yerleştiler” dedi. Ben de evin satılmış olması haline sevinerek bekledim, fakat ne para geldi ne de içindekiler çıktı. Şubat 2008’de baktım olacak gibi değil bir meslektaşınıza başvurdum. O da bana, bunları kiracı gibi kabul edelim tahliye davası açalım dedi, kabul ettim. Dava, temyiz derken Haziran 2010’da ev tahliye olundu. Kısa bir süre sonra baktım yine evde birileri var, meğerse tahliye olanlar kilidi çilingire açtırıp içeri girmiş. Polis, karakol, kaymakam, hiçbiri bana yardımcı olmadı. Başbakanlığa yazdım. Başbakanlık, Adalet Bakanlığı’na havale etmiş orası da savcılığa. Şimdi bir de bizi ölümle tehdit ediyorlar. Her yerden ümidi kestim size başvurmaya karar verdim. Benim derdime kim çare bulacak?  N.A.

Görülüyor ki çok müşküldesiniz. Sizin bu müşkülünüzü halletmek devletin görevi. Zira mülkiyet hakkı Anayasa teminatı altındadır. Hani şu beğenilmeyen Anayasamız var ya işte onun teminatı altında. Bu Anayasa hükmünü hiçe sayar vatandaşın mülkiyet hakkını korumazsanız kabahati Anayasa’da bulursunuz. Neyse gelelim esas meseleye. Sizin haklarınızın korunması için öncelikle yanlış bir yola girilmiş. İki sene sürecek tahliye davası yerine olayı kısa zamanda çözecek 3091 Sayılı Kanun hükümlerine başvurmak uygun olurdu.

[[HAFTAYA]]

Bu kanuna göre doğrudan kaymakamlığa başvuruyorsunuz. Kaymakamlık kısa bir incelemenin sonucunda tahliye kararı veriyor, Polis yardımı ile de eve gelinip tahliye sağlanıyor. Şayet aynı kişi tekrar eve girerse üç aydan bir yıla kadar hapis cezası veriliyor. Suçu işleyenler birden fazla kişi ise ceza bir kat artırılır. Bu imkandan şimdi yararlanamıyorsunuz zira bu konuda kaymakamlığa yapılacak şikayet iki aylık süreye tabi. Peki şimdi ne olacak? Doğrusu mahkeme yolu ile kiracı imiş gibi tahliye davası yoluna girdikten sonra artık bu yolda devam edilecek. Diyorsunuz ki başbakanlığa yazdım. Ben size bundan başka ne önerebilirim ki? Ülkenin en yetkin kişisine ulaşmışsınız ve bunu başaran ender kişilerdensiniz. Şimdi savcılığın yapacağı tahkikatı beklemekten başka yapacak bir şey yok. Şayet tehditleri ispatlayabilecekseniz bu yönden de savcılığa şikayette bulunun ve işlemleri bekleyin. Sair okuyucularımın da tedbirli olması için olayınızı biraz uzun özetledim. Benim gücüm size bilgi vermekle sınırlı ve ancak yaptıklarınızı teyit edebilirim o kadar. Bana göre de bugün için doğru yoldasınız.

Tercih sizin

2008 yılında bir daire satın aldım. Evin kusurundan haberdar değildim. Ancak eve kanalizasyon suyu doluyor. Meğerse bazı komşular bunu biliyormuş yani müteahhit bunu bize bile bile satmış. Bu evde oturmak mümkün değil. Ne yapabiliriz? T.Y.

Herhangi bir şey alındığında onun gözle görülebilir kusurları var olabilir. Bunun için bakmakla anlaşılan kusurlarına açık ayıp veya aleni ayıp denilir. Ancak bir de bakmakla görülmeyen ama kullanmakla ortaya çıkan kusurları vardır ki buna da gizli ayıp denilir. İşte sizinki ikincisi yani gizli ayıp. Yani ancak kullanmakla ortaya çıkan ayıp. Bu durumda tüketici hakları gündeme gelir ve sizin bazı haklarınız vardır. Ya daireyi iade edip parasını geri istersiniz, ya ayıbın giderilmesini istersiniz veya bedelden indirim talep edersiniz. Bedelden indirim talep etmek veya ayıbın giderilmesini istemek sanki pek işinize yarayacakmış gibi görünmüyor. Daireyi iade edip parasını geri istemek sanki daha mantıklı. Ancak buna karar verecek sizsiniz. Bunları talep ederken öyle tahmin ediyorum ki müteahhide sözlü olarak söylemek pek yarar sağlamayacak. Bu durumda da geriye dava açmak kalıyor. Bunun için de tüketici mahkemelerine başvuracaksınız.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder