Hoş geldin sürdürülebilir kapitalizm

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu çağın, yani ‘Sürdürülebilir Kapitalizm’in başlangıç tarihini dünya 21.01.2021 diye atacak. Joe Biden ve Kamala Harris’in göreve başladığı ilk gün...

Tarihe dikkat! 21.01.2021’deki rakamlar çok anlamlı. Topladığınızda dokuz ediyor ve bu sayı sembolizme göre pek çok şey anlatıyor…

  • Dokuzu herhangi bir sayı ile çarpılınca, çıkan sayının rakamlarının toplamı daima dokuz oluyor.
  • Türk ve Altay mitolojisinde halk kültüründe ‘dokuz’ kutlu rakam olarak kabul ediliyor.
  • Dokuz, sembolizmde bir bitişi, erişilen bir noktayı, tamam olmayı ifade ediyor.
  • Pek çok anlayışa göre de ‘dokuz’ yeniden doğuşun sembolü.
  • Bebekler dokuz ay ana rahminde kaldıktan sonra doğuyor.
  • Dokuz rakamının Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında da gizemli bir yeri var. Doğum tarihi 1881. Bu sayı, dokuz ve katlarıyla ilintili. 18’in içinde iki adet dokuzun toplamı, 81’in içinde ise iki adet dokuzun çarpımı var. Ayrıca 1+8+8+1=18 ediyor, tekrar 1+8’i toplanınca yine dokuz elde diliyor. 9 Eylül 1922’de Başkomutan olarak yönettiği orduların ülkeyi düşmandan temizlediği, İzmir’i kurtardığı; 9 Ağustos 1928’de Latin harflerinin kabulünü milletine müjdelediği tarih.

Bu başlangıca fantezi bilgi, retorik anlatım diyenleriniz çıksa da fütürist bir ekonomist olarak bir kez daha altını çize çize yazayım ki kapitalizmin kalesi olan ABD’nin son başkanlık seçiminde yaptığı sert manevra ile Dünya; ‘Sürdürülebilir Kapitalizm’e resmen adım attı. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız artık yeni gerçeğimiz. Üstelik bu pek öyle “Beğenmeyen almasın” diyebileceğimiz bir durum da değil.

Özellikle bizim gibi gelişmekte olan, edilgen ülkeler için daha da mecburi… Hepimize hayırlı olsun. Tamam Amerika 2030’a kadar ekonomik rakamlar açısından büyüklüğü Çin’e kaptırabilir, büyük ihtimalle kaptıracak da… Ancak bu, dünyanın önemli bir kısmını (biz de dahil) epey bir zaman daha parmağında oynatacağı gerçeğini değiştirmeyecek.

Tıpkı ön ayaklar nereye giderse arka ayakların takip etmesi gibi, dünya eski havasında olmasa da Amerika’nın suyolundan akmaya devam edecek… O yüzden seçimlerde teknoloji baronlarının, petrol sömürgenlerine attığı çalımla başa gelen Biden-Harris ikilisinin icraatları, tıkanma noktasındaki kapitalizmin yeni bir forma dönüşmesine odaklanacak.

BAŞKA BIR DÜZEN ŞARTTI

COVID-19 ile tüm dünyanın, takkesini önüne koyup düşünebildiği epey uzun bir zamanı oldu. İddiam odur ki pandemi de zaten bunun için başlatıldı. (Bkz. 15 Mart 2020 tarihli ‘Korona, zor oyunu bozar!’ yazım) Kısacası, sömürgen ve hep daha fazla hırsın, korku ve savaşla gütmenin, kıtlık bilincinin hakim olduğu sistemin, neresinden tutsak elimizde kaldığı, insanlığı felakete sürükleyen bir model olduğu besbelli idi.

Şimdi sisler yavaş yavaş dağılmaya, ana hatlar belirginleşmeye başladı... Eğer dünya bu ‘Sürdürülebilir Kapitalizm’i kıvırabilirse, 10 yıla, hatta 2030’a kadar, dokuz yıla kalmaz, her şey yeni, farklı ve inşallah çok daha iyi bir düzene geçmeye başlamış olur.

Sürdürülebilir Kapitalizm nedir?

İngilizcesi Sustainable Capitalism. Kapitalist ekonomi politikalarının insanlığı ve gezegeni korumayı amaçlayan, sürdürülebilirlik ilkeleriyle uygulanmasını şart koşuyor. Kapitalizmi ehlileştirip, insancıllaştıran; çevreci, barışçıl bir dünya düzeni kurulmasını amaçlıyor. Kapitalist ekonomide hayatta kalmak için genişlemek, büyümek gerekiyor. Oysa ‘sürdürülebilirlik’ tam tersini gerektiriyor ve savunuyor! Tek başına devamlılığı ve büyümeyi değil, kaynakların yenilenmesini de gözetiyor.

Ve bu, şu ana kadar çoğunlukla algılandığı gibi yalnızca çevrecilikle ilgili bir mesele değil. Yaşamın tüm katmanları ve unsurlarını kapsıyor. Gezegendeki her şeyin, uyum içinde birbirini sürdürebilmesine dönük çalışmasına odaklanıyor. ‘Sürdürülebilir Kapitalizm’in sürdürülebilirlik ilkeleri, 1 Ocak 2016’da Birleşmiş Milletler tarafından 17 maddelik ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları – Sustainable Development Goals’ olarak ilan edildi. Aşağı yukarı tüm ülkelerde temsilcilikler açıldı. Kampanyalarla kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütleri paydaş olmaya davet edildi.

Toplumların ilk etapta 17 küresel kalkınma amacının kök nedeni olan sorunların farkına varması, çözümlere odaklanması, gençlerin konuya dahil edilmesi için çalışmalara girişildi. Ülkelerin ekonomik yönetime ve kapitalizmin sosyal yönlerine odaklanması için çabalar harcanmaya; bu konular özellikle pandemiden sonra daha da ciddiye alınmaya, yükselmeye başladı.

Çok uluslu, devasa şirketler “2030’da karbon-nötr olacağız” gibi sözler verdi. Kısacası dünyanın önde gelen ve kapitalist sistemi oluşturan firmalarının önemli bir kısmı 2020 itibarıyla ‘Teknolojik Rönesans’ ve ‘Yeşil Devrim’ sürecine geçti.

NASIL BARIŞACAK BU İKİ KELİME?

Birdenbire her şeyi düzeltemeyeceğimiz apaçık ortada. Mevcut ekonomik modeldeki değişiklikler öncelikle işsizlik, iklim felaketleri, batan şirketler, çöken ülkeler vb gibi, ağır sosyal, çevresel ve ekonomik sonuçlar yaratacak. “Acı yoksa, kazanç da yok” ilkesi acımasızca işleyecek. O yüzden bireylerin çabalarının yanı sıra yerel yönetimlerin, hükümetlerin uyumluluğu çok önemli olacak.

Sürdürülebilir uygulamalarda bir artış ve mevcut tüketim davranışlarında belirgin bir azalma gerçekleşmeye başladığında “Batıyoruz!” çığlıkları daha da yükselecek. Bu neşeyle pandemi selamı veren ve sevgi böcekleri gibi gülümseyen Biden-Harris ikilisinin ve ekiplerinin Türkiye özelinde, can sıkacak şeyler yapacağından, yapmaya devam edeceklerinden eminim.

Ancak dünya açısından onlar da bizler de eski kafalarımızı bırakmayı başarırsak, etkilendiğimiz alanlar içindeki sarmallarımızdan özgürleşebilecek stratejilerle çok çalışır ve kenetlenirsek harikalar yaratabiliriz. İsteyince oluyor. Hadi isteyelim. #GelecekGüzelGelecek

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder