Parmaklıklar ardında

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Deniz Akkaya’nın zorlama hapis cezasıyla şöhretin hukuk karşısında bir ayrıcalık sağlamadığını bir kez daha görmüş olduk. Bu son olay bana parmaklıklar arkasında vakit geçirmiş diğer ünlüleri hatırlattı. Seren Serengil de 2018’de Deniz Akkaya ile aynı suçtan 3 gün hapis yatmıştı. Son dönemin en uzun içeride kalan ismi ise 2.5 yılla Deniz Seki oldu.

  • Serdar Ortaç 1999’da askere gitmemek için hile yapmak suçundan 54 gün cezaevinde kaldı.
  • Haluk Levent 1997’de karşılıksız çek suçundan 9.5 ay yattı.
  • Ebru Şallı 1999’da kokain kullandığı iddiasıyla 15 gün tutuklu kaldı.
  • Doğuş 1993’te tecavüz suçundan 4 ay hapis yattı.
  • Tarık Akan 80’lerde yaptığı bir konuşma yüzünden 2.5 ay hücre hapsi aldı.
  • İbrahim Tatlıses 1987’de polise hakaretten 16 gün yattı.

HOLLYWOOD SUÇLULARI

  • Khloe Kardashian 2007’de alkollü araç kullandığı için 3 gün hapis yattı.
  • Bill Cosby cinsel saldırı suçundan 3 yıl hapiste kaldı.
  • Lindsay Lohan 2011’de hırsızlık suçundan 120 gün hapis cezası aldı.
  • Martha Stewart 2004’te sahtekarlık suçundan 5 ay yattı.

ÇEVRECİ FESTİVAL

Etkinlikler boyunca büyük özveri ile çalışan festival ekibi organizasyon anlamında şahane bir iş çıkardı. Bu festivalin her sene büyüyerek daha büyük kitlelere ulaşacağı muhakkak. Klişe bir laf olacak belki ama, dünyayı sanat kurtaracak.

19-24 Ağustos arasında Çeşme Belediyesi ilk sürdürülebilir film festivali Kıyıdan Kıyıya Türkiye-Yunanistan Film Festivali’ni düzenledi. Sürdürülebilirlik gezegene zarar vermeden üretmek demek. Bu nedenle festivalde elektrikli araçlar kullanıldı. Yönetmen, oyuncu ve basının katılımıyla kıyı temizliği yapıldı. Sanat yönetmenliğini Gizem Erman Soysaldı ile yönetmen Yusuf Saygı’nın üstlendiği festivalde Alaçatı Amfi’de yapılan film gösterimleri tatilcilere farklı bir etkinlik imkanı sundu. Ayrıca atölye çalışmaları ve master class etkinlikleri düzenlendi. Film gösterimleri sonrası yönetmen ve oyuncularla söyleşiler yapıldı.

BİLMEMENİN ERDEMİ

Leyla Yılmaz’ın ikinci filmi ‘Bilmemek’in festivaldeki gösterimi organizasyonun yıldız etkinliklerinden biriydi. Emir Özden’in oynadığı Umut’un uğradığı akran zorbalığı ekseninde Türkiye’deki orta sınıf bir ailenin çıkmazlarına şahit oluyoruz. Bu arada yaşadığımız zamanlarla ilgili birçok tespit ve farkındalık uyarısı barındırıyor ‘Bilmemek’.

Film aslında seyirciyi karanlıkta bırakarak aydınlatıyor. Her şeyi bilmek için yanıp tutuştuğumuz yeni enformasyon çağında bu bilgi susuzluğu nedense ilk fırsatta çevremizdekilerin özel hayatlarına yöneliyor. Ancak başkalarının özel alanlarına girmek, filmde olduğu gibi hayat mahveden şiddetli bir güce dönüşebiliyor. 

Bu güç müdahalesi akranlardan, anne babadan, eşten, okuldan, devletten, toplumsal yapıdan yani içinde yaşadığımız dünyanın her noktasından gelebilir. ‘Bilmemek’ içinde bulunduğumuz bu durumu net bir şekilde gösterip her şeyi bilmeye alışmış ve bunu doğal hak gören seyirciye bilme hakkının sınırlarını hatırlatıyor. 

Aslında hatırlatmaktan çok öğretiyor. Çünkü biz tanımadığımız birine rahatlıkla hemen memleketini, yaşını, medeni durumunu, işini, nerede oturduğunu soran bir milletiz. Ama kişisel sınırların çok daha net bir şekilde çizildiği medeniyetlerde bu davranışınız özel hayata müdahale olarak görülür. Örneğin karnında şişlik gördüğünüz bir kadın tanıdığınız "Hamile misin?" diye sorduğunuzda size dehşet içinde bakabilir.

Filmde Umut kendisine cinsel yönelimini soran takım arkadaşlarına "Sana cevap vermiyorum çünkü sana bana istediğin soruyu sormana izin vermiyorum" diyor. Hem arkadaşları hem de seyirci afallıyor çünkü bu konsept bu topraklar için çok yeni. Dedim ya biz tanıştığımız birinin ilk 3 dakikada tüm şeceresini dökmek isteyen bir kültürden geliyoruz.

‘Bilmemek’ teknolojiyle değişen yeni dünya düzeninden Z kuşağına, mülteci sorunundan kadın haklarına, aile kurumundan ezen-ezilen ilişkisine kadar birçok yerden okunabilir. Bu tema zenginliği içinde herkes kendi durduğu yerden bu filmi farklı bir şekilde izlerken akıllarında kalacak en önemli şey bilmemenin erdemini kabullenmek olacak.

BODRUM EYLÜLDE BAŞKADIR

Bodrum’da sezon kapanmak üzere ama hava mis. Eylülde buralarda tatil yapmak şahane olacak, benden söylemesi. İzin günlerini sezon sonuna saklayanlar çok şanslı...

LÜKS BÖYLE OLUR

Gündoğan’daki Mivara Luxury Resort & Spa, Bodrum’un en lüks otellerinden biri. Bazılarımızın evinden bile büyük olan odalarından çıkmak istemeyebilirsiniz. Ferah balkonları ve kaliteli mobilyalarıyla iyi hissettiren bir ambiyansı var buranın. Bu lüks hissi aldığınız hizmet kalitesinde de kendini gösteriyor.

Çoğu gençlerden oluşan şahane bir ekibe sahip olan Mivara’da ziyaretinizin keyifli geçmesi için canla başla çalışıyorlar. Mivara, 2019 ve 2020 yıllarında Tripadvisor tarafından Traveller’s Choice ve Mükemellik Ödülü’ne layık görülmüş. Bu yıl da kullanıcılar tarafından ‘Best Of The Best’ seçilmiş. Bana sorsalar ben de oyumu Mivara’ya verirdim.

DONDURMACIDAN ÖZEL YEMEK

Dondurma markası Atelier Gelarto, İstanbul’da düzenlediği yemeğin ikincisini Bodrum’daki Must Yalıkavak’ta yaptı. Organizasyona iş, kültür, sanat, ve tasarım dünyasından isimler katıldı. Tuba Ünsal, Nur Bilen Yavuzer, Bilge Öztürk, Özlem Avcıoğlu, Gökhan Avcıoğlu, Berrin Ak, Ayşem Saraçoğlu ve Ayşegül İlsever gecenin ilgi çekenleri arasındaydı. Büyük ilgi gören yemeğin menüsü yetenekli şef Kadir Aytekin imzasıyla hazırlandı.

KALİTELİ HİZMET

Bodrum-Torba’nın en bilinen otellerinden Moyo Beach Hotel’in plajı dışarıdan gelen müşterilere de açık. Makul fiyatlarıyla rakiplerini geride bırakan Moyo’da şezlong keyfi yapmak çok güzel. Fırınlarından çıkan pizzalar mutlaka denenmeli. Kokteylleri de bir harika. Genç ve dinamik ekip en yoğun anlarda bile gülümsemesini kaybetmiyor. Bu yüzden iyi bir servis kalitesi sunan Moyo’nun çalışanlarına şapka çıkarıyorum.

BALIK PAZARI TABAĞI

Karaköy’deki Ma’Na bu yaz Bodrum’a çıkarma yapan restoran markalarına katılmıştı. Gölköy’deki Faros Otel’in iskelesinde şahane bir sezon geçirdiler. Bir ara Bodrum’a gelen tüm ünlüler mutlaka buraya uğruyordu. Sonuna da olsa ben de yetiştim ve o menünün nadide üyesi balık pazarı tabağındakileri yeme şansına eriştim. Ma’Na sezon bitince Bodrum’da olamayacak belki ama Karaköy şubesine tüm kış gidip meyhane keyfi yapabilirsiniz.

EN İYİ DENİZ

Bu Bodrum ziyaretimde, Yalıkavak’taki Highlight Otel’in plajında bulunan Miya Beach’in denizi açık ara en iyisiydi. Çünkü sezon öncesi denizdeki taşları, pislikleri toplatıp her yeri tertemiz yapmışlar. Yüzmenin tadına doyamadım açıkçası. Tabii her zamanki gibi kokteylleri ve yemekleri çok başarılıydı. Plajın en tatlı yanı ise müziklerdi. Birçok beach club’da rahatsız eden ve yeter demek istediğiniz şarkıların aksine, Miya Beach’in DJ’i harika seçimleriyle günün keyfini ikiye katladı.

GERÇEK ANTEP MUTFAĞI

Bodrum’da gerçek Antep yemekleri bulacağınız aklınıza gelir miydi? Gaziantep’te de bu işi yapan bir ekip, Bodrum-Kocacık’ta Daş Mutfak’ı açmış. Bahçesinde keyifle yemek yediğimiz bina taş olduğu için adı böyle. Ama fırınları da taş maşallah. Daş Mutfak, Antep’in yerel mutfak kültürünü; Antep’ten gelen malzemeleri, fırın ve tepsi yemekleri ile Antepli şeflerin elinden sunuyor.

Orada nasıl yapılıyorsa, Bodrum’da da aynısı var. Beyran çorbasının tadı hala aklımda. Eli böğründe dedikleri kiremit güveçteki et yemeği, pirpirim salatası bir harika. Bodrum’un önemli gastronomi noktalarından biri olmaya aday Daş Mutfak’ı martta açılmasına rağmen ağzının tadını bilenler çoktan keşfetmiş. Tüm yıl boyunca açıklar. Mutlaka uğrayın.

Yazarlarımızdan

09 Aralık 2021, Perşembe 07:01
09 Aralık 2021, Perşembe 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder